Huzursuz Bir Uyku

1006 Words
Zeynep Ali ile yola çıktıktan sonra telefonum çaldı. Tuğçe abla, eğitimden sonra attığı konuma gelmemi istedi. Yine neler olduğunu anlamamıştım. Ona Ateş Bey ile ilgili bilgileri verip telefonu kapattım. ''Geldik, Zeyna.'' ''Teşekkür ederim Ali’m. Seni çok uğraştırdım bugün.'' ''Saçmalama ve in artık arabamdan.'' Eğitim alanına geldiğimde bir sürü iri yarı adam vardı. Biraz çekindim açıkçası ama bana doğru gelen bir kadın fark edince rahatladım. ''Zeynep?'' ''Evet, benim.'' ''Tuğçe Hanım ile görüştük Zeynep. Tüm isteklerini bize söyledi, öncelikle eğitimimiz iki saat sürecek. Bir saat sporla ve savunma sanatları ile geçecek. Diğer bir saatte de Yağız Hocamız ile beraber atış çalışacaksınız. Tuğçe biraz bildiğini söyledi.'' ''Yani, çok temel sayılır. Biraz kendimi savunabilmek için öğrenmiştim.'' ''Haydi gel, başlayalım.'' Bana yıllarmış gibi gelen iki saatin ardından, eğitim alanından ayrıldım ve Tuğçe ablanın attığı konuma gitmeye başladım. Kapıda beni Tuğçe abla karşıladı. ''Tuğçe abla?'' ''Gel canım, Nevraların evi burası. Seninle burada konuşacağız.'' ''Merhaba, Zeynep kızım hoş geldin.'' Dedi Ahmet Bey. ''Merhaba, Ahmet Bey.'' ''Ah! Zeynep geldin mi canım?'' ''Merhaba, Nevra Hanım.'' Hep birlikte salona geçtik. İçeride Ateş Bey ve Karan Bey’in dedesi Tufan Bey ve babaannesi Pakize Hanım ile tanıştım. Ahmet Bey konuşmaya başladı. ''Kızım, öncelikle geldiğin için teşekkür ederim. Bugün senin için yoğun bir gün oldu, buna rağmen geldin.'' ''Olur mu öyle şey Ahmet Bey? Bu işe başladık artık, elimden geleni yapacağım.'' Herkes bana minnetle bakıyordu. ''Bundan sonra, en azından Ateş ile ilgili olan işler daha kolay olacak kızım. Bize direnmeyi bıraktı, işlerin ciddiyetini sonunda anladı.'' ''Sevindim, peki ne yapacağız? Planınız nedir?'' ''Biraz zamana ihtiyacımız var kızım. İlk saldırıyı onlardan bekliyorum. Biz her zaman hazırda bekleyeceğiz.'' ''Peki, bugün neden buraya çağırdınız beni?'' ''Bugün aslında karşı taraf harekete geçti. Hedefleri Ateş’ti.'' Ateş’e mi saldırdılar? Nasıl yani? Neden bu kadar sakinler o zaman? ''Hemen bir şeyler yapalım o zaman. Neden bekliyoruz ki? Ateş Bey iyi mi?'' ''Yok kızım, iyi merak etme. Erken fark ettik. Korumalar hemen engelledi. Ateş bu yüzden kabul etti zaten.'' ''Peki, ne yapacağız?'' Ahmet Bey bana planını anlattı. Gayet mantıklıydı. Artık yalnızca karşı tarafın saldırısını beklemek zorundaydık. Ateş’e bir şey olacağı fikri beni oldukça sıkmıştı. Bir anda aşırı mı tepki verdim acaba diye düşündüm. Nevra Hanım’ın bakışları da böyle düşünmemde oldukça etkili oldu. Sahi Ateş için neden bu kadar endişelendim ki? İki kez gördüm adamı alt tarafı. ''Zeynepciğim, Ateş ve Oya ile ilgili Tuğçe'ye bir şeyler söylemişsin.'' dedi Nevra Hanım. ''Evet, bugün gördüklerimi söyledim. Fazla samimiydiler. Akşam da buluşacaklar.'' dedim durumdan hoşlanmayarak. ''Selam millet, ben çıkıyorum. Zeynep? Sen ne yapıyorsun burada? Babamın yeni ajanı sen misin?'' dedi ve gülmeye başladı. ''Merhaba, Karan Bey ajan demesek mi acaba?'' dedim ve gülümsedim. ''Nereye gidiyorsun sen sıpa?'' diye bağırdı Karan Bey'e babası. ''Baba nereye gidebilirim? Glamo'ya gidiyorum işte, sanki bu aralar başka bir yere gidebiliyoruz?'' dedi hafif sitemli. Nevra Hanım bana yaklaştı ve sessizce konuşmaya başladı. ''Zeynep, sen de git. Ateş ile Oya'nın arası nasıl? Gerçekten sevgililer mi öğrenmen lazım. Ateş'in sevgilisi olması imkansıza yakın. Bunu başardıysa, Oya gerçekten özel olmalı.'' diye heyecanlı heyecanlı konuşuyordu. Söylediği sözler beni çok rahatsız etti. Oya gerçekten Ateş için özel mi yani? Ateş ile Oya... Ben pek yakıştıramadım. Konuşmayı duyan Ahmet Bey hemen Karan Bey'e seslendi. ''Karan, Zeynep ile beraber git. Glamo'ya çok sık gidiyorsunuz. Orayı tanıması iyi olur.'' dedi ve bana döndü. ''Zeynep oraya gidince etrafı hızlıca gez, ben birini ayarlayacağım. Sana yardımcı olacak.'' ''Nasıl isterseniz Ahmet Bey.'' ''Bana Bey deme artık Zeynep. Amca dersen daha mutlu olacağım.'' ''Peki, Ahmet amca.'' Dedim ve gülümsedim. ''Aaa, o zaman bana da Bey demeyi bırak. Bana da Karan de.'' diye lafa atladı Karan Bey ve koluma girip beni çekiştirmeye başladı. Evdekilere veda bile edemeden arabaya doğru sürüklendim. ''Karan Bey ne yapıyorsunuz? İnsanlarla vedalaşamadım bile.'' ''Zeynepciğim ama eğlenceyi kaçıracaktık. Hemen çıkmamız lazımdı. Ayrıca Karan, sadece Karan.'' dedi. ''Peki Karan.'' dedim ve gülümsedim. Mekana vardığımızda, ben içeri doğru ilerlerken Karan sarışın bir kadınla konuşmaya başladı. ''Zeynep, sen içeri geç. Ben hemen geliyorum.'' dedi. Ben de içeri geçtim. Mekana girdiğimde alkol kokusu tüm geçmişimi yeniden gözlerimin önüne getirdi. Babamın sarhoş halleri, bize bağırışları... Aynı koku, insanların eğlenmesi anlamına geliyordu. Ne enteresan ama. Kendimi sakinleştirerek yürümeye başladım ama oldukça gergindim. İlerideki merdiveni görünce oraya ilerledim. Merdivenin kenarına tutunarak kendime gelmeyi bekleyebilirdim. Tam merdivenin önüne gelmiştim ki bana çarpan kişiyle adeta yere uçacaktım. Ancak, belimden tutuldum ve karşımdaki kişinin bedenine yapıştım. Başımı kalırıp baktığımda Ateş Bey ile karşılaştım. Buradaki alkol kokusu, onun güzel kokusunu almamı engellemiş olmalı. Ne kokusu Zeynep ya? Adamın sevgilisi var. Kendine gel artık. ''Zeynep?'' ''Ah! Merhaba Ateş Bey.'' ''Sen geldin... Neden?'' ''Şey, ben…'' ''Evet. Sen?'' Dilim tutulmuş gibiydi. Ne diyeceğim şimdi? Aman nasıl olsa babasına her şeyi yetiştirdiğimi biliyor. Gerçeği söyleyeyim. Konuşmaya başladım. Tam karşılıklı gülmeye başlamıştık ki tanıdık bir ses geldi. ''Ateş, sevgilim seni bekliyorum yarım saattir. Ne yapıyorsun burada?'' ''Ah, Zeynepciğim hoş geldin. Sen neden geldin buraya?'' ''Merhaba Oya Hanım. Ben…'' ''Ben davet ettim Zeynep’i. Biraz kötü bir tanışmamız olmuştu. Gönlünü almak istedim.'' diyen ise Karan'dı. ''Herkes buraya gelecek herhalde, babam ve annem nerede?'' diye sinirlendi Ateş. ''Abiciğim, sadece buraya gelmeme izin var. Biliyorsun.'' Dedi Karan ve gülümsedi. Sonra belimden tutarak beni yönlendirir gibi çevirdi. ''Neyse, biz sizi rahatsız etmeyelim. Nereye geçeceğiz Karan?'' ''Yukarı çıkalım biz. Çiftimizi rahatsız etmeyelim.'' Dedi ve göz kırptı. ''Biz de yukarı çıkacaktık, beraber çıkalım.'' Ateş Bey'in komutuyla yukarı çıkmaya başladık. Bir locaya vardığımızda Deniz Bey ve Erdem Bey vardı. Ama sızmış gibi duruyorlardı. Ateş Bey onları uyandırdı. Herkes yerine yerleşince, tuvalete gideceğimi söyleyip oradan ayrıldım ve Tuğçe ablayı aradım. Tuğçe abla bugün oradaki adamlarının meşgul olduğunu ve yalnızca bulunduğum katı gezmemi söyledi. Ben de hızlıca etrafı taradım ve locaya geri döndüm. Döndüğümde gördüğüm tablo ise beni oldukça rahatsız etti. Gerçi neden etti ki? Oya Hanım, Ateş Bey'i adeta sıkı sıkı sarmıştı. Neredeyse adamın kucağına oturacaktı. Bu ne böyle ya? Masada biraz gerginlik olunca, Ateş Bey ve Oya Hanım mekandan ayrıldı. Ateş Bey geri geleceğini söylese de geleceğini hiç sanmıyordum. O yüzden işimin bittiğini düşünüp ben de mekandan ayrıldım. Dışarı çıkıp derin derin nefes aldım. Alkol kokusu beni gerçekten çok zorlamıştı. Bir taksiye atlayıp eve gittim. Duş aldım ve yatağıma uzandım. Düşüncelerimde ise Ateş Bey ve yanındaki Oya Hanım vardı. Huzursuzca uykuya daldım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD