Telaşla kalktı, küçük kız ateşler içerisinde yanıyordu. Yeniden dokundu. Alnına, yanaklarına ve ellerine. Hızla kalkıp, salona koştu. Çekmeceler de bulduğu dereceyle döndü. Üstündeki tişörtü çıkarıp, atletiyle bıraktığı kızının koltuk altına yerleştirdi. Saniyeler geçmek bilmiyordu. Dereceden çıkacak sonucu beklerken, Defne için zaman durmuştu. Duyduğu sesle hızla geriye çekip ekranına baktı, 39 dereceydi.
"Ne? Yanıyorsun annecim!"
Hızla eğildi. Pikeyi üstüne sarıp, iki kolunu altına koyduğu gibi kaldırdı. Gözleri dolu doluydu. Koşar adımlarla kapıyı açıp, gecenin bir yarısında olduğuna aldırmadan dışarıdaki arabasına yaklaştı.
....
Defne, başını dayamış olduğu yatağın ucundan kaldırdı. Pencereye baktı, gün aydınlanmıştı. Sonunda, bu uzun gecenin de sabahı olmuştu. Derin bir nefesle doğruldu. Elini, minik kızının serum takılı olan minik elinin üzerinden yavaşça kaldırdı. Koca yatağın üzerinde küçük bedeniyle ve sadece iç çamaşırlarıyla, sırtüstü bir pozisyonda kendinden geçmiş şekilde uyuyordu. Yavaşça alnına bıraktığı ıslak bezi kaldırıp elini yaklaştırdı, geceye göre daha soğuk olduğunu fark edebiliyordu.
"Sonunda"
Derin bir nefes aldı. Minik ayaklarının üzerinde bulunan ince beyaz çarşafı beline kadar örtüp, oldukça yavaş damlayan serumu kontrol etti. Öylesine büyüktü ki, geceden beri akıyor olmasına rağmen, hala yarıydı. Arkasında bulunan dolaba yaklaşıp üstündeki pet şişeden bardağa su doldurdu. Yavaşça iki dudağına yaklaştırıp yudumladığı sırada, odanın kapısı açıldı. Hızla yönünü çevirince, doktoru gördü.
"Günaydın"
Gülümseyen doktor ve yanındaki hemşire, uyuyan miniğe yaklaştılar. Yavaşça gerekli kontrolleri yaparlarken, Defne sessizce izliyordu.
"Bir sorun yok, değil mi?"
Diye endişeyle sorduğunda, doktor bakışını ona çevirdi. Gece boyunca kızı için çırpındığını ve hiç uyumadan vücudunun ısısını düşürtmek için nemli bez tuttuğunu biliyordu.
"Ateşi düşmüş, gayet iyi. Bizim kadar sizin de çabanızla oldu bu. Endişe etmeyin artık ve yazacağım şurupları birkaç gün düzenli olarak içirmelisiniz. Serum bittiğinde gidebilirsiniz."
Defne derin bir nefes aldı.
"Tekrar geçmiş olsun"
"Teşekkür ederim"
Odadan çıkan doktorun ardından kapıyı kapatmasını izledi. Kızına yanaştı. Yatağın ucuna oturup, yatağa dağılmış saçlarına dokundu. Tıpkı bir melek gibi uyuyordu.
"Bebe-ğim"
Dedi dün geceyi hatırlarken. Aceleyle acile getirmiş, kontrollerden sonra bir ateş düşürücü yapılmış, ateş düşmeyince bir de serum takılmıştı. Kızının, canı yanarken ki ağlayışı zihninde canlanınca, gözleri doldu. O an engel olmak için hiçbir şey yapamamış, sadece izleyerek kızını sakinleştirmeye çalışmıştı. Yavaşça eğilip, serum takılı olan eline küçük bir öpücük bıraktı.
.....
Çınar gözlerini rüyasında sürekli ağladığını gördüğü kızla açtı, hızla doğruldu. Eline telefonunu alıp Defne'nin numarasını çevirdi. Sadece Masal'ı sormak istiyordu fakat cevapsız olduğunu gördüğü telefonu kulağından indirdi.
....
Merdivenleri yavaşça inerken, telefonu yeniden açtı. Rehberde Defne'nin ismini bulup kulağına yaklaştırdı. Hazırlanıp, odadan çıkmasına rağmen hala dönüş yapılmamış olması, onu daha çok endişelendirmişti. Merakla cevap verilmesini beklerken, kahvaltı masasında bekleyen ailesini gördü. Selam vererek yerine oturduğunda, telefon hala kulağındaydı. Ayaklarını, endişeyle sallıyordu ki açıldığını fark etti.
"Alo"
Diyen Defne'nin sesiyle hızla ayağa kalktı. Ailesinin bakışları altında birkaç adım uzağa geçti.
"Alo, Merhaba"
Defne uyuyan kızını uyandırmaktan korkarak koridora çıktı. Kapıyı yavaşça arkasından örttü.
"Merhaba"
"Ben rahatsızlık vermek istemezdim fakat dün gece Masal'ı sürekli rüyamda gördüm. Çok ağlıyordu, merak ettim"
Defne derin bir nefes aldı.
"Masal, biraz hasta"
"Ne?"
Çınar endişeyle adımını durdurdu.
"Dün gece çok kötü ateşlendi. Hastaneye getirdim, şu an da hala uyuyor"
"Ne? İyi mi?"
"Geceye göre daha iyi ama daha uyanmadı"
Çınar duraksadı. Kalbinin hızla çarptığını hissediyordu.
"Hangi hastanedesiniz? Gelmek istiyorum"
Defne Hastanenin ismini ve kaldıkları oda numarasını verince, Çınar hızla ailesinin önünden geçip, çıktı. Annesi, bakışını kardeşine çevirdi.
"Masal kim?"
Çetin düşündü. Bu ismi ağabeyinin ağzından ilk defa duyuyordu.
"Bilmiyorum, abime sorun"
Dedi omuz silkerken.
.....
Çınar hastanenin koridorunda hızla koşuyor, kapı numaralarına bakıyordu. Sonuncu odaya yaklaşınca, derin bir nefes verip, elini kapıya yaklaştırdı. Yumruk yaptığı elini yavaşça vurup açtığında, karşısına ilk çıkan, koca beyaz yatağın üzerinde uyuyan küçük melekti.
"Ma-sal"
Hızla ve olabildiğince sessiz şekilde yanına yaklaştı. Serum takılı eline baktı. Öylesine küçüktü ki, kıyamadı. Gözleri nedensizce dolarken, odada bulunan lavabodan çıkış yapan Defne'ye döndü.
"Durumu nasıl?"
Defne derin bir nefes verdi. Gece boyunca gözünü kırpmadan başında beklemişti.
"Gittikçe daha iyi oluyor"
"Neden bir anda ateşledi?"
"Benim hatam, gün boyunca huysuzdu. Hasta olacağını tahmin etmeliydim."
Gözlerinden suçlulukla yaşlar süzülmeye başladı. Gözlerine ilk defa böylesine bakan adam, yanına yaklaştı. Kalbi, neden böylesine huzursuz hissediyordu?
"Hayır, hayır senin hatan değil, böyle düşünme. Her çocuk hastalanabilir, bu çok doğal bir şey"
Defne bakışını kızına çevirdi. Hala tepkisiz uyuyordu.
"Saatlerdir uyuyor, neden uyanmıyor bilmiyorum"
Çınar derin bir nefes verip bir daha adım attı. Attığı her adım, onu kadına daha çok yakınlaştırıyordu. Kolunu açıp boynuna doladı. Neden yaptığını bilmediği bu hareket, kalbinin hızla çarpmasına neden olmuştu.
"Endişe etme, ilaçlar uyutuyordur. Serum bittiğinde kendine gelecektir."
"Ben ona iyi bir anne olamıyorum. Ne yapsam, ne kadar çabalasam da, o yine hasta oluyor, yine canı yanıyor"
Çınar geriye çekilip gözlerine baktı. Yanakları yaşla doluydu. Yavaşça elini yaklaştırıp silmeye çalıştı.
"Sen benim tanıdığım, bildiğim en mükemmel annesin. Ben, bunu seni teselli etmek için değil, gerçekten böyle düşündüğüm için söylüyorum"
Defne kendine çeki düzen vermeye çalıştı. Adamın gözlerine bakıp bir adım geriye çekildi.
"Teşekkür ederim"
"Şimdi gözlerini iyice sil, kendini toparla çünkü uyandığında Masal'ın ilk gördüğü, annesinin gözyaşları olmamalı"
Genç kadın hak vererek derin derin nefes aldı. Gözlerini tamamen silerken, kızının kıpırdadığını gördü.
"Annecim"
Yanına yaklaştı. Saçlarına dokunurken, Masal yavaşça masmavi gözlerini araladı. Mavilikleri, şu an sadece kırmızıydı. Oldukça yorgun ve bitkin hissediyordu. Bakışını, karşısında duran Çınar'dan ayırıp annesine döndürdüğü anda ağlamaya başladı.
"Bebe-ğim"
Defne, telaşla sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Bir yerin mi acıyor? Söyle kuzum, neden ağlıyorsun?"
Masal ağlıyor, elindeki seruma baktıkça da geceyi hatırlayıp ağlayışını arttırıyordu. Gözleri dolan Defne'yi fark eden Çınar, hızla yaklaştı. Müdahale etme gereği duydu. Küçük kızın yaş dolu maviliklerine baktı.
"Masal, bak senin için geldim buraya En iyi arkadaşının yanında ağlayacak mısın?"
Masal yavaşça sakinleşerek gözlerine baktı. Annesi saçlarını okşuyordu.
"Acıyan herhangi bir yerin var mı?"
Masal kafasını iki yana sallamakla yetinip annesine döndü.
"Eve.. Gitmek.. istiyorum"
Defne eğilip saçına öpücük kondurdu. Bakışını bitmek üzere olan seruma çevirip yeniden ona döndü.
"Az kaldı annecim, gideceğiz"
.....
Defne, eve getirdiği kızına ılık duş aldırıp yatağına yatırdı. Hala ilaçların yorgunluğu vardı üzerinde. Gözlerini uykuya yenik düşerek kapattığı sırada, genç kadın telefonunun sesini duydu. Ayağa kalktı. Yavaşça üstünü örtüp odanın kapısını örterek çıktı. Salondaki koltuğun üzerinde bulunan telefona yaklaşınca, Çınar'ın ismini ekranda gördü. Hastaneden çıkarken, işleri çıktığı için şirkete dönmek zorunda kalmıştı.
"Alo"
"Merhaba, Masal nasıl?"
"Daha iyi, uyudu şimdi"
"Çok az işim kaldı, bitince onu görebilir miyim?"
Defne yorgunlukla koltuğa oturdu.
"Tabi"
"Teşekkür ederim, işlerim bittiği gibi geleceğim. Görüşürüz"
"Görüşürüz"
Telefonu kapattı. Gözleri oldukça yorgundu. Uyumaya ihtiyacı olmasına rağmen, ayağa kalktı. Çalışma masasına yaklaştı. Laptopunu ve kitaplarının üzerinde bulunan dosyayı eline aldı. Koltuğa oturup, önündeki orta sehpaya bıraktı. Ekran açılırken, öğrencilerine yaptırdığı sınav kağıtlarını buldu. Bugün son gündü, sisteme geçirilmesi gerekiyordu.
.....
Kulağına ulaşan zil ile araladı Masal gözlerini. Kendini çok daha iyi hissediyordu. Yavaşça ayağa kalkıp odadan çıktı. Gözleriyle annesini arıyordu. Koltuğun üzerinde uyduğunu görünce, sessizce kapıya yaklaştı.
"Kim o?"
Kapıda bekleyen Çınar 'ın yüzünde gülümseme oluştu.
"Masal'cım, ben Çınar"
Masal kapıya daha yaklaştı. Alt kilidin yeterli olmasını umarak çevirdiğinde, açıldığını gördü. Gülümseyerek bakan adama yaklaşıp, işaret parmağını dudağına yaklaştırdı.
"Sessiz ol Çınar, annem uyuyor"
Çınar'ın yüzünde şaşkın bir gülümseme oluştu.
"O zaman sessizce içeri girip kapıyı kapatalım"
İçeri girdi ve kapının iki kilidini de kapatıp salona ilerledi. Koltuğun üzerinde uyuyakalan kadına ve etrafına baktı. Onlarca sınav kağıdı yerlerde ve laptopta okulun not sistemi de açıktı. Yavaşça eğildi. Kaybolmamaları gerektiğini bilerek, toplamaya çalışırken, bakışını Defne'ye çevirdi. Önce doğum günü sonra da Masal'ın hastalanması üst üste gelince, oldukça yorgun olduğunu düşündü. Elindeki kağıtlara ve ekrana bakıp, Masal'a döndü.
"Masal'cım, annen çok yorgun, dinlenmesi gerekiyor. Benim de çok küçük işim var. Sen tek başına sessizce oynayabilir misin?"
Masal kafasını aşağı yukarı sallayarak oyuncağına yöneldi.
......
Çınar derin bir nefesle laptopu kapattı. Elindeki kağıtları yeniden üst üste bıraktığında, Masal yaklaştı yanına.
"Çok acıktım ben"
Genç adam ona döndü. Hava kararmaya başlamıştı.
"Evet, ilaçların da var. Karnını doyurmalıyız"
Ayağa kalktı. Mutfağa yol alırken, Masal da takip ediyordu. Çok yabancı olduğu mutfağa bakınan Çınar, derin bir nefes alıp, izleyen küçük kıza döndü.
"Yemeği dışarıdan isteyelim mi?"
Masal geriye çekildi.
"Annem kızabilir, çok zararlı"
Çınar duraksadı. Ne yapacağını bilmiyordu. Daha önce yapmamıştı fakat buna rağmen bildiği tek bir yemek vardı.
"Peki, Makarna sever misin?"
"Evet, evet! Çok severim"
Sevinçle bağırdığında, Çınar gülümsedi. Yaklaşıp kucağına aldığı gibi, tezgahın üzerine oturttu.
"O zaman bana eşyaların yerini söyleyerek yardım etmelisin. İlk soru, tencere nerede?"
Masal gülümseyerek parmağıyla tencerelerin olduğu dolabı işaret etti.
.....
Masal parmak uçlarıyla salondaki yemek masasına yaklaştı. Elindeki çatal kaşıkları yavaşça masaya bırakıp mutfağa yeniden gelirken, Çınar da yapmış olduğu makarnayı tabaklara doldurup aynı şekilde masaya yaklaştı. Masal'ın da bardaklarla döndüğünü görünce gülümsedi. Masaya bırakmasını bekleyip hızla kucağına aldı. Sessizce hızla mutfağa geçti.
"Uçarak taşıyoruz !!"
Masal iki kolunu açmış gülüyordu. Çınar yere indirip gözlerine baktı.
"Suyu da masaya bırakıp anneni uyandıralım mı?"
"Evet"
Çınar eline su şişesini aldı. Birlikte yeniden salona geçtiklerinde, Masal ona bakıyordu. Yavaşça yanına yaklaşıp, boyuna eğilmesini istediğinde, Çınar şaşırıp eğildi. Küçük kız, elini kaldırıp yüzüne sakallarına dokundu.
"Çınar arkadaşım olma"
Sustu. Adamın gözlerine sevgiyle bakıyor, her zaman evlerinde kalmasını istiyordu.
"Benim.. Babam Olur Musun?"