Çınar duyduklarının şaşkınlığıyla yeniden geriye çekildi. Başını geriye yaslarken, düşünüyordu. Aklına Derya gelirken, iki tür anne olduğunu düşündü. Biri Derya gibi sorumluluktan kaçıp, çok minikken terk eden, diğeri de her şeyini uğruna feda eden. Derin bir nefes aldı. Minik kızı şanssızdı ki birinci tür de ki anneye sahip olup, terk edilmişti. Zordu belki de, dedi kendince Derya'yı biraz da olsa haklı çıkarmaya çalışarak, ama biliyordu ne nedenle olsa da kendi çocuğunu düşünmeden sokağa terk eden biri haklı olamazdı. Savunmasız bir canı, öylesine bırakan biri anne olamazdı.
.....
Eve geldiği gibi kendini odasına atan Çınar, şarjda bulunan Derya'nın telefonunu eline aldı.
Açma tuşuna basıp merakla beklerken karşısına çıkan "Pin Kodu" yazısıyla kaldı öylece. Ne olduğunu bilmediği kodu düşünürken, sinirle ayağa kalkıp hızla yatağın üzerine fırlattı.
"Kahretsin!"
Ne yapacağını, nasıl bulacağını düşünmeye başlarken aklına gelen ihtimalle kendi telefonunu çıkarıp hızla sekreterinin numarasını çevirdi.
"İstanbul'da ki tüm çocuk yuvalarının adres ve telefonunu hemen gönder bana!"
Telefonu kapatarak laptopun başına geçip beklemeye başladı.
...
Pazar gününün gelmesiyle Defne günlerdir hazırlıklarını yaptığı doğum günü için kızını hazırlamıştı.
Küçük bir prensese benzeyen Masal, annesinin gözlerine baktı mutlulukla.
"Çınar gelecek"
"Evet annecim, geleceğini söylemişti
Kızını son kez kontrol etti. Saçlarına pembe bir taç takmış, pembe veya beyaz renklerden oluşan bir elbise giydirmişti. Ayağında da şık ve elbisesine uygun bir ayakkabı vardı.
"Benim kuzum artık hazır. Hadi bakalım içeri geçelim"
Zil duyuldu. Masal, hızla ve heyecanla koşmaya başladı.
"Çınar geldi!!"
Hızla yaklaştı. İki kilitten oluşan çelik kapının alt kilidini çevirdiğinde, üsttekinin de açık olmasıyla hızla açıldı. Sevinçle baktığı kapıda, Selen'i görünce yüzü asılarak kafasını eğdi.
"Gelmedi"
Somurtarak arkasını döndüğünde. Selen yüzünde ki şaşkınlıkla geride duran Defne'ye yaklaştı.
"Beni gördüğü için yüzü mü asıldı?"
Gülümsediğinde, Defne yaklaşıp arkadaşını öptü.
"Hoşgeldin canım, onun derdi başka. Arkadaşının geldiğini düşündü"
"Hangi arkadaş onu böyle mutlu eden?"
İçeri girdi. Süslenmiş olan evin, salonuna baktı. Her tarafa rengarenk balonlar asılmıştı.
"Defne, süslemeler harika olmuş"
Defne gülümseyerek diğer misafirlere de yaklaştı.
......
Tüm odaların kapılarının bulunduğu, evin ortak alanı olan salonun içerisinde onlarca çocuk vardı. Sevinçle oynuyor, koşturuyorlardı. Tüm davetliler aileleriyle gelirken, tek bir eksik vardı. Çınar hala ortalarda yoktu ve bu Masal'ı oldukça üzmüştü. Oyun oynayan arkadaşlarına aldırmadan bir köşede otururken, Defne kolundaki saate bakıp kızına yaklaştı. Önüne oturup, ellerini tuttu.
"Bebeğim"
Masal bakışını yerden ayırıp yüzüne baktı. Gözlerinde koca bir hayal kırıklığı vardı.
"Çınar neden gelmedi?"
"İşi çıkmıştır annecim"
"Geleceğini söylemişti"
Defne elini yanağının üzerine yaklaştırdı. Yavaşça okşarken, derin bir nefes verdi.
"Pastayı üflemelisin, herkes seni bekliyor"
Kapının sesi yeniden duyuldu. Masal, gözlerine aniden gelen parlamayla hızla ayağa kalktı. Gelmeyen tek davetlinin Çınar olduğunu biliyordu.
"Çınar geldi!!"
Koştu. Kapıyı açmaya çalışırken, annesi kilitlemiş olduğu üst kilidi açtığında, karşılarında kutunun içerisinde bulunan koca bir bebek göründü. Defne, anlayarak gülümsediğinde, Masal bebeğe aldırmadan etrafa bakınıyordu.
"Çınar! "
Seslendiği sırada, hızla çekilen bebeğin arkasında Çınar göründü.
"Merhaba"
Masal sevinçle yaklaşıp boynuna sarıldı.
"Geldin! Geldin Çınar"
Çınar gülümseyerek sarılışına eşlik ediyordu. Gülümseyen Defne'ye yaklaştı Selen şaşkınlıkla.
"Masal'ın beklediği arkadaşı, bu kadar büyük ve yakışıklı olamaz değil mi?"
Fısıldadığında, Defne gözlerine bakmakla yetindi. Bir adım yaklaştığında, Çınar ayağa kalktı. Bakışı onun üzerindeydi.
Omuzlarını açıkta bırakan boydan beyaz bir elbise giymiş ve beline uzanan siyah saçlarını özenle düzleştirip açık bırakmıştı.
"Hoşgeldiniz"
Elini uzattığında, Çınar gülümseyerek karşılık verdi. Elini sıkıp, yavaşça geriye çekti.
"Trafikten dolayı yol biraz uzadı, geç kalmadım umarım"
"Hayır ama Masal siz gelmeden asla pastaya üflemeyecekti"
Gülümseyerek eve girmesini işaret ettiğinde, Çınar içeri adım attı. Küçük ve şirin bir evdi. Koca bir salondan oluşuyordu. Salonun her köşesinde de odalara ve mutfağa çıkan kapılar mevcuttu. Orta alanda bir oturma gurubu, onun ortasında cam orta sehpa ve tam karşısında da televizyon kuruluydu. Duvara yakın bir yerde ise dikdörtgen beyaz renk bir masa daha vardı. Genç kadının çalışmak için kullandığı bu masa, bugün doğum günü için özenle sğslenmişti. Üstünde Defne'nin tümünü kendi elleriyle yaptığı çeşit çeşit kurabiyeler bulunuyordu Yerler pembe balonlarla donatılmış, duvarlara Masal'ın resimleri asılmıştı. Kalabalığın arasında, koltuklardan büyüğüne oturdu. Bakışını misafirlere çevirdiğinde, Masal taşımak da zorlandığı bebekle annesine yaklaştı.
"Anne bak kocaman"
Defne kızının mutluluğuna gülümsedi.
"Teşekkür ettin mi annecim?"
Masal bakışını Çınar'a çevirdi. Onu görmenin heyecanıyla unutmuştu.
"Teşekkür ederim"
"Beğendin mi?"
"Evet"
Defne kızına döndü yeniden.
"Hadi bakalım masanın başına. Pastayı getiriyorum"
Dış kapının tam yanında bulunan mutfağa yönelince, Selen de takip etti. Kapısını kapatıp, arkadaşına yaklaştı.
"Defne, bu adam Masal'ın arkadaşı olmamalı"
Defne pembe şeker hamuruyla yaptırılmış, üstünde bebek figürlerlerinin olduğu pastanın üzerine küçük mumları yerleştirmeye çalışıyordu.
"Ne?"
"Bu adam, Masal'ın arkadaşı değil babası olmalı"
Defne şaşkın bakışını arkadaşına çevirdi. Aklından geçenler, onu her zaman olduğu yine şaşırtmıştı.
"Olmaz öyle şey"
Pastayı eline alınca, Selen hızla önüne dikildi.
"Neden? Hala Yiğit'i mi bekliyorsun?"
Defne olduğu yerde kaldı. Pastayı sıkıca tutarken, derin bir nefes aldı.
"Yiğit öldü Selen"
"Ölmedi Defne, bunu ikimizde çok iyi biliyoruz. O, sadece kariyeri için sizi terk edip gitti"
Defne dolan gözlerine hakim olmaya çalışıyordu.
"Masal duyacak"
Önüne dikilen arkadaşına rağmen, yana attığı adımlarla ilerledi. Derin bir nefesle izliyordu Selen.
"Artık hayatına başka birini almalısın Defne"
Fısıldadı kendi kendine. Arkadaşının bunca yıllık yalnızlığının farkındaydı. Kapanan mutfak kapısına bakıp, salona geçti. Masanın etrafına toplanmıştı herkes. "İyi ki doğdun Masal" sesleri yükselirken, minik kız bakışını misafirlerin gerisinde gülümseyerek izleyen Çınar'a çevirdi. Üstüne çıkarılmış olduğu tabureden indi. Misafirlerin ve annesinin meraklı bakışları altında genç adama yaklaştı.
"Beraber üfleyelim"
Çınar izleyen bakışların farkında olarak, küçük kıza bakıyordu.
"Ama bugün senin doğum günün"
"Ben seninle üflemek istiyorum"
Defne kızına yaklaştı.
"Annecim, sıkma misafirimizi lütfen"
"Ama bugün benim doğum günüm! Ne istersem yapacağını söylemiştin! "
Tepki gösterip Çınar'ın elinden tuttuğunda, Çınar eğilip gülümseyerek kucağına aldı.
"Hadi üfleyelim"
Pastaya yöneldiler. Yeniden sesler yükselmeye başladığında, Masal hayatına birkaç gün önce dahil olan adamın kucağında mumları söndürdü.
....
Kızına yaklaştı Defne. Onun canı, her şeyiydi. Varlığına her gün, her dakika şükür ettiğiydi.
"İyi varsın bebeğim, iyi benimlesin. İyi ki doğdun"
Masal annesine sıkıca sarıldı.
"Benim canım annem"
Defne iki yanağına da koca öpücükler bıraktı.
.....
Oyun oynayan çocukları izliyordu herkes. Defne elindeki içeceği, sessizce koltukta oturan genç adama uzattı.
"Teşekkür ederim"
Genç adam yudumlamaya başladığında, Defne de yanına yaklaştı. Boş olan tek yer, onun yanıydı. Yavaşça otururken, bakışları da sevinçle oyun oynayan kızındaydı. Bakışını yanına oturan kadına çevirdi Çınar. Gülümsüyordu kızının her hareketine, her oyununa.
"Çok mu zor?"
Diye sordu daha fazla kendine hakim olamayarak. Defne ona çevirdi bakışını.
"Efendim?"
"Bir çocuğu tek başına büyütmek gerçekten çok mu zor?"