Masal gülümseyerek sıkışmış olan iki ele baktı. Bakışını yeniden genç adama çevirip yanına yaklaştığında, Defne kızına döndü. Yabancı birine ilk defa böylesine yakınlık gösterdiğini biliyordu. Elini, elinin içerisine bırakırken, Çınar eğilip gözlerine baktığında, telefonunun sesini duydu. Yavaşça doğrulup cebinden çıkardığında, ekranda kapıda bekleyen şoförünün ismini gördü.
"Alo"
"Efendim, toplantıya çok az zamanınız kaldı"
"Tamam geleceğim"
Kapattığı telefonu yeniden ceketinin iç cebine bıraktı.Gitmek zorunda olduğu bir toplantı vardı. Üstünde lacivert renklerde bir takım elbise, ayağında da siyah bir ayakkabı vardı. Boyu uzunken, aynı siyahlıkta saçları ve çenesini kaplayan sakalları da yakışıklılığını daha çok ortaya çıkarıyordu. Yana taranmış saçları da özenle yapılmıştı. Gülümseyerek izleyen küçük kızın saçlarını okşayınca, Defne ona döndü.
"Tekrardan çok teşekkür ederim"
Gözlerine baktıktan sonra kızına döndü. Elini, eline yaklaştırdı.
"Gidelim mi artık bebeğim?"
Diye sorduğunda, Masal astığı yüzüyle Çınar'a bakınca, genç adam önüne eğildi. Ellerini tuttu, masmavi gözlerin içerisine bakarken.
"Kendine çok dikkat et ve sakın bir daha tek başıma dışarıya çıkma"
Masal yüzünde gülümseme oluşturdu.
"Çıkmam"
Çok yakınında bulunan adama biraz daha yaklaştı. Ellerini ellerinin arasından çekip, iki kolunu açtığı gibi sıkıca sarıldı. İki minik kolun boynunu sardığı adam kadar Defne de şaşkınlıkla izliyordu. Derin bir nefes verdi Çınar. Bu küçük kızın yanında, hiç bilmediği duygular hissediyordu. Koca kollarıyla, onu aynı şekilde sarıp geriye çekildiğinde, Masal annesinin elini tuttu.
"En iyi arkadaşım"
Genç adama gülümsediğinde, Çınar'ın da yüzünde gülümseme oluştu.
"En iyi arkadaşım"
Karşılık verdiğinde, annesiyle birlikte ilerlemeye başlayan Masal, gözden kaybolana kadar el sallayıp alışveriş merkezinden çıkış yaptı.
.....
Anne kız, gecenin de etkisiyle koca yatağın üzerine yatıyorlardı. Masal başını annesinin karnının üzerine bırakmışken, Defne de saçlarını okşuyordu. Bugün hayatının en kötü saatini geçirmişti. Yanında olduğu için yeniden şükür ederken, bakışını çevirdi.
"Annecim"
Masal kafasını ona çevirdi merakla. En sevdiği şeydi, böyle annesiyle yatağa girmek.
"Neden okuldan habersiz çıktın?"
Küçük kız bakışını yeniden tavana çevirdi. Arkadaşlarının aileleri tek tek almaya gelirken, onunki biraz gecikmişti. Çıkarken de tek amacı, annesine gitmekti.
"Sen gelmedin anne"
Defne şaşkınlıkla onu izliyordu. Elinden geldiğince, hızlı olup kızına yetişiyordu.
"Herkesin annesi geldi ama sen gelmedin"
Defne minik elinden tutup küçük bir öpücük bıraktı.
"Bebeğim, biliyorsun okulum var. Bittiği anda seni almaya geliyorum, dersim uzadığında da servise seni yanıma getirmesi için haber veriyorum"
Masal sustu. Annesinin haklı olduğunu biliyordu. Daha önce onu hiç bekletmemişti.
"Çok koktum, ya başına kötü bir şey gelseydi? Ya kötü biri karşına çıksaydı? O zaman çok üzülürdüm ben"
Masal yavaşça doğruldu. Otururken, annesinin gözlerine bakıyordu.
"Anne, Çınar kötü biri değil"
Defne kolunu uzatıp yanına çekti. Sıkıca sarılıp, kokusunu içine çekiyordu.
"Evet annecim, şanslıydık ki seni bulan kişi o oldu ama bir dahakine böyle şanslı olamayabiliriz"
Masal gözlerine bakıyordu. Başını eğdi.
"Anne, doğum günüme bu kadar mı kaldı?"
Üç parmağını annesine gösterdiğinde, Defne gülümsedi. Üç gün sonra, minik kızı beş yaşına girecekti. Parmaklarına öpücük bıraktı.
"Evet, üç gün sonra benim bebeğim kocaman olacak"
"Tüm arkadaşlarım gelecek mi?"
"Davet etmek istediğin tüm arkadaşların gelecek"
Masal annesinin gözlerine baktı. Aklında tek bir kişi vardı.
"Çınar da benim arkadaşım"
Defne yavaşça doğrulup oturdu. Kızının gözlerine bakıyordu.
"Evet annecim"
"Onun da gelmesini istiyorum"
Düşündü Defne. Bir defa gördüğü birini davet etmeyi uygun görmese de kızının üzülmesine dayanamıyordu.
"Çınar'ı bir daha görebilir miyiz, bilmiyorum"
Masal başını eğdi. Yüzü asılmıştı. Onu da partide görmeyi çok istese de, annesinin de elinden gelen bir şey olmadığının farkındaydı. Derin bir nefes veren Defne, yanı başında bulunan komodinin ilk çekmecesini açtı. İçerisinden çıkardığı bir hikaye kitabını kızına çevirdi.
"Bugün, hangi hikayeyi okusam acaba?
Sorduğunda, Masal hızla kafasını kaldırıp gözlerine baktı. Elinde ki hikayeye bakıp, gülümsedi. En sevdiği şeydi, bu hikayeleri annesinden dinlemek.
"Küçük Tavşan! Küçük Tavşan! "
Yeniden başını annesinin karnının üzerine bıraktı. Defne gülümseyerek sürekli okuduğu hikaye olan "Küçük Tavşan"ı açıp okumaya başladı.
....
Yarıladığı hikayeden bakışını ayırdı Defne. Kızının dakikalardır sessiz olduğunun farkındaydı. Kapalı gözlerini fark edince, gülümseyerek doğruldu. Uyandırmamaya çalışarak başını yavaşça yastığa bıraktı. Saçına küçük bir öpücük bırakıp, üstünü de örttüğü gibi içeriden sessizce çıktı. Küçük ve özenle düzenlenmiş olan salonda, duvarın köşesinde bulunan masaya yaklaştı. Yarın sabah dersi vardı, hazırlık yapması gerekiyordu. Kitaplarını düzeltip mutfağa yöneldi. Elinde bir kahve ile sandalyeye otururken, yakın gözlüğünü taktı. Yine uzun gecelerden biri olacağını biliyordu.
...
Gün yeni aydınlanmaya başlarken, Çınar yatağında, iki kolunu kafasının arkasında birleştirmiş, tavanı izliyordu.
Aklında sadece kızı vardı. Varlığını öğrendiği o günden beri, gözlerine uyku girmiyordu. Boş bakışlarla durmuş, onu nasıl bulacağını düşünüyordu. Elini kafasının altından çekip, yanında ki komodinin ilk çekmecesini açtı. Yeni çerçevelettiği bir resim çıkardı. Minik bir bebek, kapalı gözleriyle uyuyordu. Yavaşça, yüzüne dokundu.
"Biraz daha bekle babacığım, seni bulacağım"
Dokunurken, aslında onu nasıl bulacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Tek bildiği beş yaşında olduğu ve doğduğu aylarda terk edildiğiydi. Derin bir nefes verirken telefonunu eline aldı. Rehberde sekreterinin ismini bulmak için tek tek ilerlerken, bir an durdu. "Derya'm" yazıyordu. Elini, isminin üzerinde gezdirirken, hala bunu nasıl yapabildiğini aklı almıyordu. Bir zamanlar aşık olup evlendiği kadın, böylesine kötü biri miydi? Uğruna herkesi karşısına aldığı kişi, şimdi onu büyük bir çaresizlikle baş başa bırakmıştı.
"Benden bu kadar çok mu nefret ettin Derya?"
Diye sordu ismine bakarken. Derin bir nefes verip, düzenleme ksımına geçti ve "Derya" diye değiştirdi. Yaptığını anlamaya çalışsa da düşündükçe deliriyordu. Baba olacağını ilk öğrendiği günü düşündü. Sevinçle bağırmış, hızla parka koşmuştu. Oyun oynayan tüm çocuklara tek tek balon dağıtıp yeniden eve dönmüştü. Hayatının en güzel günü olduğunu düşündüğü o günden aylar sonra da eline geçen bir mektupta, bebeği kaybettikleri yazıyordu. Nasıl da yıkılmıştı? Kendini her zaman bu durum için sorumlu hissetmiş, günlerce uyuyamamıştı. Bir daha baba olmayacağı kararını bile vermişti. Doğmamış bir bebeği koruyamayacak kadar işe yaramaz hissetmişti kendini. Yaşadığı acılar zihninde tek tek yeniden yer almaya başlarken, kızının aslında hayatta olduğunu öğrenmek farklı duyguları hissetmesine neden olmuştu. Bebeği için böylesine acı çekerken, o bebek sokağa terk edilmişti. Aklı başında giderken, hızla kalktı. Dolabında bulunan bir çanta çıkardı. Kaza gecesinde Derya'dan geriye kalan çantaydı. İçerisini karıştırdı. Defalarca yapmasına rağmen, yeniden yapmak istedi. Tek umudu, kızına ait bir şey bulmaktı. Günlerdir kapalı olan ve kaza anında küçük hasar gören telefonu eline aldı. Tuşlarına dokunmasına rağmen, açılmadığını görürken, şarj aleti aramaya başladı odasında. Ona uygun olan birini bulup, prize taktı. Bakışları sadece telefonun üzerindeydi. Düşünüyordu, belki de onu kızına götürecek bilgiler içerisinde bulunuyordu.
....
Defne, kahvaltı masasını özenle hazırlamıştı her sabah olduğu gibi. Karşısında duvara asılı olan saate bakıp, bakışını kızının odasına çevirdi. Hala uyuyordu. Uyandırmak için adım attığı sırada, kapının açıldığını gördü. Pembe pijama takımı, çıplak ayakları ve dağılmış olan saçlarıyla ilerliyordu.
"Günaydın annecim"
Gülümseyen annesine rağmen Masal sessizce yaklaşıp, kollarının arasına girdi. Başını omzuna bırakırken, uykulu gözleriyle esniyordu.
"Uykun mu var hala?"
"Evet anne"
Defne sırtını okşayıp geriye çekildi. Yanağına koca bir öpücük bırakıp, açılmak da zorlanan mavi gözlerine baktı.
"O zaman hemen ellerimizi ve yüzümüzü yıkayıp kendimize geliyoruz sonra da kahvaltı edip okula gidiyoruz"
Elinden tutunca, birlikte lavaboya ilerlediler.
.....
Defne kreşin önünde durdurdu arabasını. Kemerini açıp indi. Arka koltuğun kapısını açıp, kızının beresini eline aldı. Başına geçirip, inmesine yardımcı oldu. Elinden tutup birlikte içeri ilerlediler. Sınıfın önünde adımını durduran Defne, miniğinin önüne eğildi. Ellerini sıkıca tutarken, berenin altından görünen mavi gözlerine bakıyordu.
"Annecim, dışarı çıkmak yok tamam mı?"
"Tamam"
Defne önce ellerine ardından iki yanağına öpücük bıraktı.
"Nerede benim sabah öpücüğüm?"
Gülümsediğinde, Masal gülümseyip yanağını uzatan annesine yaklaşıp, öpücük bıraktı. Kızının sınıfa girdiğinden emin olana kadar bekleyip hızlı adımlarla arabasına ilerledi Defne. Dersinin başlamasına çok az zaman kalmıştı.
.....
Giriş yaptığı okulun bahçesinde park ettiği arabasından indi. Kapılarını kontrol ederken, tam yanında bir araba daha durdu. Çok iyi tanıdığı bu arabaya bakıp durduğunda, içerisinden aynı yaşlarda olduğu bir bayan indi. Elinde kitaplar bulunan arkadaşı Selen, yanına yaklaştı.
"Günaydın"
"Günaydın Canım"
İki kız birbirini öptükten sonra okul binasına doğru yürümeye başladılar.
"Bugün erkencisin"
"Düşündüm dün gece, dedim ki Defne tek başına hem kızına hem okula yetişiyor hemde derslere hiç gecikmeden. Ben neden tek olmama rağmen, geç kalıyorum?"
Defne'nin yüzünde gülümseme oluştu. Bakışını arkadaşına çevirdi.
"Sen uykuyu seviyorsun çünkü"
Selen gözlerine baktı. Gülüyordu, gülerken de yeşil gözleri parıldıyordu. Her zamanki gibi neşesi ve enerjisi yerindeydi.
"Bu arada Masal nasıl? Çok korkmuş mu kaybolduğunda?"
Defne derin bir nefes verdi. Kızının kayıp olduğu anları düşünmek bile istemiyordu.
"Bulan kişi, korkmasına izin vermemiş. Şükür ki çok iyi"
"Kim buldu?"
Defne bir daha yüzünü görüp görmeyeceği bile belli olmayan Çınar'ı hatırladı.
"Bir beyefendi"
"Erkek yani"
Gülünce, Defne kıstığı bakışlarını ona çevirdi. Gözlerine baktıktan sonra sessizce yola döndü.
"Genç mi?"
"Gençti herhalde"
"Herhalde mi Defne?"
"Masal'ı bulduğuma inanamıyordum, yüzüne bakamadım doğru düzgün."
Yüzünü asan Selen, ona döndü şaşkınlıkla.
"Evli veya nişanlı mıydı?"
"Ne bekliyorsun Selen? Kızımı bulan adama, evli veya bekar mısın diye sormamı mı? "
Selen adımını durdurup önüne geçti.
"Parmağına da mı bakmadın? Yüzük var mıydı?"
Zil duyulunca, Defne derin bir nefesle arkadaşına döndü. Bugün de onun bitmek bilmeyen sorularından kurtulabilmişti.
"Ders başlıyor canım, iyi dersler"
Sınıfına ilerlediğinde, Selen ona baktı. Sınıfları karşı karşıyaydı. Arkadaşının gidişinden emin olunca, kendi sınıfına yöneldi.
....
Çınar, açılmak bilmeyen telefonun şarjının dolmasını beklemeden evden çıkmıştı. Babasından kalan ve kardeşi Çetin'le yönettikleri şirkete doğru yol alırken trafik ışıklarında durdu arabası.
Yola bakarken hatırladı dün Masal'ı gördüğü anı. Bakışını yeniden kaldırıma çevirince, zihninin tümünü o küçük kız kaplamıştı.
Yüzünde gülümseme oluştuğunda, araba yeniden hareket etti.
....
Defne çalan son zilin ardından dağılan öğrencilerinin farkında olarak sınıftan çıktı. Yanında tek bir öğrencisi bulunuyordu. Yaptığı küçük bir görüşmenin ardından telefonu kulağından indirince, Selen yaklaştı yanına.
"Herkes çıktı Defne, neyi bekliyorsun?"
Defne yanında bulunan öğrencisi küçük Ege'ye döndü.
"Ege'nin ailesi geç kalacakmış trafikten dolayı. Bekleyeceğim yanında"
"Masal?"
Merakla gözlerine baktı.
"Servise haber vermiştim, birazdan yanımda olur."
"İyi o zaman canım ben çıkıyorum. Masal'ın doğum gününde görüşürüz"
İki arkadaş birbirini öptükten sonra, Selen arabasına yaklaşıp bindiği gibi uzaklaştı. Yanından ayrılmadığı öğrencisiyle kapıya yaklaşan Defne, bakışını caddeye çevirdi. Kızının gelecek olan servisini bekliyordu.
.....
Çınar yoğun geçirdiği günün ardından evine yol alırken, şoförünün sürekli kolundaki saate bakması dikkatini çekti.
"Yetişmen gereken bir yer mi var?"
Sorduğunda, şoför Mehmet ne diyeceğini bilemeden hem yoğun trafiğe bakıyor hemde düşünüyordu.
"Hayır efendim"
Demek zorunda kaldı ne tepki vereceğini bilmeyerek. Yeniden kolundaki saate bakınca, Çınar doğrulup yaklaştı.
"Doğruyu söyle"
Şoför derin bir nefes verdi. Aklı tamamen başka yerdeydi.
"Sizi bıraktıktan sonra oğlumu okuldan alacağım ama trafik o kadar yoğun ki daha sizi bırakamadan oğlumun çıkış saati geldi."
"Kaç yaşında oğlun?"
"Sekiz"
Çınar yeniden geriye yaslandı.
"Annesi neden almıyor?"
"Normalde annesi alıyor ama bugün rahatsız olduğunu söyleyince dinlenmesini istemiştim"
Trafiğe de bakınırken, Çınar bakışlarını ona çevirdi.
"O zaman önce oğlunu alalım. Sonra bırakırsın beni."
Duyduğuna inanamayan Mehmet'in yüzünde gülümseme oluştu. Böyle bir çözümü hiç düşünmemişti.
"Çok teşekkür ederim efendim"
Hemen arabayı oğlunun okuluna çevirdi rahatlık barındıran gülümsemesiyle.
.....
Şoför durdurduğu arabada kemerini açıp, arkada oturan patronuna döndü.
"Hemen geleceğim"
Koşar adımlarla önünde bulundukları okulun bahçesine giriş yaptığında, Çınar geriye yaslandı. Yoğun geçen günün ardından dinlenmeye ihtiyacı vardı. Gözlerini dinlendirmek isteyerek, yavaşça kapattığı sırada arabanın önünde bir okul servisi durdu. Bakışını o yöne çevirince, bir hostesin eşliğinde iniş yapan küçük bir kız çocuk gördü. Yüzünde ki şaşkın gülümsemeyle hızla arabanın kapısını açıp indi.
"Masal!"
Küçük kızın bakışı arkaya kaydı. Şaşkınlıkla gördüğü kişiye bakıp, heyecanla gülümsedi.
"Çınar!!"
Yolunu çevirip hızla koşmaya başladığında, gülümseyerek eğildi Çınar. Yanına yaklaşan küçük kızın masmavi gözlerine bakıp ellerinden tuttu.
"Merhaba"
Masal gözlerine bakıyor, onu yeniden görmenin mutluluğunu yaşıyordu.
"Nasılsın?"
Küçük kız elini yavaşça kaldırıp yanağına dokundu. Eline batan sakalları bile şu an hoşuna gidiyordu.
"İyiyim"
"Tek başına değilsin, değil mi? Annen nerede ?"
Masal bakışını okula çevirdiğinde, kızının bir adamla konuştuğunu gören Defne, koşar adımlarla yaklaşıyordu.
"Anneme geldim ben"
Çınar gülümsüyordu.
"Burada mı annen?"
"Evet"
Parmağıyla işaret ettiğinde, Çınar o yöne döndü. Yaklaşan genç kadını görüp ayağa kalktığında, Defne korkusunun boşa çıktığını görüp derin bir nefesle adımını durdurdu.
"Anne bak Çınar burada"
"Çok ayıp annecim"
"O benim arkadaşım!"
Kızınca, Defne bakışını genç adama çevirdiğinde gülümsediğini gördü.
"Merhaba"
Çınar'a bakıp, gülümsemeye çalıştı.
"Merhaba"
"Masal'ı yalnız görünce, kontrol etmek istedim"
Defne kızına çevirdi bakışını. Merakla dinliyordu.
"Masal söz verdi bana. Bir daha yanlız çıkmayacak, değil mi annecim?"
"Evet"
Çınar gülümseyerek izleyen mavi gözlere bakıp saçını okşadı.
"Aferin sana"
Masal yaklaşıp ceketinin ucunu tuttu. Bakışını çeviren Çınar'a döndü.
"Çınar, doğum günüme gelir misin?"
Defne'nin yüzünde gülümseme oluşurken, Çınar küçük kızın önüne eğildi.
"Pazar günü 5.yaş günü olacak. Gelebilirseniz, onu çok mutlu etmiş olacaksınız"
Defne'den bakışını ayırıp yeniden küçük kıza baktı. Minik ellerini sıkıca tutmuştu.
"Nasıl bir hediye istersin?"
Defne gülümseyerek izlediği kızının heyecanına bakıyordu.
"Gelecek misin?"
"Tabi ki, en iyi arkadaşımın doğum gününü kaçırmamalıyım"
"Yaşasın!!"
Sıkıca boynuna sarıldığında, Defne gülümsüyordu.
"Sana kocaman bir bebek alacağım"
"Kocaman mı? Benim kadar mı?"
"Evet, boyu senin kadar olacak ve konuşacak"
Masal sevinçle annesine döndü.
"Anne, Çınar bana bebek alacak"
"Çok ayıp annecim"
"O benim arkadaşım"
Defne gülümsedi pes ederek.
"Evet annecim, o senin arkadaşın"
Çınar'ın da yüzünde gülümseme oluşturdu. Ayağa kalkıp, genç kadının gözlerine baktı.
"En küçük arkadaşım"
Gülümsediklerinde, Çınar'ın telefonunun sesi duyuldu. Merakla, ceketinin iç cebinden çıkarıp ekrana baktığında, şoförünün ismini gördü.
"Alo"
"Efendim, oğlumla arabada bekliyoruz"
"Tamam, geleceğim"
Kapattıktan sonra, Defne'ye döndü.
"Doğum günü için adres alabilir miyim?"
"Evet tabi"
Kolundaki çantasına çevirdi bakışını. Kalem kağıt çıkarmak için fermuarını açmaya yönelirken, Çınar onu izliyordu.
"Mesaj olarak gönderebilirsiniz"
Defne elini çantadan ayırıp ona baktı .
"Doğru"
Telefonunu çıkarıp adresi yazdığında, Çınar'ın numarayı söylemesiyle gönderdi.
"O zaman görüşürüz Pazar günü"
Masal sevinçle ona bakıyordu.
"Görüşürüz Masal'cım"
El sallayınca, Masal da karşılık verdi. Yavaşça uzaklaşırken, bakışları da hala onun üstündeydi. Okulun bahçesinde bulunan arabaya, annesinin de yardımıyla binip uzaklaştı. Derin bir nefes veren Çınar arkasını dönüp, kendi arabasına yöneldi. Arka koltuğa otururken, başını geriye dayadı. Yanında ki küçük çocuğa bakıp gülümseyerek saçlarını okşadığında, araba hareket etti.
"Bilmiyordum"
Dedi şoför dikiz aynasından patronuna bakıp. Çınar merakla ona döndü.
"Neyi?"
"Dün kaybolan çocuğun, Defne öğretmenin kızı olduğunu"
"Öğretmen mi?"
Merakla sorunca, Şoförün yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. İki yıldır oğlunun öğretmenini tanıyor olsa da kızını ilk defa görebilmişti.
"Oğlumun öğretmeni."
"Masal bu yüzden bu kadar zeki. Çok güzel yetiştirilmiş"
Şoför düşünüyordu. Öğretmenle ilgili bildiği birkaç bilgi vardı.
"Evet, hemde tek başına olmasına rağmen"
"Tek başına mı?"
Diye sordu merak ve şaşkınlıkla Çınar.
"Eşi vefat ettiğinde, kızı yeni dünyaya gelmiş diye duydum. Buna rağmen, hayatına hiçkimseyi almadan kendini kızına adadı"