-Maya’dan- Dünyanın kendi ekseni etrafında dönmeyi bıraktığı, zamanın durduğu ve insanın kendi ecelini gözleriyle gördüğü o an... İşte tam olarak o andaydım. Yekta Gençaslan’ın iki parmağının arasında sallanan o siyah kadife kese, kristal avizelerin ışığında adeta bir idam ipi gibi sallanıyordu. Buz mavisi gözlerindeki o alaycı, her şeyi bilen ifade karşısında dizlerimin bağı çözüldü. "Bunu cebimde mi unuttun Maya? Yoksa zaten bana vermek için mi buradaydın?" Zihnimdeki bütün nöronlar bir anda yandı. Sigortalar attı. Bedri Bey’in aylardır bana öğrettiği o "leydi adabı", "dik duruş pozisyonu" ve "kuğu zarafeti" Pera Palas’ın tarihi parkelerine saçılıp yok oldu. "O... O şey..." diye kekeledim. Sesim fısıltıdan hallice çıkmıştı. Yüzümün alev alev yandığını, kulaklarımdan dumanlar y

