-Maya’dan- Sabahın köründe, henüz güneş Boğaz’ın sularına dokunmamışken malikanenin koridorlarında yükselen o ses, üçüncü dunya savaşının habercisi gibiydi. "CİNAYEEEEET! Bu evde zarafet katliamı yaşanıyor!" Yatağımdan panikle fırlayıp geceliğimin üzerine Yekta’nın bana geniş gelen o koyu gri hırkasını geçirdim. Koridora çıktığımda Bedri Bey, elinde devasa bir paslanmaz çelik tencere ve tahta kaşıkla merdivenlerin başında duruyordu. Üzerindeki rop dö şambrın kuşığını öyle bir sıkmıştı ki, nefes almakta zorlandığı her halinden belliydi. "Bedri Bey!" dedim gözlerimi oğuşturarak. "Ne oluyor?! Leyla Karadağ kapıya bazukayla mı dayandı?!" "Daha kötüsü oldu Maya!" dedi Bedri Bey, tahta kaşığı tencerenin kapağına ‘RATM-TAT-TAT’ ritmiyle vurarak. "Yekta Gençaslan’ın korumaları mutfaktak

