Ne düşeneceğimi bilmiyordum. Ne tepki vereceğimi ama bir yanım onu incitmekten korkuyordu ve bu yüzden bir şey dememiştim. Mantığım hayır derken kalbim bir damla sevgiye ve sevilmeye ölesiye muhtaçtı.... Uyku tutmadı saat üçe geliyordu ve ben yine su içmek bahanesiyle mutfağa inmiştim ama dürüst olayım: Aklım onda, kulağım alt kattaydı. Yine başlamıştı. O boğuk, tok “pat” sesleri... Evin altındaki küçük spor salonu değil de gizli bir dövüş kulübü sanki. Bir an duraksadım. Elimdeki bir bardak suyu tezgâha bırakıp sessizce spor salonunun kapısını araladım. Gördüğüm manzara tanıdıktı ama yine de tuhaf bir etki bırakıyordu: O, tişörtü terden sırılsıklam, nefesi düzensiz, kum torbasını dövüyordu. Sanki dünyanın tüm yükü omzundaydı da o yükle kum torbasını paylaşıyordu. “Onu kimin yerine koy

