Gözlerimi açtığımda hastane odasındaydım. Yanı başımda kimse yoktu. Bileklerimde keskin bir sızı vardı.
Ben etrafıma bakınırken annemin dışarıdan gelen endişeli sesini duydum.
“son derece iyiydik kaç defa söyleyeceğim. Ben kızıma bir şey olsun ister miydim? Beni sorgulamayı kesin artık"
“aksi kanıtlanırsa Zehra hanım çocuklara el koyacağız haberiniz olsun. Arkadaşları çok içine kapanık olduğunu söyledi”
“neyse ne daha fazla tartışamam”
“uyandığında geleceğim” dedi adam
Ve konuşma daha fazla uzamadan adım sesleri uzaklaştı. Bir kaç saniye sonra kapı kolu yavaşça aşağıya indi.
Annem içeriye sessizce giriyordu tahminimce beni uyandırmamak için ama gözleri gözlerimle buluştuğunda koşar adım bana yaklaştı.
Gözlerindeki endişe beni perişan etti bir anlık aptallık ile ona bu korkuyu yaşatmak. Ah ne kadarda aptalım.
Ve yaşlarıma engel olmadım. Onunda gözleri şişmişti ve sesi çatallıydı.
“özür dilerim anne ben gerçekten çok özür-”
Kollarını bana sardı “Şşş sakin ol tamam geçti özür dilenecek Bir şey yok sen iyisin ve kalanı mühim değil”
“ama ben-”
Annemde üzgündü her halinden belliydi oda içten içe buna sebep olduğunu biliyordu. Gözlerinden belliydi.
“bir daha yapmayacağına söz ver beray ömrümden ömür gitti. Bunu bana nasıl yaparsın nasıl geride bırakırsın beni ve sevimi” sessiz kaldım ve devam etti, “beni aradıklarında yani okuldan dünyam başıma yıkıldı ve o oğlan olmasa seni kaybedecek tim. Buna nasıl dayanırdım bilmiyorum”
Son sözlerde sesi kısıldı ve dudaklarından bir hıçkırık koptu. Ve ben kendime daha çok kızdım. Anneme hiç kıyamazdım tamam başlayan bir nefretim var olabilirdi ama şimdi onun gözyaşları tüm öfkemi silip götürdü.
Ben cevap veremeden içeriye doktor geldi.
“merhaba nasılsınız?” sorusu banaydı.
Başımı sallamakla yetindim.
“evet zamanında müdahale ettik ve kanamayı durdurduk yinede çok kan kaybetmişsin ve bu seni biraz daha zorlar dikişlerin atıldı akşama yine bir pansuman yaparız sonrada duruma göre çıkabilirsiniz ama en az bir gece burada gözlem altında tutacağım sizi ve bir psikolog iyi gelebilir”
Annem anlayışla başını salladı. Bana bir serum takmışlardı. Bende gözlerimi kapatıp uykuya daldım.
Akşama doğru bir polis gelip beni sorguladı. Konuşmalarını duymuştum ve yinede annemle aramızda geçen kavgadan bahsetmedim. Okulda zorbalığa uğradığımı ve bu yüzden yaptığımı söyledim. Polis buna inanmış olacak ki üstelemedi.
Hastaneden çıkalı 2 hafta olmuştu ciddi oranda kendimi toparlanmıştım ve daha iyiydim. Okula gitmem gerekiyordu sargılar çıkmış yerine yaraları kapatacak bantlar takılmıştı Ama çok zorlamasa sıkıntı olmazdı. %90 kapanmış sayılırdı.
Okula girdiğim an bir garipti genelde görünmez olan ben bir anda ilgi odağı olmuştum.
“kahretsin. Ölsem daha iyiydi.” Diye söylendim ağzımın içinde. Ve bir anda omuzlarıma atılan kol beni şaşkına çevirdi.
“sakın öleyim deme” dedi kulağıma doğru.
Ben hemen Başımı çevirirken gördüğüm yüz kalbimin dört nala koşmasını sağladı.
“demir... Sen niye hem sanane!” dedim çıkışarak utanmıştım ve üste çıkmam gerekiyordu. Ve son olan olay benden o utangaçlığı almış gibiydi.
O beni baştan aşağı üzerken yanaklarım alev aldı resmen yada almamıştı. Hala vücudum saçma tepkiler veriyordu.
“bana ne mi?” gözlerindeki haylaz parıltıdan hiç hoşlanmadım. Bana doğru bir kaç adım attığında arkamdaki banka çarptım ve oturuverdim. Hemen aramızdaki boşluğu kapatan demir üzerime eğildi.
“yazdığın not tam tersini söylüyor ama”
Ahh not tabi ya onu unutmuştum..
“ben neyden bahsettiğini bilmiyorum”
dedim kibarca ikna olmasını umarak
Cebinden çıkardığı kağıt parçasını önümde salladı. “iyiki yazmışsın yoksa gerçekten ölebilirdin”
“ha” dedim ne dediğini anlamayarak.
“notunu gördüm ve seni gözlemlediğim kadarı ile duygularını açıkça belli etmezsin ve sınıfta da değildin bir terslik olduğu belliydi”
Beni mi gözlüyordu. Şuan takıldığım tek nokta buydu bana dikkat mi etmişti. Annemin sözleri aklıma geldi. O oğlan demişti demir mi beni kurtarmıştı.
“yani beni sen mi kurtardın”
Gülümsedi. O gülünce kan akışım yine hızlanmıştı. Başını sallayıp onay verdi. Onu tanımlamak gerekirse mavi gözlü hafif koyu saçlı uzun ve yapılıydı. Çok yakışıklıydı.
Ve benim aksime çok sosyaldi arkadaş grubu vardı genel olarak onlarla takılırdı. Yalan söylememek gerekirse biraz serseri gibiydiler.
“neyse yine aynısını yapma tamam mı, her ne yaşıyorsan mücadeleyi bırakma”
Ben cevap veremeden ardına döndü arkadaşlarının yanına gitti. Ben ise yine yalnız kalmıştım. Daha fazla incelenmeye dayanamadım sınıfa çıktım.
Her zamanki gibi arka sıraya geçmiş köşemde oturuyordum. Ders başlamadan öğrencilerden biri beni rehberliğe çağırdı. Annemle olan kavgayı es geçtim saçma bir mevzudan okuldaki zorbalıktan bahsettim. Bunu sadece annemi korumak için yapmıştım.
Sınıfa geri döndüğümde sıramda demir vardı. Ve evet bizden 2 yaş büyüktü 16 yaşındaydı geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı geç başlamıştı. Sınıftakilerle takılmaz üst sınıflarla gezerdi.
Şaşkındım. Genelde kimse ile muhatap olma zahmetine girmiyordu. Bana acımış olabilir miydi öyleyse bu kalbimi beni sevmemesinden daha çok kırardı.
“selam” dedim neden burada oturduğunu
sormak istiyordum.
“selam” dedi geniş bir gülümseme ile..
“neden buradasın yani benim sıramda”
“artık burada oturmak istiyorum bir
sakıncası mı var”
“yok tabi sen otur”
Sınıfta daima dediği olurdu yaşça büyük olması bir yana arkadaş çevresinden ve kendisinden çekiniyordu sınıftakiler ve öyle olduğunu sandığımdan çantamı alıp başka bir boşluğa oturmak için hareketlendim.
“yani burada ama seninle” bileğimi tutarken söylediği sözler bana inandırıcı gelmedi kavramak bir kaç saniyemi aldı.
“ben mi ama sen kimse ile oturmazsın”
“oturmazdım şimdi istiyorum sakıncası varsa yerime geçebilirim”
“yok hayır tabi ki ben o yüzden dememiştim”
Yanına oturdum bu biraz garipti ve aşırı gergindim. Yanımda oturacağını bilsem biraz daha özenirdim kendime. Şansıma sıçayım.
Nihayet okul bitmiş bizler dağılıyorduk demir ile yan yana oturuyorduk ama pek konuşmadık aslında o bir konuşma başlatsa ben devamını getiremiyordum aptalca bir şey demekten ve şu anki durumu bozmaktan korkuyordum.
Ben derin derin düşünürken okulumuzun bir diğer muhteşem grubu çoktan beni gözlerine kestirmiş üzerime geliyordu.
Ben diğer çıkıştan çıkmak isterken kapının yanından başka bir kız önüme çıkınca kapana kısıldım. Beni çekiştirip okulun arkasında tenha alana çektiklerinde yapacak bir şey yoktu. Önce liderleri gamze konuştu.
“demek bizim yüzümüzden intihar ettin öyle mi?”
“hayır. Öyle değil gamze”
“kes sesini senin yüzünden bir ay ceza aldım İnternet elektronik cihaz ve dışarı çıkma yasağı ailemi aramışlar” dedi sanem. Eda yanlarından kötü kötü bakıyordu.
Ben annemi korumak için yalan söylemiştim ama bunu onlara anlatamazdım anında herkese anlatırlardı.
“tamam ben söyledim ama amacım ceza almanız değildi. Hatta bir amacım bile yoktu. Böyle olsun istemedim üzgünüm”
“kes sesini geri zekâlı tam olarak bunu istemişsin belli” diye devam etti sanem.
“artık bir numaram sensin bebeğim canına okuyacağım senin” gamze cümlesini bitirip dizini karnıma geçirdiğinde nefesim kesildi.
“ve ben senin yüzünden sevgilimle ayrıldım benim gibi iğrenç bir karaktere sahip kızla çıkamazmış parçalayacağım seni” dedi eda
Saçlarıma dolanan elleri beni ona doğru çekti. Attığı sert tokattan sersemledim çünkü zaten az önceki darbenin etkisindeyim. Aslında kendimi tam anlamı ile toplamış olsam başa çıkabilirdim. Kurtulmak için mucize lazımdı.
“bırakın onu yoksa bende bizim kızları çağırayım mı” gelen sesle kavga bölündü. Hepimiz o tarafa bakarken gelecek son yardımın demirden olmasını isterdim daha fazla ezik görünmek, sevdiğim çocuğun gözleri önünde hemde, isteyeceğim son şeydi.
“karışma sen demir hem sanane” dedi gizem
“neden kendin gelmiyorsun?” diye diklendi sanem hemen hemen boyları aynıydı.
“bir erkeğin bir kıza vurması hoş bir davranış değil ayrıca kırılmanızı istemem” dedi alayla.
Sanem iyice delirmiş gibiydi ki arkadan demirin arkadaşları bize doğru gelmeye başladı. Eda diğer ikisine göre daha çekingendi
“tamam kızlar bu sürtük yüzünden kavga etmemize gerek yok derdimiz onunla dağılalım”
Kızlar kısa bir suskunluktan sonra onay verdiler. Eda kulağıma yanaşıp fısıldadı. “seni daha sonra yakalarım minik kuş” gülümseyerek arkadaşlarının peşinden gitti. Ben ise utançtan kafamı kaldıramıyordum.
Furkan geldi önce beni görünce kısa bir kahkaha attı. “vay anasını bizim intiharcı kız değil mi bu”
“sevgilim çok ayıp” dedi Leyla. Furkan gözlerini devirdi.
Batuhan ise sesli bir ıslık ile karşılık verip “vay anasını güzelmiş seni nasıl fark etmedim” dedi.
Bu ise benim daha çok utanmama neden oldu aslı “senin beğenmediğin bir dişi varlık var mı acaba utandırma kızı” deyip yanıma geldi. “gerçekten kıpkırmızısın nöbet filan mı geçiriyorsun” diye ekledi.
“tamam tamam yeterince eğlendiyseniz gidin onunla kalacağım”
“ama çetin bekliyordu” dedi aslı
“bugün gelemem sorun olmaz zaten siz takılın”
“ayrıca o kızlarla bir sorun mu var ne oldu” diye ekledi Leyla.
Ve hemen Başımı kaldırıp demire baktım. Söylememesi için yalvardım bakışlarımla.
“mühim bir şey değil gidin”
“ama-”
“yeter Leyla gidin sonra konuşuruz!"
Demir öfkelenmişti ben bile anlamıştım arkadaşları da uzatmadan dağıldılar. Onlar gidince ilk ben söze girdim.
“lavaboya gidip geleceğim” başını sallayıp onay verince çantamı aldım. Ve arka bahçeden parmaklıklardan kaçtım.
Çünkü şuan ona yapacak bir açıklamam yoktu.
Ben buydum işte kaçardım, saklanırdım, duygularımı gizler örterdim ve bir köşede geçmesini beklerdim. Ama en önemlisi onunla bu kadar güzel bir ilişki kurmuşken mahvetmek istemiyordum ya unutacaktı ki öyle olsa çok mutlu olurdum ama olmazsa bile bir kaç gün düşünecek fırsatım olurdu. Okulu bir kaç gün asabilirdim...