4. BÖLÜM (İLK ÖPÜCÜK)

1166 Words
Sabaha kadar heyecandan uyuyamamıştım. Ve yaklaşık bir saat önce kalkıp hazırlandım onu bekletmemek için. Aşağıya indiğimde demir ortalarda yoktu. Biraz daha bekledim ve gelen hala yoktu. En sonunda gecikmemek için okula koyuldum. Sınıfa girdiğimde yoktu. Beni ekmesi çok canımı sıkmıştı. İkinci dersin ortasında geldi. Doğruca yanıma gelip oturdu ben ders arasında konuşamadığım için sessiz kaldım. Teneffüste ise sessizce defterime gömüldüm ilk konuşan demir oldu. “sanırım canın sıkkın” “yok neden olsun ki” dedim hemen. “bilemiyorum ama yüzün asık duruyor” Bilemiyorum mu gerçekten daha da sinirlenmiştim geç kaldım kusura bakma veya uyanamadım dese tamam hem kendi beni bekletiyor hemde bilemiyorum diyor ya cidden aptal olmalı yada benimle fena halde taşşak geçiyordu. Ona olabildiğince sinirli bakarak cevap verdim. “aslında bir konu hakkında sözleşirsek onu yapmalıyız yada telafi edici cümleler söylemeliyiz, aksi olduğunda biraz sinirleniyorum” dediğimde aydınlanma yaşamış gibi gözleri parladı. “ben onu unutmuşum ya kusura bakma” Verebileceği en berbat cevabı verdiği için oralı olmadım önüme döndüm. “hadi ama beray bu kadarcık şeye küsülmez” “küsmedim ama kırıldım gelmemene değil beni ciddiye almadığın için her neyse sorun değil” ”evet sorun dün biraz fazla takılmışız arkadaşlarla seni ihmal etmişim tamamen aklımdan çıkmış ciddiye almadığım için değil” Yavru köpek gibi bakıyordu kıyamadım. “tamam sorun değil” Elimi tuttu öptü. Gözleri üzerimdeydi. Yine kızardığıma eminim bu kez, “şey böyle bir anda öpmesen olmaz mı” “haber verip mi öpeyim istersin yada nereden öpeceğimi de sorayım mı?” Daha da kızardım. “demir yapma işte utanıyorum” “Tamam tamam” dedi sırıtarak elimide bırakmamıştı. Akşama kadar benimle ilgilendi hatasını telafi etmek ister gibi. Sonrasında bugün ailesi ile bir yemeği olduğunu söyleyip çabucak gitti . Okul çıkışında ağzım kulaklarımda gidiyordum ki arkadan yüksek tiz bir ses geldi. “minik kuşşş” Sesin sahibini biliyordum ama dönmek içimden gelmiyordu. “minik kuşum dursana sana söylüyorum” diyerek önüme geçti eda. Durmak zorunda kaldım. “görülmemiş bir hesabımız var kaçmak artık işe yaramaz” dedi sanem kolunu omzuma attı beni zorla tenhaya çektiler. “videoya mı alsak” dedi sanem. Gamze başını hayır anlamında salladı. “eğer bu kaşar bizi ispiyonlarsa büyük patlarız dersini verelim yeter” “yeter artık madem ders vermek istiyorsunuz en azından adil olun 3 e bir mi bu kadar cesur olmayın lütfen” dedim alayla. Çünkü bir kez daha ezilirsem eminim gerisi gelir beni kendilerine oyuncak yaparlardı. En azında birisini haklayabilirdim. “teke tek olunca döveceğini mi sanıyorsun” dedi eda kibirle. “istersen tek tek kavga ederiz mühim değil eminim senin o korkak kıçını en güçsüzümüz bile perişan eder” “hah, lütfen sen başla o halde gamze” diye karşılık verdim ikimizde çantalarımızı bırakıp birbirimize yürürken. Başka birinin sesi geldi. “cık cık cık kızlar benim minik kuşumu üzmek kimin haddine” dedi demirin arkadaşı. “hay sikeyim ya bu iki oldu neden her seferinde sizden biri gelip onu kurtarmaya çalışıyor sizene” “sevdim berayı ondan” dedi umusamazca ve ben onun niye karıştığını hala anlamaya çalışıyordum. “iyi biraz sonra al sev şimdi azıcık işimiz var” “tam olarak anlatamadım herhalde kız bizimle, çetine söylerim isterseniz sizinle o ilgilenir” dedi batuhan duydukları isimden renkleri attı. “tamam çetine selam söyle ama bir dahaki sefere bu kızı elimden çetinin kendisi bile alamaz” dedi sanem. Çantalarını toparlayıp uzaklaşırken, Batuhan yanıma geldi. “ee naber güzellik” dedi saçlarımı kulağımın ardına atarken, Flörtöz tavrı hoşuma gitmedi. Başımı çevirdim. “yardımın için sağol” demekle yetindim. “bir şey değil canım sonra ödeşiriz” “iyi akşamlar” deyip uzaklaştım tamam demiri sevmiştim ama arkadaşlarını sevmek zorunda değildim hele de bu yavşağı. O olaydan sonra bir kaç hafta geçti aramız gayet iyiydi okulların kapanmasına bir ay vardı. Demir benimle ilgileniyordu ve bende hakkımdaki herşeyi ona anlatmıştım. Hala ona aşıktım. Onun beni sevmesini ister miydim tabiki evet ama zorlamaz veya beklentiye girmezdim. Çünkü ben onu herşeyi ile sevmiştim o beni sevmiş sevmemiş beğenmiş beğenmemiş ne fark eder benim sevgim beni ilgilendirir. Ama o gece farklı bir şey oldu beni dışarıya çağırdı. Aslında gece vakti çıkamazdım annem hayatta izin vermezdi. Zaten onunla görüştüğümü de bilmiyordu. Herkesin yatmasını bekleyip gri eşofmanlarımla çıktım. Aşağıya indiğimde hemen karşımdaydı kocaman gülümsemeden kendimi alamadım. Oda aynı şekilde karşılık verdi ve sarıldı. Artık temaslarına alışmıştım beni eskisi kadar ürkütmüyordu. Karşılık verdim. Elimi tutup beni peşinden sürükledi. Evlerinin alt katındaki bodruma geldiğimizde bana döndü. “burasıda benim mekanım bakalım beğenecek misin” İçeriye girdiğimde ufak bir masa üzerinde çeşitli oyunlar duvarlarda dekoratif ışık ve tablolar bir kaç futbolcu resimleri vs vardı. Köşede eski bir l koltuk mevcuttu tam karşısında ise oyun konsolları ve tv vardı. Gerçekten tam can sıkıntısı için gelinecek bir yerdi. “çok güzelmiş demir” dedim hemen. Son olarak gözlerim PC de takılı kalmıştı. “oynamayı biliyormusun?” dedi muzipçe. “az biraz fazla değil” “tamam o zaman oynayalım ne dersin?” “peki ama dediğim gibi biraz insaflı oyna” Gülerek başını salladı tv yi açtı kırmızı olanı bana verdi ve beyaz oyun kolunu kendi aldı. Karakterlerimizi seçip hücuma geçerken o daima kendini iyi savunuyor ve sürekli olarak beni yeniyordu. 5. Yenilgiden sonra moralim çok bozulmuştu ve ağlama derecesine gelmek üzereydim öfke ile demire vurmaya başladım. “ya demir, sana diyorum ki ben fazla bilmiyorum ama sen inatla bana saldırıyorsun kaç kere öldüm ya” Kahkaha attı. “ağlıcaksan oynamayalım” dedi küstahça. “ya gülmesene be acemiyim diyorum dinlemiyorsun hem ben kızım insan az centilmenlik yapar” “aa nerde kaldı cinsiyet eşitliği sen hep kadın erkek eşittir dersin ne oldu” “öküz hak olarak eşitiz ayrıca lafı başka yerlere çekme ben centilmenlik diyorum sen feminizm diyorsun” Elimdeki yastığı defalarca kafasına geçirmeye başladım. “dursana kızım mızıkçılık yapıyorsun” “hiç de bile!” “öyle mi al o zaman” oda bana yastıkla vururken ben onun sert vuruşlarına karşın koltuğa kaçtım oda peşimden gelirken yastığı savurmaya devam ettim bileğimden tutup yastığı elimden çekip aldı. Şimdi ben oturur vaziyette o ise benim önümdeydi bir dizi koltuğa dayanmış yüzü benimkine çok yakındı. Kolları iki yanımda sabitlendiğinde ona hapsolmuş gibiydim. Gözleri dudaklarıma kaydığında kanımın kaynadığını hissettim kalbim davul çalıyordu resmen. Dudaklarını benimkilerin üzerinde hissettiğimde gözlerimi kapattım ve kendimi ona bıraktım bu benim için özeldi ilk öpücüğümdü. Dudakları benimkini talan ederken alt dudağımı çekiştirdiğinde çıkan inilti ye mani olamadım oda bununla beraber öpücüğümüzü daha da derinleştirdi. Birbirimizden koptuğumuzda nefes nefeseydik. Gözlerine bakmaya utanmıştım. “ben bir an kendimi kaybettim” dedi ben ona bakmayınca istemediğimi düşünmüş olabilirdi. “bu anı başkasıyla yaşamak istemezdim” dediğimde başını kaldırdı. Ve bir kez daha dudaklarımız buluştu bilemiyorum bir öpücük ne kadar sürer ama biz zaman kavramını yitirmiş gibiydik kaç defa veya kaç dakika öpüştük bilemiyorum. Ayrıldığımızda ikimizde konuşmadık. Sanki aramızda sessiz bir anlaşmaya varmışız gibi. Gerçekten hoşlandığım çocuk beni öpmüştü sana hislerim var veya aşığım dememişti ama birini sevmiyorsanız onu pat diye öpmezsiniz değil mi? İşte bu noktada onunda benden hoşlandığına ve zamanla aşık olacağına inanmıştım ve bu fikre çoktan kendimi kaptırıp hayaller kurmaya başlamıştım bile...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD