Duru olanları biliyordu. Beni yalnız bırakmak istemedi ki benim tam istediğim şeydi. Doğum gününe beraber gidecektik batuya sorduğumda sorun olmayacağını söyledi.
Doğum günü geldiğinde. Beyaz üzerinde minik kırmızı çiçekleri olan uçuş uçuş bir elbise giymiştim.
Duru mavi gözlü sarışın fiziği mükemmel bir kızdı tıpkı gözlerinin renginde olan elbise onunla bütünleşmişti.
Batuhan bizi kapıda karşıladı. Her zamankinden daha özenliydi. Duruyu gördüğünde bana baktı.
“kuzenin bu mu”
“evet tanıştırayım bu Duru, Duru buda sana bahsettiğim batuhan”
İkiside el sıkıştı Batuhan kulağıma fısıldadı, “kızım sizde de ne genetik varmış he. madem böyle kuzenin var ne diye tanıştırmıyorsun”
“bana bak batu kıza asılırsan alırım ayağımın altına haberin olsun”
Huysuzca bana baktı. Doğum günü lokaldeydi. Demir ve diğer arkadaşları da oradaydı. Bir kaç kez bakışlarını yakalamıştım. Hayretler olsun ki didem ve aslı yoktu.
Pasta kesildi mumlar üflendi artık tam tamına 18 olmuştu.
İlk önce hediyesini ben verdim güzel bir saat almıştım çok beğendiğini söylediğinde sarıldık.
Duruda hediye almıştı. Batuhan en çok onun hediyesini merak ediyordu sanırım. Heyecanla paketi açtı.
“gecenin en iyi hediyesi lan çok teşekkür ederim duru”
Duru cevap verdi, “beray bahsetmişti, yani Beşiktaşlı olduğundan o yüzden bu uygun olur diye düşündüm gerçi senin başka forman vardır ama”
“olsun en özeli bu olacak artık” deyip göz kırptı Duru kızarmıştı.
İkisinin iyi anlaşmasına sevinmiştim ama Batuhan duruyu üzerdi. Bu yüzden duruyu bu konuda uyarmaya karar verdim.
Annem aradığında cevap vermek için mekanın dışına çıktım.
“efendim anne”
“ananenle konuştum evde değilmişsin neredesin?”
“arkadaşımın doğum günündeyim Duru ile beraberiz birazdan kalkacağız”
“tabi başında ana yok baba yok gez bakalım sen”
“anne yine başlama Allah aşkına”
“iyi tamam çok geçe kalma bana da eve varır varmaz mesaj at”
Telefonumu kapatıp arkamı döndüğümde birine fena halde çarpmıştım. Karşımda öfkeli bir demir vardı.
“memnun musun bu halimden”
“çekil önümden demir!”
“bana bak beni ne hale getirdiğine bak niye sensizken bu kadar acı çekiyorum”
“sen bir şey mi kullandın. Bu şekilde konuşmak pek sağlıklı değil” dedim gözleri kıpkırmızıydı.
“kes lan o yavşak kadar değer vermedin bana oda seni öpüyor mu benim gibi”
“iyice saçmaladın yok öyle Bir şey olsa bile benim hayatım kime ne”
“didem den ayrıldım eğer sorun oysa artık eskisi gibi olabiliriz”
“sorun hiç didem olmadı sorun senin iğrenç karakterin demir ve seninle ben asla eskisi gibi olamayız”
Üzerime doğru geldi. Hareketleri Dengesizdi. Beni öpmeye çalışmıştı daha kendini ne kadar küçültebilirdi benim gözümde bilemiyorum.
Ben onu ittirmeye çalışırken ellerim boşluğa gitti çünkü benden önce biri onu almıştı. Karşımdaki gözleri öfkeden simsiyah olmuş savaş abiden başkası değildi.
Demirin yüzüne sağlam bir yumruk attığında dudaklarımdan kopan çığlığa mani olamadım içerde kiler şimdi dışarıya gelmişti.
Savaş abi beni kolumdan tutup çekiştirdiğinde adımlarım birbirine dolandı. O ise bunu umursamadan beni çekiştirmeye devam ediyordu.
En sonunda arabanın ön koltuğuna beni resmen fırlatmıştı. Konuşmaya korkmuştum beni nereye götürüyordu?
Aynadan bana ara ara öfkeli bakışlar atıyordu ama benim dilim tutulmuştu. Aurası beni çok geriyordu.
Eve vardığımızda öyle bir girişimiz vardı ki annem korku ile elini ağzına kapattı. Söze ilk giren Yasin abi oldu,
“ne oldu savaş kızı niye böyle getirdin kötü bir şey mi var”
“var abi var siz sahip çıkmıyorsunuz belli ama bizim bir adımız onurumuz var ibonun kardeşinin mekanındaydı. Uyuşturucu yuvasının içindeydi. Keşin biri kıza saldırmıştı yetişmesem ne olurdu bilmiyorum”
Annemin ağzı hayretle açıldı. Ben ise savaşa kızmıştım ne hakla beni anneme ispiyonlardı ben demirle gayet başa çıkabilirdim. Annemin karnı artık belliydi ve duygularını çok yoğun yaşıyordu.
Hışımla yanıma geldiğinde, öyle bir tokat attı ki tüm odada yankılandı.
“sana yazıklar olsun bu zamana kadar seni sıkmadım eninde sonunda dediğin oldu ama sen sürekli beni utandırıyorsun, ama bu sefer ne halt edersen et benim dediğim olacak”
Bana herkesin içinde bağırması bir yana tokat atmıştı.
“o ne demek öyle anne oturup başka bir yerde konuşalım” sesim titriyordu çünkü rezil olmuş ve küçük düşmüş hissediyordum. Lanet olsun ki gözlerim doldu.
“o ne demek hemen açıklıyım kızım okul filan yok bitti duydun mu beni. Burada benimle kalacaksın ben seni öyle esrarkeşlerin arasında ziyan ol diye büyütüp beslemedim!”
“hayatta olmaz! Kafayı mı yediniz siz beni zorla burada tutamazsınız”
“öyle bir yaparım ki yürü!” çekiştire çekiştire daha önce kaldığım odaya kapattı beni başıma gelenlere inanamıyordum.
En çokta demire kızıyordum aptalca bir şey yapmasaydı şuan normal hayatıma devam edebilecektim.
Günlerce odada hapis kaldım telefonuma el konuldu. Dışarı çıkmam birileri ile konuşmam yasaktı annemi ve kardeşimi bile görememiştim.
Bana 3 öğün savaş abi yemek getiriyordu. Ben yiyene kadar başımda bekliyor sonrasında gidiyordu. İlK seferinde yemek istemediğimi söylemiştim o ise yiyene kadar gitmeyeceğini söylemişti. Ve cidden beklemişti saatlerce.
Bakışlarından rahatsız olmuştum ve gitmesi için her seferinde yemeğimi alelacele bitirmiştim.
Akşam üzeri yine yemeğimi getirdiğinde kapıya yaslanmış bitirmemi bekliyordu ve ben bu oda hapsinden çok sıkılmıştım.
“Hayatımın sonuna kadar beni burada mı tutacaksınız” diye sordum kaşlarını kaldırıp baktı beklemiyordu çünkü daha önce benimle konuşmaya çalıştığında onu duymazlıktan gelmiştim.
“buna sen karar vereceksin canım azı şartlara uyum sağlarsan hemen çıkabilirsin”
“neymiş o şartlar”
“öncelikle okul filan onu unut çünkü gitmiyorsun ne kadar çabuk kabul edersen senin için o kadar iyi olur”
Küfür etme isteğimi bastırdım çünl bu küstah adamın daha ne saçmalayacağını çok merak ediyordum başımla devam etmesini işaret ettim.
“iki stilini değişsen iyi olur biz öyle şeyleri hoş karşılamıyoruz, uzun elbiseler giyeceksin dekoltesiz”
“rahatsızsanız gözünüzü kapatın”
“konu birinin bakması değil senin açmaman” tabi canım kesin öyledir. Kendimize güvenimiz yok bizde egolarımızı kadınların üzerinde tatmin ediyoruz demiyor da. Ve devam etti,
“üç o lolipop la görüşmeyeceksin”
“pardon lolipop derken”
“ha evet senin tabirinle batuş”
Ona böyle seslendiğimi onun bilmesine imkan yoktu tabi telefonum onda değilse.
“telefonumu mu kurcaladın böyle bir şeye hakkın yok!”
“hmm aslında var”
“nasıl var!”
“yakında öğrenirsin senden emin olduğumda telefonunu da alabilirsin”
Burada tıkılı kalmak hiçbir şeye çözüm getirmezdi. dışarıda en azından başka birine ulaşır en kötü polisi arar beni alıkoyduklarını söylerdim.
“peki başka bir şey var mı?” dedim boyun eğerek. Dudaklarının kenarı memnuniyetle kıvrıldı.
“kalanı zamanla hallederiz”
Sen öyle san diye geçirdim içimden bu kadar kolay pes etmezdim bu benim hayatımdı ve sonuna kadar onun için savaşırdım.