Mahkeme salonunun kapıları açıldığında soğuk ve düzenli bir atmosfer vardı. Almanca konuşmalar salonun içinde yankılanıyordu. Selin ağır ve kendinden emin adımlarla savcı olduğunu tahmin ettiğim kişinin yanına yürüyerek kimliğini göstermiş ve onunla İngilizce kısa bir şeyler konuşmuştu. Selin konuşmasını bitirip bana işaret verince gösterdiği yere doğru yürüdüm. Demirkan telefon görüşmesini kapatmış hızla arkamdan gelip belime dokunmuştu. Kafamı çevirip Demrkan'a baktığımda bana güven verircesine gülümsedi ve seyirci koltuklarını işaret etti. "Buradan kızınla birlikte ayrılacağız bebeğim. Hemen iki adım arkanda olacağım" ona kafamı sallayarak tebessüm ettiğimde Selin'in çoktan geçtiği yere doğru yürüyüp oturdum. Biz oturur oturmaz Ahmet ve avukatı da kapıdan içeriye girmişti. Avukatı Ahm

