Demirkan'la o kadar güzel bir gece geçirmiştik ki hayatım boyunca unutamayacaktım. Adanın soğuk esintisi bile ateşimizin yanında sönük kalmıştı. Kumların üzerinde bedenlerimiz birbirine karışırken kulağıma sürekli aşk sözleri fısıldamıştı. Ay gökyüzünde parlayan bir gümüş madalyon gibi suya yansıyordu. Dalgaların sahile vuran melodisi adanın sessizliğinde yankılanırken sahilde Demirkan'ın yaktığı ateşin turuncu alevleri rüzgârla dans ediyordu. Kumların üzerine serilmiş battaniyenin üstünde ya da direkt kumların üzerinde Demirkan’ın güçlü kollarının arasında kendimi sonsuz bir boşluğa bırakmıştım. Yalnızca bedenlerimiz değil ruhlarımız da birbirine karışmıştı. Ardından üşüdüğüm konusunda benimle inatlaşarak çadırın içine girmemizi istemişti. Güneş doğana ve sahilde yaktığımız ateş sönene

