Gecenin ıssızlığında araba dar caddede ilerlerken derin nefesler alıyordum. Ahmet'in yönlendirmesiyle sağa sola sapıyordum. Yollar daha da tenhalaştığında köy evleri aralıklarla gözüküyordu. Karanlık sokaktaki tek ışık arabamın farlarıydı. "İleride dur!" Sesiyle burnunu çekerek gözlerimi kırpıştırdım. Dediği yerde arabayı durdurunca bıçağı benden uzaklaştırıp ön koltuktan çantamı alırken "aşağıya in" dedi. Arabadan indiğimde havanın buz gibi soğuğu tenime çarpsa da beni irkiltmedi. Arkamdan arabadan çıkan adamın varlığı asıl tüm kanımı dondurmuştu. Yandaki ışıkları yanmayan gecekonduyu işaret ederek anahtarı elimden çekerek aldı. Arabayı kilitlerken sırtımdan beni ittirerek eve yöneltti. Gecekondunun kapısına doğru ilerlerken ayaklarım yerden kesilmiş gibiydi; her adımda zeminin altımda

