İsviçre’ye doğru uçağa binerken zihnimde ne işler ne de Demirkan kalmıştı. Sanki hayatımın tüm sorunlarını havaalanında bırakmış, sadece tek bir düşünceye odaklanmıştım: kızımı görmeye. Uçağın havalanmasıyla birlikte kalbimdeki tüm sıkıntılar birer bulut gibi dağıldı. Hayatımın en güzel hafta sonuna adım attığımı hissediyordum. Selin yanımda bir dosttan öteye geçmiş bana destek olmuş ve Ahmet ile aramızdaki gerilimi yumuşatmak için bir tampon görevi görmüştü. Ama şimdi dönüş yolundaydım. Türkiye’ye geri dönüyordum ve aklım hâlâ İsviçre’de, kızımdaydı. Onunla geçirdiğim her an zihnimde yeniden ve yeniden canlanıyor, beni hem mutlu ediyor hem de özlemin verdiği sızıyla kalbimi sıkıştırıyordu. Şimdiden bir sonraki Cuma’yı sabırsızlıkla beklemeye başlamıştım. Kızımın yaşadığı evle aynı sokak

