Düğünün ilk günü coşkuyla geçmiş, gelin alınmış, yemekler yenmiş, halaylar çekilmişti. Köy meydanı gün boyu rengârenk görüntülere sahne olmuş, davul zurna sesleri sabahın erken saatlerinden itibaren hiç susmamıştı. Kazanlarda yemekler kaynamış, sofralar kurulup kalkmış, binbir çeşit tatlı ikram edilmişti. Çocuklar oradan oraya koşturmuş, yaşlılar gölgeliklerde sohbet etmiş, gençler halaylarla coşmuştu. Ama asıl büyük an, henüz yaşanmamıştı: Gerdek gecesi. Güneş batarken, köy meydanındaki eğlence hâlâ devam ediyordu. Davullar vuruluyor, zurnalar çalıyor, gençler halay çekiyordu. Alev alev yanan ateşin etrafında dönen gölgeler, duvarlarda dans ediyordu. Ama Aziz ve Sibel, artık orada değildi. Onlar, gerdek odasına çekilmişti. Oda, köyün en güzel evlerinden birindeydi. Cihan ve Gülperi, kız

