Etrafında onca insan varken neden o ? Neden yıllardır gözü başkasını görmemiş kimseleri istememiş yalnız bu küçük kadınla ilgilenmişti. Seviyor muydu ? Tereddütsüz evet. Peki bu sevgi neydi ? Nasıl bir şeydi. Aşk mıydı yoksa bir ağabeyin kardeşine duyduğu gibi bir duygu muydu ?Bilmiyordu. Yalnızca bildiği tek şey ömrünün sonuna kadar yanında olma ve yanında olmasını sağlama isteğiydi. Bunun için ne yapacağını kestirmiyor önce duygularından emin olmak istiyordu. Aslında inkar etmese çoktan kabul etmiş sayılırdı ama olmuyordu. Amalar vardı ve onlar elini kolunu bağlamaktan öteye gitmiyordu.
Genç adam sabahı zor etmişti.Uzun uzadıya düşünmüştü. Elinden gelen tek şey duygularına karşı inkarcı olmaktı. Unuttuğu bir şey vardı ki ne yaparsa yapsın aşktan ve kaderin ördüğü ağlardan kaçamayacaktı. Kabullenmesi kavuşmak için ona yol gösterecekti. Bunlardan bir haber düşünüp durmuştu. En çokta güzel kadının düşüncelerini duygularını düşünmüştü. Öyle karşısına çıkıp benim sana karşı hissettiklerim masum şeyler değilmiş ben seni seviyorum ama bunu yeni fark ettim diyemezdi. Karşılığı yoksa tamamen kaybedebilirdi. En yakını olarak yanında olan kadın ondan uzaklaşıp tamamen kopabilirdi. Nasıl dayanacaktı ki buna nasıl dayanılırdı bilmiyordu. En fazla tatile gittiği zaman ayrı kaldığı kadınla yollarının tamamen ayrılması ona dayanılmaz acılar yaşatırdı.
Karşılıksız olduğunu sanmıyordu. Asya’nın akşam ki halleri onu öpmesi öptüğünde de utangaç tavırları cesaretlenmesine sebep oluyordu. Ama yeterli değildi işte Asya her zaman onu öperdi. Kendi de hiç tereddütsüz öper sarılırdı. Bunlar ikili arasında normal olan şeylerdi. Ya da ikisine göre normal olan şeyler. Birkaç kez Aycan’ın şüphelerini duymuştu. Asya’yı sıkıştırırken yakalamış abla kardeşin arasına girmemişti. Duymamış gibi davranmıştı. Ama şimdi dönüp baktığında o anlarda ne kadar mutlu olduğunu ve duyduklarından rahatsız olmadığını hatta Asya’nın kendisini bahane etmesine kızdığını bile hatırlıyordu. Dönüp geriye baktığında şüphelenmesine sebep olacak bir çok olay yaşamışlardı. Ağabeyine karşı çokta kıskanç olmayan Asya’nın konu Kerim olduğunda nasıl da tırnaklarını çıkarttığını kıskançlıktan gözünün döndüğünü iyi biliyordu. Aralarında olanlar basit bir arkadaşlık değildi işte. İnsanlar haklıydı ateşle barut yan yana durmazdı. Yanıyordu Kerim. Şimdi kalkıp Asya’ya gitmemek sarılıp öpüp benim ol dememek için deliriyor kendini zor tutuyordu. Biraz izleyecek olanı biteni daha sakin kafayla düşünecekti artık. Ani kararlar vermek ikisinin de hayatını alt üst edebilirdi. Sabah olmuştu ama hayır mı olmuştu şer mi bilinmezdi. Genç adam aracına atlayıp mahalleye doğru yola koyulmuştu. Dinlenmek akşam ki kına için biraz uyumak istiyordu.Evlenme arifesinde olan mahalleden arkadaşı Burak’a destek olması gerekiyordu. Ali yine nöbete kalacaktı. Bu genç adamın yükünü artırıyordu. Hem Asya’ya göz kulak olmak hem arkadaşına destek olmak yoracaktı. Ne diyordu hep hayırlısı olsun. Bakalım olacak mıydı.
Eve girmiş direk yatağına yatmıştı. Duş almak bile zulüm geliyordu. Uyandıktan alacaktı zaten şu an umurunda değildi. Zaten yeteri kadar düşünmüştü o yüzden fazlaca düşünmeden uykuya çoktan dalmıştı.
*
Çalan telefonumu artık kırmak istiyordum. Kıracaktım işte başka türlü susmayacaktı zaten.Bir gözüm kapalı bir gözüm açık arayana bakmak istemiştim. Bu saatte Buket beni neden arardı ki.
“Efendim Buket”
“Aşkım öğlen oldu öğlen. Kalk çabuk hala uyuyor musun sen akşam kına var”. Saate bakmıştım. 11’e geliyordu. Ben bu kadar uyumuş olamazdım. Malak mıydım acaba ben. Normalde iş dolayısıyla erken uyanmaya alışıktım ama yorulmuştum sanırım tüm hafta.
“Ay bilmiyorum ki tüm hafta yoruldum herhalde. Hemen kalkıyorum kahvaltı yapıp çıkarım bebeğim. Ne zaman geçeceğiz kuaföre ?” Kına akşam 6’da başlayacaktı. Mahallenin tüm kızları olarak kuaföre gidecektik. Nurgül abla son dakikaya bırakmayın telaşa sokmayın beni demişti. Ben sadece saçlarımı yaptıracaktım. Makyaj konusunda kendime güvenim sonsuzdu.
“Aşkım 2 gibi gidelim diyoruz. Anca hazır oluruz. Ben zaten orda giyineceğim.” Ben de orda giyinecektim. Kıyafetlerimi götürüp hazırlanırdım.
“Tamam ben 2 gibi orda olurum hadi şimdi görüşürüz.” Telefonu kapatmıştım. Bir süre tavanı izleyip dün geceyi düşündüm. Kerim’in arabasında uyukluyordum en son. Uyumuş olmalıydım, yatağıma da ağabeyim taşımış olmalıydı. Dün geceyi düşünme fırsatım olmamıştı. Aklıma geldikçe kalbimin çarpıntısı artıyor benden bağımsız hareket ediyordu.Öpmüştü değil mi beni. En yakın arkadaşım öpmüştü normal değil miydi. Of normaldi ama niye heyecanlanmıştım. Ablamı ve Ela’yı haklı çıkarmak istemiyordum ama Kerim’in tavırları da beni düşündürüp heyecanlandırıyordu. Emin olmadan bir şeyler yapmak istemiyordum.Düşüncelerim hislerime yardımcı olmuyor aklıma geldiği her dakika tüm devrelerim yanıyordu. Ne olacaktı zaman gösterecekti bakalım.
Çok düşünmeden kalktım banyoda işlerimi hallettim. Duş almam gerekiyordu ama önce kahvaltı yapacaktım. Aşağı mutfağa indiğimde süper ikiliyi çay içerken bulmuştum.
“Ooo Asya Hanım az daha uyusaydınız. Gülfidan Teyzenle hangi ayı cinsi olduğunu düşünüyorduk.” Annem ve espri seviyesi gerçekten mükemmeldi.
“Anne yorulmuşum ama ne yapayım. Sanki her zaman uyuyorum gibi konuşma.” Anneme göre şafakla birlikte uyanmalı ve iş yapmaya başlamalıydım. Eğer çalışmıyor olsaydım kesin köle ederdi bu kadın beni.
“Uğraşma kızımla Asiye. Yoruluyor benim güzelim.” Gülfidan Teyze annem sen mi olsaydın ki. Oğlu gibi güzelim diyordu hep. Güzeldim değil mi ? Güzeldim güzel.
“Güzelim demi Gülüm ay bu anneme kalsa güneş doğmadan uyanmam lazım.”
“Sen annene bakma yavrum hafta sonun var bir tek dinlen güzelce. Gece Kerim’leydiniz sanırım. Ama gelmedi bizimki eve sabaha karşı girdi eve duş bile almadan uyudu evde uyuyor oda.” Niye gitmemişti. Ne yapmıştı acaba sabaha kadar. Sonra sormayı aklıma kazımış Gülfidan Teyze’ye dönmüştüm. Kavgayı anlatmama gerek yoktu.
“Yemek yedik sonra eve geldik Gülüm ama sonra o ne yaptı bilmiyorum. Anne çay var mı ?” Vardı umarım uğraşamazdım gerçekten de.
“Var kızım gel otur yap kahvaltını. Kına var bugün kuaföre gidecek misin ?”
“Gideceğim anne. Kızlar aradı kahvaltı yapıp duş alacağım sonra çıkarım.” Annemler onaylamış sohbetlerine geri dönmüşlerdi. Akşam ne giyeceklerini kararlaştırmaya çalışıyorlardı. Hiç karışmamış hızlıca kahvaltı yapmış odama çıkmıştım. Havlumu alıp duşa geçmiştim. Normalde de uzun duş almayı sevmezdim ama bu sefer acelem olduğu için daha hızlı almıştım. Çıkarttığım iç çamaşırı takımlarını giymiştim. Elbiseye uygun iç çamaşırları tercih etmiştim. Elbisemin içinde sadece göğüs uçlarım görünmesin diye ped almıştım. Altıma da string bir çamaşır giymiştim. Kuaföre gidene kadar da siyah sütyenlerimi giymiştim. Saçlarımı taramış hafif kurutmuştum. Fazlaca kabardığı için tepeden topuz yapmıştım. Üzerime gri bir eşofman ve kahverengi ince sweat giymiştim. Hava oldukça sıcaktı ama duştan çıkmıştım. Hasta olmak istemiyordum. Çantamı diğer kıyafetlerimi ve ayakkabımı ayarlayıp dışarı çıkmıştım. Kuaför evime yakındı o yüzden yürüyerek gitmiştim. Kızlar çoktan gelmiş saçlarına başlatmışlardı. Hande Abla’da bir köşede Nurgül Ablanın ellerine bırakmıştı kendini.
“Asyaa. Hoş geldin bebeğim” Hande Abla bir yandan makyajı yapılırken bir yandan da bana hoş geldin demişti.
“Hoş buldum Hande Abla. Ay biraz geç kaldım ama kusura bakmayın.”
“Ona alıştık Asya dert etmiyoruz.” Buket laf sokmasa mıydın ha güzel arkadaşım.
“Hahaha çok komik. Neyse sus bakayım sen. Nurgül abla ben yıkadım saçlarımı dalgalı yaptıracağım kalın dalgalar istiyorum. Tepeden de geriye doğru tarayalım önden bir iki bebek saçı çıksın olur mu ? Elbisem göğüs dekolteli görünsün istiyorum.” O kadar para vermiştim. Her detayı görünmeliydi elbisemin. Zaten kadın kadına olacaktık o yüzden dert etmiyordum.
“Tamam kuzum Hande’nin makyajı bitsin saçına başlarım ben.” Onaylamış bir köşeye geçip oturmuştum. Makyajımı sonraya bırakacaktım. Acaba saçım yapılmadan önce elbisemi giyse miydim diyordum ama emin olamamıştım. Buket fuşya uçuş uçuş bir elbise giymişti. Uzun bir elbiseydi ve ona çok yakışmıştı.Zaten güzel kızdı. Saçlarını da tepede toplatmıştı. Sıkı bir topuz yaptırmıştı. Sena ise mini bir elbise giymişti. Zümrüt yeşili renginde derin sırt dekoltesi olan bir elbiseydi. Uzun bacakları ortaya çıkmış fiziği muhteşem görünüyordu. Saçları kısa olduğu için sadece fön çektirmiş makyajıyla uğraşıyordu. Ayakkabılarını henüz kimse giymemişti.
Hande Ablanın makyajı ve saçı bitmiş sıra bana gelmişti. Son rötuşları bitirdiğimizde elbisemi giymeye gitmiştim. Kızlar da ayakkabıları ile uğraşıyordu. Yukarı çıkıp elbisemi giymiştim. Göğüs pedini taktığımda elbisenin fermuarını çektim. Aynanın karşısına geçtiğimde karşımda gayet hoş bir kadın vardı. Güzel olmuştum bence. Ayağıma da stilettolarımı giymiştim. Elbise siyah olduğu için fazla renk istememiş ayakkabımı da siyah renk tercih etmiştim. Aşağı indiğimde herkes hazırdı. Burak Ağabey gelecek Hande Abla ve kızları kına yerine götürecekti. Ben de Kerim’i bekliyordum. Ağabeyim nöbette olduğu için gelemiyordu. Düğüne izin alacağı için şimdi amirleri ile zıtlaşmak istememişti. Çalan korna ile dışarı çıktım. Kerim araçtan inmiş bana doğru geliyordu. Gözleri mi kararmıştı onun. Bu bakışlarda neyin nesiydi. Utanmıştım ama yine de dik durmaya devam ettim ve gülümsedim. Kerim yanıma geldiğinde etraflıca süzmüş ıslık çalmıştı.
“Çok güzel olmuşsun Asya. Gelinden rol çalmak hoş değil güzelim.” Erimiştim. Ya Keriim diyerek sırnaşmak istiyordum. Ben neler istiyordum böyle yahu. Yanaklarım yanıyordu vücudumdaki tüm kan yüzümde toplanmış gibi hissediyordum.
“Teşekkür ederim bebeğim. Ay sende çok yakışıklı olmuşsun.” Siyah bir takım giymişti. Gömleği bile siyahtı. Boyu ve heybeti ile muhteşem görünüyordu.Saçlarını geriye doğru taramış fön çektirmişti. Gözleri ışıl ışıldı. En sevdiğim parfümlerinden birini sıkmıştı. Kerim’e düşmüştüm.
“Sadece kadınlar olacağı için bu kısalığa laf etmiyorum. Hele üstü. Kızım laf etmeyim diyorum ama bu göğüsler ne Allah aşkına.” Söylediklerinin farkında değildi her halde. Kerim 20 küsür yıllık arkadaşlığımızda hiç bu şekilde konuşmamıştı bana. Ne desem bilememiştim. Ellerimi nereye koyacağımı şaşırmış, alttan alttan baktığım adama verecek cevap arıyordum.
“Ay Kerim boş ver kıyafetimi. Geç kalacağız bak Hande Abla beni yolar. Saçlarımı yolar verir elime. Hadi gidelim.” Araca doğru yönelmiştim. Daha annemleri de alacaktık. Ben yönelmiştim ama Kerim izin vermemiş kolumdan tutup kendine çevirmişti. Ne diyeceğini merakla beklerken beni hülyalara daldıran o sözler çıktı ağzından.
“Bak Asya eğer herhangi biri sana bakar gözleri şans eseri bile değerse o kınayı yakarım. Şu an seni alıp kendime saklamamak için zor duruyorum. Dışarı çıkacak olursan da arıyorsun ben geliyorum yanına. Gece boyunca Burak ile birlikte dışarıda olacağım.” Kendime saklamak filan nasıl sözlerdi bunlar. Kerim neden kendine saklamak istiyordu beni. Utancım artmıştı. Tamam diye mırıldanmıştım. Oda yüzümü ellerinin arasına almış yanağımdan öpmüş araca yönlendirmişti. Sevgili gibiydik. Gibiydik bile değildi bence biz sevgili olmuştuk. Dışarıdan görünen oydu. İçimde kopan fırtınalar da olmasından asla rahatsız olmayacağımı fısıldıyordu. Yolcu koltuğuna oturmuş bekliyordum. Oda oturduğunda aracı çalıştırmış mahalleye doğru sürmüştü. Arada oturduğum için fazlaca kısalan eteğime bakıyordu. Bir şeyler diyecekti ama kalbimi kırmak hevesimi kırmak istemiyordu. Ama duramadı.
“Güzelim rica ediyorum oturma orda üstüne de bir şeyler filan ört oturduğunda. Asya kalçanı görüyorum Asya. Kırmayım dedim ama lan bu ne ?” Eğilip bakmıştım. Evet şuan kalçam görünüyordu. Baya baya görünüyordu ufak bir kısmı. Hemen düzeltmeye çalıştım ama eteğim inmiyordu. Oturunca yukarı kalkmıştı normalde bu kadar kısa değildi.
“Oturduğum için böyle oldu. Tamam dikkat ederim.” Kabullenip susmak en mantıklı olandı. Sabır dilemiş neyse deyip susmuştu. Eve vardığımızda annemler dışarıda bekliyordu. Hiç oyalanmadan araca bindiler selam verip hızlı olmamız gerektiğini söylediler. Hızlıca kına alanına gitmiştik. Açık bahçe bile olsa kenarları kapalıydı. Dışarıdan bakan biri zor görürdü içerisini. Arabadan indiğimde elbisemi düzeltip annemlerle kapıya yöneldim. Kerim kolumdan tuttu.
“Dediklerimi unutma Asya. Dışarı bensiz çıktığını görmeyim.”
“Kerim sen bu kadar kıskanç bir adam mıydın ya.” Değildi. Son zamanlarda artmıştı. Normal şartlarda izin vermezdim kıyafetime karışmasına ama bugün benimde uysal bir kedi olasım tutmuştu.
“Kıskançtım. Kimse bakamaz sana. Kavga çıkarmak istemiyorum güzelim dikkat et .” Onaylayıp içeri geçtim. Annemler komşularıyla birlikte oturmuştu. Annem araçta kıyafetime laf edecek gibi olmuş ama susmuştu. Gülfidan Teyze de çok güzel olduğumu söylemiş nazar duası okumuştu.Kızlarına yanına geçtiğimde mahalleden birkaç kız da oradaydı. Selam vermiş bizimkilere dönmüştüm. Havadan sudan konuşup Hande Ablanın girişini beklemiştik. Biraz sonra el ele tutuşmuş Hande ve Burak çifti sahneye çıkmıştı. Önce dans müziği çaldı ve dans ettiler. İkinci dans müziğinde Semih Buket’i kaldırmıştı. Normalde erkekler kapıda duruyordu ama sevgilisi olanlar gelip dansa kaldırmışlardı kızları. Nişanlı olanlar evli olanlar bir bir çıkıyordu bende izledim öylece. Dalmış bakarken tepemde bekleyen adama çevirdim kafamı. Kerim gözlerinin yoğunluğuyla bana bakıyordu. Uzattığı elini tuttum ve dansa kalktım. Çalan şarkıyı bile duymuyordum. Kulaklarım uğulduyordu. Piste gittiğimizde elini belime dolamıştı bende kollarımı boynuna sarmıştım. Yavaş yavaş dans ederken gözlerimi ondan alamıyordum. Yakışıklı yüzüne bakıyor dudaklarını izliyordum. Farkında olduğu için gülümsüyordu. Bu halim hoşuna gitmişti beyimizin.
“Çok güzelsin çok. Kollarımdasın, seni buradan alıp gitmek istiyorum. Baş başa kalmak istiyorum.” Şaşkındım. Bugün bir şeyler değişmeye başlıyordu ama yakalayamıyordum.
“Götür o zaman Kerim. Ama Hande Abla seni sonra ne yapar bilmiyorum.” Gülümsüyordum bunları derken. Hande Abla burnundan getirirdi ama yine de götürse güzel olmaz mıydı.
“Girme kanıma güzelim. Zaten aklımı başımdan alıyorsun yapma. Yakarım ikimizi de.” Yak Kerim yanacaksam seninle yanayım.
“Yak o zaman.” Bunu gözlerinin içine bakarak söylemiştim. Aslında onunla uğraşmak istediğim için söylemiştim ama ciddileşen suratı ve duran hareketleri beni telaşlandırmıştı. Herkesin içinde bir şeyler yapmazdı değil mi ?
“Ciddi misin sen ? Yaparım Asya yakarım bizi.”
“Hayır hayır dur. İnsanlar bize bakıyor Kerim şaka yaptım sadece. Hadi oturalım ayaklarım ağrıdı.” Dursun istiyordum. Mantığım durdur Asya derken kalbim niye duruyor, durmasın diyordu. Kafasını çevirmiş etrafı süzmüştü. Birkaç kişinin gözlerinin bizde olduğunu görmüş vazgeçmişti yapacağı şeyden.
“Elimden kaçamayacağın anlar gelecek biliyorsun değil mi ?” O anlar geldiğinde kaçmak isteyen kim bebeğim.
“Kaçmam belki ne dersin .” Yürek yemiştim yürek.
“Asya güzelim oynama benimle, sabrımı sınama. Gece konuşacağız bunları bekle sen.”
Tamam demiş masama geçmiştim. Kızlar hemen yakıştırmalar yapmış kesin aramızda bir şey olduğunu söylemişlerdi. Neymiş efendim çok yakınmışız. Çok yakışmışız yok Kerim bana aşık bakıyormuş bende ona aşıkmışım. Susturup çalan oyun havası ile piste çıktım. Peşimden onları da çektim. Erkekler tamamen dışarı çıkmış içeriyi görmüyorlardı. Doya doya saatlerce oynadım. Kına yakılma saati geldiğinde Hande Abla ağlamış Burak Ağabey göz yaşlarını silmişti. Elini açmadığında kafam kadar altın koymuştu kaynanası eline. Bende istiyordum o altından. Anneme dönüp bana da al anne demiştim. Gülfidan Teyze ben alırım güzel kızım sen rahat ol demişti ve annemle imalı imalı bakışmıştı. Üzerinde durmadım. Kına merasimi bittiğinde bende bitmiştim doğrusu.Hiç oturmamış doya doya oynamıştım. Mahallemizin birkaç teyzesi beni süzmüştü ama pek aldırmamıştım. Eve gitme vakti geldiğinde kapıda Kerim’i bekliyorduk. Annemler yürümek istemişti. Ben de Buket ile konuşuyordum. Semih Ağabeyle belirsiz bir ilişkileri vardı. Bu akşam ki dans aralarındaki buzları eritmiş olabilirdi. Kınadan konuşurken Kerim gelmişti. Ceketini çıkarıp üzerime giydirdi. Şimdi her yerim o kokuyordu. Mis gibiydi.Gülümsemiş başımı omzuna yaslamıştım. Kerim Buket’e dönüp Semih geliyor birazdan demişti. Ki öyle de oldu Semih Ağabey gelip onu götürdü. Bizde araca bindik. Hem hava sıcak olduğu için hem de beni sıcak bastığı için ceketi çıkarttı. Her zaman ki mekanımıza gidiyorduk. Kerim’in çok sevdiği ve yalnızda sıkça gittiği tepeye. Umarım konuşacaklarımız ikimizi de mutlu ederdi.