Yürümek insana huzur veriyordu. Yani en azından bana huzur veriyordu. Havalar güzeldi ve hazır yazın kavurucu sıcakları başlamamış serinlik varken yürümek, biraz güneş ışığı almak, oksijen almak iyi gelmişti. Düşünmek için fırsatım da olmuştu. Günler önce hayatımda biri yok sevmiyorum kimseyi istemiyorum derken artık tam tersiydi. Hayatımın bu noktasında inanılmaz mutluydum.
Dalgın dalgın yürürken Ela’ya hiçbir şey anlatmadığımı fark etmiştim. Neyse ki gün içerisinde akşam konuşuruz şeklinde mesajlar atmıştım. Eve gittiğimde aramayı düşünüyordum. Evin yakınına geldiğimde bizim evin önündeki kalabalık dikkatimi çekmişti. Yaklaşıp baktığımda annem ve Gülfidan Teyze komşularla birlikte çeyizleri izliyorlardı. Mahalleye gelen bohçacı kadından çeyiz almak istemişler. Konu komşu da görüp gelmiş bizim bahçede herkes toplanmış bir şeyler almak için bakıyorlardı.
“Gülfidan ahretliğim sevmez diyorum benim kız. O daha sade şeyleri sever.” Oyalı havluları eline almış Gülfidan Teyze bana niyet için almıştı belliydi ama annem haklıydı sevmezdim. Düz sade şeyler hoşuma giderdi.
“Gülfidan Teyze çok güzelmiş ama kullanışlı olmuyor ki. Şu sadeler daha hoş baksana.” Bende onlara katılmıştım. Zaten mahallede ki komşular öğrenmiş. Beni gören herkes hayırlı olsun demişlerdi. Önce anlamamıştım ama büyük bir gururla bana bakan annemlerle dönüp komşularımıza teşekkür ettim. Ağabeyimden sonra sıra bana geldiği için çok beklememem gerekiyormuş. Fazla naz aşık usandırırmış. Nikahta keramet varmış. Sustum. Yaklaşık 1 saat boyunca annemlere alacakları konusunda fikir verdim. Beğendiklerimi söyledim en azından alacaklar bari istediklerim olsun dedim. Açlığı, yorgunluğu ve Ela’yı unutmuştum. Fark ettiğimde birkaç komşumuz dışında kimse kalmamıştı onlardan birazdan kocalarımız gelecek yemek yapmam lazım dediler ve çıktılar.
Kalmıştık biz bize. Daha dün akşam söylememişiz gibi sanki aylardır sevgiliyiz gibi annemlerin çabası güldürüyordu beni.
“Asya güzel gelinim. Bak gelinim diyorum önceden kızımdın şimdi gelinim oldun. Anlat bakalım oğlumla nasıl başladınız. Biz zaten anlıyorduk ama sizden adım bekliyorduk.” Gelinindim demi Gülfidan Teyze. Utanmam gerekiyordu ama bu kadınla aramdaki ilişki buna müsaade etmiyordu.
“Ay Gülüm. Senin bu oğluşun bana aşıkmış. Bana yalvardı. Yok sensiz yapamam Asya sen olmazsan bekar kalırım annemler üzülür. Yok ya benimsin ya kara toprağın. Dedim dur ayol tamam bende boş değilim. Acıdım kız yoksa biliyorsun beni ne mühendisler ne doktorlar istedi.” Gülüyordu dinlerken deli kız diyip etimi çimdikliyordu. Annemde bu hallerime gülüyordu. Doğru değildi elbette ama olduğu gibi annemlere anlatmak zordu.
“Kim istiyormuş Asya seni ? Söyle kim o şerefsizler çabuk.” Bağıran adam ile kendime geldim. Kerim bahçe kapısında durmuş yumruklarını sıkmış beni dinliyordu. Gömleğinin üstten üç düğmesini açmış kollarını kıvırmıştı. Normalde arabasının sesinden anlardım geldiğini ama bu sefer muhabbete dalmıştım.
“K-kimse Kerim. Ben Gülfidan Teyze ile şakalaşıyordum.” Annemler buradayken onunla kavga etmek kıskançlıklarını izlemek istemiyordum. Zaten olmayan bir şey içinde gerilmeye gerek yoktu.
“Yapma şöyle şakalar Asya. Çocuk musun sen şaka yapıyorsun. Anne ev gidiyorum ben, açım.” Kırılmıştım. Şakayı sadece çocuklar yapmazdı ayrıca ben annemlerle konuşuyordum onu ilgilendirmezdi. Normalde bana söyleyip yemek hazırla diye burnumdan getirecek adam şimdi dönüp annesine açım diyor çekip eve gidiyordu. Hem de kalbimi kırıp gidiyordu. Suratım düşmüştü. Annemlerin yanına bu yaptığı kalbimi inanılmaz kırmıştı. Ağzımı açıp tek bir kelime edememiştim. Ne yaptığımı sorguluyordum kendi içimde. Ağlayacaktım o kadar üzmüştü beni. Gülfidan Teyze ne oldu der gibi bakmış kavga mı ettik diye sormuştu. Bende hayır demiş yorgunum diyip eve çıkmıştım.
Ağlamamak için direndim. Yaptığı salaklığa ağlayacak değildim bence. Düşünmeden mutfağa girdim yemeklere baktım. Babam birazdan gelirdi onu beklemenin daha doğru olduğunu düşündüm. Odama çıkıp üzerimi değiştirdim. Siyah bir eşofman ve ince askılı bordo crop giydim. Çıplak ayaklarımla merdivenleri iniyordum annemde içeri girmişti. Bu halde hasta olursun gibi şeyler söylemişti ama takmadım. Salona geçip oturdum telefonumla uğraştım. Yarım saat sonra babamlar gelmiş masayı hazırlamaya başlamıştık.
Ağabeyimde gelmişti. Normalde çoğu zaman erken çıksa bile yengem ile takılırdı ve onunla vakit geçirirdi. Zaten düğüne kısa süre kaldığı için son pürüzleri hallediyorlardı çoğu zaman. Asla anlatmamış imasını daha yapmamıştı ama ben anlamıştım bazı sabahlar eve geldiğinde yengeciğim ile olduğu onun koynundan çıktığı anlaşılıyordu. Eline yüzüne bir can gelirdi o zamanlar. Kendi gibi kokmaz yengemin parfümü kokardı. Gelince de yorgun düşer uyurdu. Yengem fazla yoruyordu herhalde. Aklıma gelenlerle güldüm ve ağabeyim ile yengemin özel hayatını düşünmeyi kestim.
“Ağabey, baba sofra hazır.” Hep birlikte masaya oturup yemeklerimizi yedik. Annem gidiyor diye fazlaca üzerine düşmüştü ağabeyimin. Ablam evlenirken çok üzülmüşlerdi. Babam günlerce doğru düzgün yemek yememiş bazen Aycan nerde diye sormuştu. Annemde evin içinde sürekli bana Aycan gel kızım diye seslenmişti. Evlatlarından ayrılmak zor olsa gerekti. Sohbet muhabbet eşliğinde yemeklerimizi yedik. Ben çay yapmak için mutfağa gittiğimde kapı çalmıştı. Gelen Kerim’di. Akşamları ağabeyim evdeyse mutlaka gelirdi. İkisi de çalıştığı için böyle zamanları değerlendirirlerdi. Bir bardak daha koydum ve tabak hazırladım. Normalde içeri geçip hoş geldin diyecek olan ben akşam ki olanlardan sonra yüzüne dahi bakmadım. Sessizce servisi yapıp odama çıktım. Ela ile konuşacaktım.
Ela telefonumu açmıştı. Uzun uzun sohbet ettik. Yaklaşık 1 saat konuştuk ona güzelce anlattım olanları detaylandırdım. Bu akşam olanları da konuştuk. O polyannacılık yapıp bir şeye sinirlenmiştir üstüne duydukları yüzünden demiştir dedi. Valla bananeydi, başkalarına kızıp hırsını benden alamazdı. Daha dün bir bugün iki dönüp kalbimi kırmak neydi. Hoş değildi yaptığı cicim aylarında değil miydik biz. Hatta günleri demek daha doğruydu. Ela beni sakinleştirmek moralimi düzeltmek istemişti ama ne kırgınlığım ne kızgınlığım bir nebze olsun geçmemişti.
Kırdığını anlayan insan arar sorardı. Kerim salak bir çocuk değildi ki biliyordu üzüldüğümü. Gelmeyişi beni daha da üzmüştü. Bu sebeple ben gitmeyecek ve burnundan getirecektim, umarım. Ela ile buluşma planlayıp telefonu kapattım. Onu mahalledeki kızlarla tanıştırmak istiyordum. Bu sayede düğüne gelirdi. Hem ne kadar çok samimi olmasam da kızları severdim.
Sosyal medyada gezinirken gelen mesaj ile heyecanlandım. Kırgınım demiştim değil mi ?
BELALIM: Sizdeyim ama sen yanıma bile gelmiyorsun. Ağabeyin daha ilk günden küstünüz mü diye sordu. Hayır dedim ama triplendiğini anladı Asya. Ne yapmaya çalışıyorsun ?
Beynimden vurulmuşa döndüm. Ben mesaj attı diye sevinirken adamın yazdığı şeye bakın. Gerizekalıydı bu çocuk. Gerçekten anlamamış mıydı da dönüp triplendin diyordu. Yaptığı ayılığı hiç umursamış gibi durmuyordu. Ama görürdü o.
“Kerim yaptığın saçmalığın farkında değilsin sanırım. Kalbimi kırdığını anlamanı umardım ama sende o anlayış ne gezer. Kime ne diyorsan de umurumda değil.” Hırsla ne varsa içimde yazmıştım. Yine iyi bile yazmıştım. Ben ona onun yaptığı gibi kırıcı olmamıştım. Cevap bekliyordum. Yataktan kalmış sinirden ojelerimi düzenliyordum. Gayet de düzenlilerdi ama olsundu. Yaklaşık 10 dakika boyunca ne bir mesaj ne bir arama geldi. Kalktım ve duşa girdim. Aşağıda daha 2 gün önce kavuştuğum erkek arkadaşımın olması bana söyledikleri umurumda bile değildi. Cevap bile vermeyecektim artık.
Duştan çıktığımda bir daha aşağı inmek istemediğim için pijamalarımı giydim. Dün geceki geceliğim yerine şort takım giyindim. Telefonumu da aldım yatağa girdim. Mesajda gelmemişti zaten. Saat 9a geliyordu inanılmaz uykum da vardı ve biraz oyalanıp uyudum.
Gece yine tıkırtılara uyandım. Kerim camdaydı ama açmadım. Aramalarına dönmedim, bakmadım. Gecenin bir vakti orda bekliyor olmasını umursamadım bile. Cama vuruyordu ama bizimkilere yakalanmamak için sessiz hareket ediyordu. Belki 20 tane mesaj atmıştı onlara bile bakmadım fikrim değişir diye. Özür dilediğini duydum ama yine de asla taviz vermedim. Ne akşam ki tavrı, söyledikleri ne de attığı mesajlar hemen affedeceğim şeyler değildi. Zaten oda 1 saat kadar beklemiş gitmişti. Oh olsun deyip uyumaya devam ettim.
Sabah alarmla uyandığımda telefonumda ki mesajlar artmıştı. Açtım ve okumaya başladım.
BELALIM: Aç kapıyı Asya.
BELALIM:Asya delirdin mi açsana kızım.
BELALIM: Güzelim aç hadi dondum bak.
Hava sıcaktı donmazdı. Hem de çıkmasaydı ben mi demiştim. Bu mesajları geçip sabaha karşı attıklarına baktım.
BELALIM: Güzelim özür dilerim
BELALIM: Bilemedim kırıldığını. Sabah işe ben bırakayım seni lütfen izin ver.
Daha çok yalvarırdın Kerim. Bu yaptığın ilk ve son olacaktı. Eğer gerekli tepkiyi görmezsen aynısını yine yapacaktın biliyordum. Hemen üzerimi giyinip aşağı indim. Üstümde babamın bile dönüp bakacağı belki laf bile edeceği kısalıkta bir etek giymiş üzerime de degaje yaka bordo bir bluz giymiştim. Bluzdan biraz dekolte veriyordum ama umursamadım. Krem rengi ceketimi de aldım ve aşağı indim. Ceketim ile eteğim aynı boydaydı. Ayağımda ki topuklular ile de bence gayet hoştum. Makyajım saçım ayrı bir hoşuma gitmişti. Kahvaltı masasında ağabeyim babam ve annem şaşkın gözlerle bana bakıyorlardı. Süslenirdim ama bugün sanırım onlar da baya beğenmişlerdi beni.
“Ağabeyciğim çok güzelsin. Bu güzelliği ve üzerinde olmayan bu eteği neye borçluyuz ?” Öküzün birine ağabey.
“Her zaman ki halim ağabey. Bugün erken uyandım daha çok özendim. Şirkete beni sen bırakır mısın? Otobüsle uğraşmak istemiyorum.” Kerim’in bırakma isteğini bu şekilde bertaraf etmiştim. Ağabeyim asla izin vermezdi onunla gitmeme.
“Tabi ki güzelim. Kahvaltını yap çıkarız.” Babamda beni övmüş güzel ceylanım demişti. Babam ablama da bana da ceylanım derdi hep ben küçük ceylanıydım ablam büyük. Hızlı bir şekilde kahvaltımızı etmiş dışarı çıkmıştık çoktan. Çıktığımda arabasına yaslanmış bekleyen Kerim’i tabiî ki bekliyordum.
“Hayırdır kardeşim uykusuz görünüyorsun.”
“Öyle oldu kardeşim uyuyamadım gece. Asya’yı işe bırakmak için bekliyordum bende.” Ağabeyim gerginliği anlamıştı ve hoşuna gitmişti.
“Onu kardeşimi üzmeden önce düşünecektin birader. Salak mıyım oğlum ben anlamadım mı Asya’nın üzgün olduğunu sebebi olduğunu. Bok bırakırsın ben bırakacağım.” Kerim’in moraran suratı içimin yağlarını eritmişti. Oh olsundu oh. Beni üzen böyle üzülürdü işte.
“Kardeşim girmesen ya aramıza. Hadi karışma ben bırakacağım. Asya güzelim geç arabaya.” Kendini ne sanıyordu bu. Biner miydim be ben o arabaya hele ağabeyim arkamda böyle dururken.
“Kerim bas geri. Yanımdan kardeşimi alacağını sanman salaklık olur. Daha dün bir bugün iki bu kız hangi sebeple olursa olsun sana kırgın.Dua edelim de sebebi ufak bir şey olsun.” Bana döndü “ Güzel kardeşim geç arabaya ben Kerim ile konuşup geliyorum.” Kerim’in gözüne soka soka saçlarımı öpmüş arabaya yönlendirmişti. Kerim üzgün duruyordu.Suratı düşmüştü. Kıyafetlerimi süzmüş hoşuna gitmediğini de homurdanıp belirtmişti.
Arabada ağabeyimi beklerken beni fazla bekletmemişti. Artık Kerim’e ne dedi bilmiyordum ama arabaya bindiğinde keyiften dört köşe olmuştu.
“Güzel kardeşim benim. Kim olursa olsun ne sebeple olursa olsun seni üzmesine izin vereceğimi sanmış it. Ben kardeşimi senin vicdanına bırakır mıyım lan. Gördün mü halini iyi oldu. Şimdi anlat bakalım ne oldu.” Mutlu değildim. Üzgün olmasına dayanamamıştım. Anlatmak istemiyordum ama ağabeyin böylesine arkamda dururken yalan söylemezdim. Dün olanları anlattım. Ağabeyim duyduğu şeylerle gerilmişti. Önce bir güzel sövdü sonra da hiç beklemediğim bir şekilde yapıcı konuştu.
“Bak şimdi sen kanımsın oda canım bildiğim. Bir şeylere sinirlenmiş belli senden çıkarmış. Önce onu dinle güzelim derdi neymiş sor. Kırıldığını belli et göster ama yüzleş kaçarak halledemezsiniz. Hala daha onaylamıyorum ama böyle ufak şeyleri mesele haline getirmeyin.” Haklıydı ağabeyim. Uzatmayacaktım sadece hatasını anlaması gerekiyordu.
“Haklısın ağabey. Ben sadece kırıldım ve hiçbir şey olmamış gibi davranması daha çok üzdü. Akşam konuşurum.” Zaten telefonum susmuyordu ardı ardına mesajlar geliyordu.
BELALIM: Asya özür dilerim sevgilim. Seni kırdım farkındayım. Lütfen konuşmamız için fırsat ver. Sabredeyim diyorum ama Asya dayanamıyorum.
BELALIM: Demeyim diyorum ama lan o etek ne ? Asya o eteğin devamı nerde ? Ayrıca o bluz ne kızım o ne. Lan göğüslerin ortada .
BELALIM: O ceketi çıkarmıyorsun Asya. O şirketi yakarım.
Kıskanmasını istemiştim giyerken bunu yapacağını biliyordum. Akşam buluşup konuşurdum artık.
BELALIM: Sevgilim akşam almaya geleceğim. Bu konuda oldukça netim. Ali gelirse filan döverim bak.
Güldürüyordu beni şebelek. Sadece tamam yazıp yolladım. Tekrardan kıyafet konusunda uyarmıştı ama cevap bile vermedim. Şirkete gelmiştik. Ağabeyimi öpüp arabadan indim. Şirkete doğru yürüdüm. Şeytan Serpil’de önden gidiyordu. Görmesin diye geride durdum. O girdikten sonra bende girdim. Hasan Ağabeye selam verip odama çıktım ve masama oturdum. Öğleye kadar hiç kalkmadım üzerimde ki ceketi terlediğim için çıkarttım. Zaten erkek yoktu. Yemek saati geldiğinde kalkacakken Hasan Ağabey elinde poşetle odaya girdi. Siparişin gelmiş güzel kızım dedi bırakıp gitti. Ben sipariş vermemiştim ki. Önüme konulan poşete şaşkınca baktım. Zaten Hasan Ağabey çıkmıştı. Diyemedim bile ben bir şey istemedim diye. O sırada telefonuma gelen mesaja baktım.
BELALIM: Yemeğe inersin şimdi o halinle. Ne varmış halimde deme yavrum. Ateş gibisin ve ben sadece beni yakmanı istiyorum. Afiyet olsun güzelim. O güzel poponu o sandalyeden kaldırma. Akşam almaya geleceğim beni bekle ve sakın çıkma odandan. Özür dilerim yavrum seni seviyorum.
Sıcacık olmuştu kalbim. Sürekli özür dilemesi bir miktar üzmüştü beni. Tamam hatasını anlasın istemiştim ama yine de her serfinde özür dilemesi beni germişti. Gelen yemeğe baktım. Sanırım kebap kokar diye makarna tavuk yollamıştı. Teşekkür mesajı atıp afiyetle yedim yemeğimi. Çok mutlu olmuştum. Akşam uzatmayacak ve affedecektim onu. Zaten ufak bir olaydı ama dayanamamıştım bana kızmasına. Bir an önce akşam olsun diye sabırla bekliyordum şimdi.