Dünya haliydi başına ne iş geleceğini bilemiyordun. Kimin dost, kimin arkadaş, kimin sevgili. Bu bilinmemezlik bu insanların hayatındaki yeri ve önemiydi. Bildiğini sanırdı insan çoğu zaman. Ama öyle olmuyordu işler. Dost dediğin dost gibi çıkmıyor, arkadaşım dediğin ilk fırsatta kuyunu kazıyor, sevdiğim değin ise seni kandırıyor, aldatıyor, kalbini paramparça ediyordu.
Genç adamın henüz daha başına kötü diyebileceği bir şey gelmemişti.Gelmesini de istemiyordu tabi ki. Mutluydu. Günlerdir hatta belki de aylardır kafasını kurcalayan düşünceleri bir sonuca ulaştırmış ve sevdiğinden emin olduğu kadına kavuşmuştu. Karşı çıkacaklarını istemeyeceklerini biliyordu. Kim isterdi ki zaten. Komşu kızı ile en yakın arkadaşı ayrı zamanda da komşusu olan bir adam sevgili olsun.
Babası, yıllardır baba dediği, bildiği adam öyle şeyler demişti ki Kerim beni hiç mi tanımıyorlar diye sorgular olmuştu. Annesi memnundu halinden babasını sakinleştirmeyi bile başarmıştı. Yalnızca kalbi kırılan üzülen Kerim olmuştu. Hiç duymak istemediği şeyleri duymuştu. Asya ile aralarındaki özel bir yakınlık yüzünden mi bu halde olduklarından tutup, adam değilsinlere, Ahmet haklılara kadar gelmişti laf. Hadi kendine güvenmiyorlardı ya Asya. Bunca yıldır tek bir hatasını görmedikleri kadına da mı güvenmiyorlardı. Kerim sinirlenmeden daha fazla ortamı germeden, babasına sadece sevdiği için birlikte olduğunu, uzun zamandır hislerini anlamaya çalıştığını anlatmıştı. Allahtan annesi tüm olanlara el atmış, saygısızlık yapmamak için direnen oğlunun yapamadığını yapıp sonra da kocasına ağzına geleni saymıştı. Karısına aşık olan Murat Bey hem karısının haklılığına hem de oğlunun haline üzülmüş ve bırakıp gitmişti onları.
Anne oğul dertleşmişti biraz. Gülfidan Hanımın içi içine sığmıyordu. Asya’yı sever sayardı. Öz kızı gibiydi onun şimdi gelini mi olacaktı. Hemen alışmıştı bu fikre. Düğün, nişan, söz işlerini düşünüyordu. Planını yapmıştı çoktan. Evde söz yapalardı daha sonra büyük bir nişan ve en sonunda da dillere destan bir düğün. Düğünde ne takacağına kadar düşünmüştü. Çok şükür halleri vakitleri yerindeydi. Zaten oğlunun düşünceleri de bu yöndeydi. Uzatmadan evlenmek istiyordu. Normalde evlilikten uzak hatta evlenmem diyen adam konu Asya olunca hemen ister olmuştu. Annesi filan da sokmamıştı bu fikri aklına. Baya baya Asya’yı öptüğünden beridir sadece daha ilerisini düşünüyor düşlüyordu. Onun yatağında uyurken ki hallerini düşlüyor, aynı evde yaşadıklarını akşamları kapısını onun açtığını hayal ediyordu. Asya’nın aynı şeyleri düşünmüyor oluşu filan umurunda değildi. Beklerdi. Düşünene kadar bekler sevdiği kadına evet dedirtmenin yollarını arardı. Gerçi daha ortada her hangi bir teklif yoktu ama insanın aklı gidiyordu.
Genç adam sevgilisin, sevdiğinin şu an yalnız kalmak istediğini biliyordu. Ona iyi gelmek onunla birlikte bu sorunu aşmak istiyordu. Sorun değildi gerçi. Ailelerin öğrenmesi ve üstlerine gelmesi onları biraz üzmüştü. Şimdi çıksa dayansaydı kapısına ne yapabilirdi ki. Sabah işe gidecek olması, uyuması gerektiği gözünde görünmüyordu. Pijamalarını bile çıkarmadan çoktan Asya’sına kavuşmak için çıkmıştı. Zaten annesi ve babası çoktan uyumuştu.
*
Kafam allak bullak olmuştu. Ne demişti onlar ? Tez zamanda iş ciddiyete binsin. Ne ciddiyetiydi bu ? Zaten oyun oynamıyorlardı ki ikisi de gayet ciddiydi. Bu ciddiyetten kasıtları evlilikti biliyordum. Yalnız unuttukları bir şey vardı ki ben kimsenin zoruyla evlenecek değildim. Tamam Kerim’i seviyordum. Ama daha dün bir bugün iki ne evlenmesiydi. Bu konular ileride konuşulması gerekenlerdi. Ben çocuktum daha. 24 yaşında kazık kadar kadın olan bir çocuk. Halime gülüyordum.
Bunca yıldır arkadaşım dediğim adamla hızlı bir şekilde başlamıştım. Sevgili olmuştum. Yıllardır ona karşı tavrımın, hal ve hareketlerimin altında yatanları düşünmüş ve onunla olma fikrine çabucak alışmıştım. Kerim tüm kıskançlıklarına, sinirine, öfkesine rağmen bana karşı her zaman nazikti. Beni düşünür tepkilerimi izlerdi. Bunca zamandır göremediğim şeyler beni salak biri yapmasın diye umuyordum. Ailem beklediğimden daha az bir tepki vermişti. Ağabeyim daha çabuk kabullenmiş, babam bile tamam diyip evliliği ortaya atmıştı. Ah, evlilik kelimesi bile beni geriyordu. Eşeğin aklına karpuz kabuğunu sokmuşlardı.
Yaşadıklarımı sindirmem zaman alacaktı. Bir de birlikteliğimizi insanlara duyurma işi vardı. Yıllarca olmaz dediğimiz şey olmuş, günlerde bana koca arayan teyzeler haklı çıkmıştı. Kerim ile Asya birlikteydi artık. Mutlu olacağımıza olan inancım sonsuzdu. Bunca zamandır mutluyduk. İlişkide ki Kerim’i merak ediyordum. Umarım beni yanıltmaz ve mutlu olurduk.
Yine düşmüştü aklıma şu evlilik. Kerim ne diyordu acaba bu işe. Ailemin bu dünden hazır hali onun fikirlerini olumsuz etkilemezdi umarım. Kafam darmaduman olmuştu. Evlenmek istediğimden değildi ki bu düşünceler. Ben erken olduğunu düşünüyordum. Erkendi canım.
Tıkır tıkır sesler geliyordu, korktum. Odamın camında balkon diyemeyeceğim ama bedenimi dışarı çıkarıp, ayakta durabileceğim hatta zorlarsam ufacık bir sandalye bile konulabilecek boşluk vardı. Bir karartı görmüştüm. Kalbim hiç olmadığı kadar atıyordu. Kimdi bu saatte. Hemen telefonumu aldım ve Kerim’i aradım. Niye önce ona aradım bilmiyordum. Aşağıda polis ağabeyim, babam varken onu aramak nereden aklıma geldi diye düşünmek umurumda değildi. Telefon sesi çok yakından geliyordu. Hatta şu an baktığım yerden geliyordu. Camın önündeki Kerim’den başkası değildi.Gidip perdemi açtım ve karşımda gördüğüm adamla şaşkınlığımı gizleyemedim.
“Kerim delirdin mi? Ne işin var bu saatte odamda. İşe gideceksin sabah”
“Güzelim sende gideceksin ama bak uyumamışsın. Özledim Asya. Nasıl geldim bilmiyorum ama gelmek istediğimde kendimi durduramadım.” Bir yandan biri duyar korkusu diğer yandan sevgilimin camımı aşındırıyor oluşu kalp ritmimi düşürmemişti.
“Geç içeri Kerim delirdin mi? Biri görecek ve biz bu sefer kurtulamayacağız.” Haklıydım. Babamlar burada görse eminim hoş şeyler yaşanmazdı.Babamdan önce Murat Amca Kerim’i ipe götürür sallandırırdı.
“Asya akşam durgunlaştın ve seni görmek istedim. Biliyorum güzelim yalnız kalmak istiyorsun ama ben seni istedim.” Bunu derken üzerinde ki kareli pijama altı ve siyah tişörtünü süzüyordum. Baktığımı anlamış olmalı ki kendini süzdü.
“Bir şey mi var üzerimde niye bakıyorsun.”
“Yo, yok bir şey.Sadece çok hoş göründün gözüme.” Bunu cilveli söylemem de cabasıydı. Yatağa oturdu ve beni de bacaklarının arasına çekti. Hiç zorlanmadan kucağına oturttu saçlarımı geriye doğru itip boynuma derin bir öpücük kondurdu. Bu hareketi ile mest olurken kucağında oluşumu düşünemiyordum. Uyuşmuştum. Üzerimde yine haddinden fazla kısa bir gecelik vardı. Bu takımı annem almıştı. Siyah saten kumaştan dantel işlemeleri olan hoş bir şeydi. Annemin çeyiz diye aldıklarını daha evliliğe çok diyerek giyerdim hep. Ona göre kocama özelmiş bu tarz gecelikler. Aman bananeydi kocadan ben kendimi güzel hissetmek istiyordum. Evet uyurken bile.
Elbise şeklinde olan geceliğin altında kendi çamaşırı vardı. Ben bugün onu giymeyi tercih etmemiştim. İyi ki de etmemiştim. Yukarı çıkan geceliğin açtığı bacaklarıma avına bakan bir kaplan edasıyla bakan Kerim gözümü korkutmuştu. Elini usulca bacaklarımda gezdirdi. Derince yutkundu.Kendini zor tutuyor gibiydi. Geceleri sütyenden hoşlanmayışım başıma iş açıyordu hep. Kerim beni böyle görmeye alışmış sayılırdı. Gözleri usulca göğüslerimdeydi değdi dudağının kenarı kıvrıldı.
“Asya aklımı başımdan alıyorsun. Evlendiğimizde de her gece böyle bekliyorum güzelim.” Bunları derken gözleri göğüslerimdeydi. Bekle bebeğim ben sana ne şovlar yaparım demek geliyordu içimden ama demedim tabi ki o kadar da utanmam vardı.
“Kerim utandırmasan mı? Hem aşağıda bizimkiler var korkmuyor musun? Sabah işe de gideceksin.” Dokunuşları aklımı karıştırıyordu. Bir eli sırtımdaydı ve belime doğru usul usul iniyordu. Diğer eli ise bacaklarımda oyalanıyor dokunduğu yeri yakıyordu.
“Olsun güzelim sessiz oluruz biz de. Bu gece beraber uyumak istedim. Çocukken yapardık arada büyüdük yatağıma gelmez oldun.” Ay oha Kerim. Gelmeyeyim bir zahmet kocaman adamsın. Nereye geliyorum yatağına.
“Aynen Kerim gelirim yatağına sonra da babam bizi direk mezara. Ayrıca kim demiş seni koynuma alacağımı.” Almayacaktım tabi ki. Sonra hep isteyecek beni zora sokacaktı. İyi tanıyordum onu bir şeyi hemen alışkanlık haline getirirdi. Ya zaten biz daha 2 gündür sevgiliydik. Sanki yıllardır birlikteymişiz gibi tavırları ürkmeme sebep oluyordu.Ben bunları düşünürken o çoktan hareket etmiş çığlımı eliyle kapatıp beni kucağına almış ve açtığı yatağıma sırt üstü bırakmıştı.
“Kerim ne yapıyorsun, dur lütfen.” Haykırışlarım pek duyulmuyor gibiydi. Çoktan benim bile zor sığdığım yatağıma yanıma yatmıştı. Kolumdan tutup üzerine çekmiş başımı göğsüne yaslamıştı. Şimdi usul usul saçlarımı okşuyor öpüyordu.
“Bu anı bekledim ben Asya. Çok konuşuyorsun susup uyur musun? Bu gece seninle uyumak istiyorum. Bundan sonra ki tüm gecelerde yapmak istediğim gibi.” Evlenme teklifi miydi bu. Bence teklifti. Hayır desem atar mıydı beni yataktan.
“Her gece benimle uyuyamazsın. Bu ancak evlendiğimizde olur Kerim ve bunun içinde fazlaca bir zaman var.” Bilmesi gerekiyordu evlilik hakkındaki düşüncelerimi.
“Fazlaca zaman derken Asya ?” Dikleşmişti. Yüzümü yüzüne çevirmiş sorgular bakışlar atıyordu. Şimdi söylemezsem bir daha söyleyemezdim.
“Kerim bir gün olacak elbette. Ama erken değil mi sence de. Biz daha sevgili olalı 2 gün oldu çok hızlıyız baksana şu halimize.” Tüm bu olanlar doğru gelmiyordu. Duygularıma, kendime hakim olamıyordum ama bu doğru ile yanlışı ayırmamı etkilemiyordu.
“Asya, bizimkilerin söyledikleri seni korkuttu biliyorum sevgilim. Sen ne zaman istersen evleniriz. Bu konuda kimsenin sana baskı yapmayacağının teminatını veriyorum. Hızlı olmaya gelince de yıllardır birlikteyiz. Çoğu sevgiliden daha çok vakit geçirdik ve tanıyoruz birbirimizi. Eğer dokunmamdan rahatsızsan söyleyebilirsin ben sadece bu konuda engel olamıyorum kendime ama olurum sen iste dokunmam.”
Yanlış anlamıştı beni işte. Rahatsız olduğum bu değildi. Ne derdi atalarımız ‘ Hızlı koşan atın boku seyrek düşer’ o misaldi benimki de. Of ne diyordum ben. Hem o niye kollarını çekmişti benden. Saçımı da okşamıyor öpmüyordu. Mız mızlandım. Elini alıp saçlarıma koydum. Okşaması için elini hareket ettirdim. Güldü ve devam etti.
“Yanlış anladın Kerim. Dokunmandan asla rahatsız değilim. Hatta hoşuma gidiyor. Ben korkuyorum işte. Bir şeyler olur ve biterse diye.”
“Bitmeyecek yavrum. O defteri ,senin dudaklarının tadına bakmadan, tenine dokunmadan, sarılmadan önce kapattım ben. Senden öncesi yoktu biliyorsun senden sonrası hiç yok. Bunca yıldır sevdiğim kadını bekledim ben ve geldi. Gelen yıllardır bildiğim kadın ve beni bu kadından ölüm ayırır.”
“Keriiimmm.” Adını inleyerek başımı omzuna gömmüş öpmüştüm göğsünden. Hatta rahat durmamış biraz yukarı kalkıp boynunu defalarca dolu dolu öpmüştüm. Bu hareketim onu germişti. Yanlış bir şey mi yapmıştım ki.
“Asya yavrum zor duruyorum. Yatağındayız, istediğim beklediğim şeylerdi bunlar. Ama aşağıda sizinkiler varken adımı inlemen böyle öpmen kanımı kaynatıyor kızım.” Haklıydı evet. Yüzümü ateş basmıştı. Ellerimi nereye koyacağımı bilememiştim. Kerim anlamış ve gülerek ellerimi karın kaslarına yaslamıştı. Elimin altında hissettiğim kasları hormonlarımı harekete geçirmişti. En iyisi sakin kalmak yoksa bu işin sonu hayır değil demiş susmuştum.
Yatma pozisyonuna çoktan geçmiştik. Okşanan saçlarım ve Kerim’in eşsiz kokusu beni uyutmak için birleştirmiş gibiydi. Huzur dedikleri buydu sanırım. Yıllardır ben nefes diye neyi soluyordum acaba. Gece 2ye geliyor olmalıydı. Sabah erken kalkacak olmamı filan unutmuştum. Neyse ki sevgilimin kokusu ve sıcaklığı beni uyutmaya yetmişti.
Rüyamda bir ses duyuyordum. Tiz bir telefon sesiydi bu. Kimin telefonu çalıyordu böyle delirecektim. Uykum öylesine bastırıyordu ki. Gözlerimi açtığımda çalan telefonun benim olduğunu ve alarmım olduğunu anlamam uzun sürmedi. Hemen fırladım yataktan. Geç kalmamıştım tabiî ki. Gece olanlar aklıma düşünce, bir telaş sardı beni. Biz Kerim’le uyumuştuk. Hayal değildi olanlar odama gelmişti ve uyumuştuk. Benden önce uyanmış ve gitmiş olmalıydı o. Telefonuma baktığımda gelen mesajı okudum.
BELALIM: Günaydın güzelim, seni bu kadar güzel uyurken daha fazla izlemek içi neleri feda ederdim bilemezsin. Uyandığında ilk gördüğün yüz olmak isterdim ama maalesef işe gitmem gerekiyor ve sabah ağabeyinle kanlı bıçaklı olmamı istemezsin diye umuyorum. Geceyi tekrar edeceğimizden şüphen olmasın seninle uyumak hayatımda yaptığım en muhteşem şeydi. Sabah mesajımı aldığında ararsın. Sesini duymak istiyorum. İşe giderken haber ver müsait olursam bırakabilirim. Görüşürüz yavrum.
Hemen arama tuşuna basmıştım. İlk çalışta açmıştı. Mırıl mırıl konuşmuş biraz sohbet etmiştik. İşe gitmiş. Hafta başı olduğu için yoğun olur diye erkenden çıkmış. Beni bırakamayacağını üzgünce dile getirmişti. Bende zaten kendim gidebilirim dedim ve yine güzel dileklerimizi söyleyip kapattık.
Hazırlanıp aşağı inmiştim. Tahmin ettiğim gibi babamlar masadaydı. Ağabeyimde oturmuş kahvaltı ediyordu.Günaydın diyip oturdum bende. Öyle havadan sudan konuştuk Annemin imalı bakışları ile zor bela yaptım kahvaltıyı. Acaba anlamış mıydı geceyi annem. Sanırım akşam ki olanların imasıydı bu hareketleri. Sıkıntıyla soludum. Üstünde çok durmadan kahvaltımı yaptım ve babamla beraber evden çıktım. İş yerlerimiz birbirine uzak olduğu için bırakmayı teklif etmişti ama geç kalmasına müsaade edecek değildim kabul etmeyip durağa yürüdüm.
Benim için fazlasıyla yoğun bir gündü. Hafta sonu çalışmadığım için işler birikiyor ve pazartesi burnumdan geliyordu. Yoğun ve uykusuz bir hafta sonu geçirmiş olmam da işlerimi zorlaştırıyordu. Şu an gözümden uyku akıyordu. Gece çok huzurlu bir uyku uyumuş olsam da kısaydı. 4 saat bile uyumamış olabilirdim. Bu benim için bu akşam erkenden uyumam demekti.
Serap Hanım gününde değildi herhalde ki bugün benimle uğraşmamıştı. Bu kadının benden nefret ettiğini düşünüyordum. Basit bir ön muhasebe işi yapıyordum ben. Departmanda kolay gibi görünen ama en zevksiz işi ben yapıyordum. Ona rağmen hiç sesimi çıkarmamış işimi severek yapmıştım. Bir anda mali müşavir olamazdım ya. Kariyerim de basamakları emin adımlarla çıkıyordum.
Akşama kadar işlerimi yaptım ve yarına hiç bırakmadım. Hüseyin gelir konuşur diye beklemiştim ama sanırım oda çok yoğundu. Zaten gelmesindi başıma iş açacaktı korkuyordum.İşten çıktığımda inanılmaz yorgundum. Keşke biri gelip alsaydı diye hayal kuruyordum ama mümkün değildi. Kerim yoğunluktan mesajlarıma cevap bile verememişti. Ağabeyim zaten alamıyordu işi dolayısıyla. Babama desem gelirdi ama oda yorgundur diye hiç aramamıştım. Tabana kuvvet diyip eve doğru yola koyuldum.