12.BÖLÜM

2284 Words
“Ne ? Ne diyorsun kızım sen ? Şaka mı lan. Kerim ne saçmalıyor kız?” Kerim’e dönmüştü dönmez olaydı. “Kardeşim ben kardeşini seviyorum. Biraz geç fark etmiş olmam bu gerçeği değiştirmiyor. İlk sen duy istedik.” Ağabeyim seni öldürürüm şerefsiz d iyerek yakasına yapışmıştı. Tek başıma iki koca adamı nasıl ayıracaktım ben. “Lan şerefsiz. Emanet ettim ben sana onu ne demek lan sevmek. Şerefsiz misin oğlum sen güvendim lan sana.” Bağırmıyor kükrüyordu. “Ağabey tek suçlu Kerim değil lütfen kavga etmeyin bu sebepten. Hem insan kalbine nasıl dur diyebilir.” Çok açıklayıcı olmuştu bence. Umarım. “ Ali sana hiçbir zaman bir yamuk yapmadım birader. Güvenini boşa çıkarmadım. Hislerimden emin oldum kardeşinin karşısına geçtim ondan emin olduktan sonra sana geldim. Kimsenin emanetine ihanet etmedim oğlum beni bilmiyormuş gibi konuşma.” Ne de güzel konuşmuştu yiğidim. Çok haklıydı bence. Elleri, dudakları, gerilen vücudu muazzam görünüyordu. Ağabeyimi bırakıp atlasam üstüne sarılsam öpsem kızar mıydı acaba.Kerim yükseliyorum ben sana bu kadar yakışıklı olmasan mı? Yükselen libidoma sövüp ağabeyime döndüm. “Lan ne hissi ne emin olması. Daha iki gün önce beraber sırt sırta kavga etmedik mi biz Asya için. Ben seni kardeşim bildim Asya’yı da kardeş bilirsin dedim.” Ağabeyim dayanamamış yumruğu geçirmişti Kerim’in suratına. Çığlık atmış hemen aralarına girmiştim. Kerim burnunu tutuyordu ağabeyim çekilmem için bağırıyordu. İkisi de fazlasıyla öfkeliydi şu an aradan çekilmem birbirlerini dövmeleri demekti. Ağabeyimin gerilmiş omuzları hala sıktığı yumrukları hedefine ulaşmak için bekliyordu. Eminim beni kenara çekmesi zor olmazdı ama dostuna vurmak ağır geliyor olmalıydı. Böyle kırgın ihanete uğramış gibi bakması üzmüştü beni.Ne kavgası etmişlerdi merak etmiştim. Sormanın sırası değildi. Sonra sormayı unutmamayı diledim. “Ağabey yalvarırım dur sakin ol. Bak biliyorum çok yanlış geliyor sana ama ben seviyorum onu. Yanlış hiçbir şey yapmadık biz lütfen kavga etmeyin.” Ağlar gibi çıkan sesim korkan halim durdurmalıydı onları. Korkuyordum çünkü. Fiziksel anlamda zarar görmeleri üzerdi beni hele sebebi olmak. Annemlere ne derdim ya Gülfidan Teyze, oğlunun daha ilk dakikadan dayak yediğini görmesi eminim bana karşı olan tavrını hiç hoş şekilde etkilemezdi. “Bırak Asya vurursa içi soğur belki. Bırak vursun değişmeyecek benim kararım. Ben elini bir kez tuttum arkamızda olmak yada olmamak onu tercihi.”Kerim ateşi harlamaktan başka bir şey yapmıyordu. Ağabeyimi kışkırtıyordu sadece bu sözleri. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Bıraksaydım da ağzını burnunu kırsaydı Kerim. “Asya bu itle bir daha görüşmüyorsun. Çabuk bin arabaya eve gidiyoruz. Hesabını evde düreceğim senin. Sen de bir daha çıkma karşıma, benim Kerim diye kardeşim yok artık.” Kerim şaşkındı. Ağabeyimi kaybetmek istemediği gözlerinden belli oluyordu. Derince yutkunmuş konuşmak için aralamıştı dudaklarını. Ben sadece ağlayıp olanı biteni izliyordum. Pişman olmak istemiyordum ama arkadaşlıklarının bitmesi beni kahrederdi.Duyduklarım gerçek olmasındı ağabeyim ciddi olmasındı. “Götünü de yırtsan ben hala senin kardeşinim Ali. Öyle ha diyince bitecek bir şey değil dostluğumuz. Sakinleşene kadar üzerine gelmeyeceğim ama Asya’yı benden uzak tutman mümkün değil bilmiş ol. Sende iyi biliyorsun ki kardeşin kendi kararlarını verebilecek yaşta o bana evet dediği sürece yedi cihan bir olsa kimse alamaz benden.” “Kerim sabrımı sınama siktir git başımdan. Kardeşimin aklını karıştırmışsın belli yoksa yıllardır arkadaş bildiği adama sevgilim diyecek biri değil o.” Değildim evet ama seviyordum. Hissettiklerimden emindim. Kim en yakın arkadaşına karşı öpüşmekten de ileri şeyleri düşünürdü ki. Ya da seviyorum dediğinde bende dememek için zor tutardı kendini. Geç fark ettiğim hislerimin doğruluğunun ya da gerçekliğinin hesabını ailem dahil kimseye vermeyecektim. Uzanıp Kerim’in elini tuttum ağabeyim inanırdı belki bana. “Ağabey, ben seviyorum. Karşı olmanı istemiyorum sen benim her şeyimsin. Aranıza giriyor olmak beni üzüyor lütfen yapma böyle.” Birleşen ellerimizdeydi bakışları Kerim bu halimizden memnundu beni yanına çekmiş ellimi sıkıca tutmuştu. Hoşuna gidiyordu paşamızın. “Bana bak Asya ben kabul etsem babam etmez. Kaç senelik komşularımızla dünür mü olacağız he söylesene. Ya siz emin değiliz biz istemiyoruz dediğinizde ne olacak. O yılların aile dostluğundan geriye koca bir pişmanlık ve enkaz kalacak. Anın heyecanına kapılıyorsunuz. Bırak şu adamın elini.” Kolumdan tutuyor çekiştiriyordu. “Ali kardeşim sakin kalayım diyorum ama bırak. Tuttuğum eli sen değil kimse bıraktıramaz. Hele ki kardeşin kendi rızası ile tutmuş. Kendimden emin olmasam bunları düşünmesem çıkıp seviyorum demezdim. Demagoji yapma neyin ne olduğunu iyi biliyoruz. Akıl alacak yaşı geçtik. Kardeşini üzmek kırmak istiyorsan devam et. Beni silsen bile ben bırakmayacağım bu eli.” Kerim gayet net ve açıklayıcı konuşmuştu. Ağabeyim ellerini yüzüne kapatmış yüzünü sıvazlayıp bize dönmüştü gördüğü manzaradan rahatsız olduğunu tüm vücuduyla belli ediyordu. “Lan bari yanımda tutma kanım kaynıyor oğlum döveceğim seni zor duruyorum bak.” Bırakmıştım hemen. Yumuşamış gibiydi bari sözünü dinleyim demiştim. Kerim’in dudağının kenarı kıvrılmış haylaz çocuklar gibi ağabeyime bakıyordu. Çok güzel gülüyordu vicdansız. Ağabeyim onaylamış gibi görünmüyordu ama o ilk siniri geçmiş gibiydi. Bunda bizim kararlı duruşumuzun payı çoktu bence. Kerim’de bende ilişkimizin arkasında durmuştuk. Henüz daha kendime bile alıştıramadığım gerçekleri aileme söylüyor olmak doğru muydu acaba. Bir gün bile olmamıştı duygularımızı açalı. Bu işler nasıl olurdu bilmiyorduk ki ikimizde. İlk ilişkimizdi Kerim’e bende yıllardır hayatımıza kimseyi almamıştık. Benim bana yürüyenlere karşı en azından bir savaşım olmuş kızlarla bunun muhabbetini etmiştim. Ya Kerim, garibim kim gelse yanına bacım işim olmaz der kovardı.Hatta çoğu zaman beni bile bahane ederdi. Sevgilisi olarak kaç kez tanıtıldığımı hatırlamıyordum bile. Çok normal gelen şeylerin şimdi aslında hiç normal olmadığını, birbirimize olan ilgimizi örtmek için kullandığımız yöntemler olduğunu fark ediyordum. Ortam sessizleşmişti. İlk konuşan ağabeyim oldu. “Hala inanamıyorum. Şaka diyin oğlum, şaka. En yakın arkadaşım ile kardeşim sevgili olamaz. Asya ağabeycim bak bu adam kıskanç, sinir hastası üzer seni. Eve geç gelir, yakışıklı da buna çok yürüyen olur. Hem yürüyorlar lan şerefsiz it dün o koluna giren kızı ne çabuk bıraktın.” Bunu derken yine yakasına yapışmıştı. Şu an umurumda olan şey Kerim’in koluna giren kız ve ona yürüyenlerdi. Saç diplerimden tırnak uçlarıma kadar sinir basmıştı. Sanki vücudumdan elektrik akımı geçiyordu. Kararan bakışlarımı Kerim’e çevirdim ve ağabeyimin tuttuğu yakasını ben devraldım. Şuan elimde boğazının olmaması için bana öyle bir şey olmadığını söylemesi gerekiyordu. “Kerim. 3 saniyen var.” Ağabeyim kahkaha atmış daha şimdiden bu halde olduğumu ileride daha büyük sorunlar yaşayacağımı söylemişti. Ona da bağırıp susturmuştum. Kerim bana açıklama yapmak zorundaydı. Yapmalıydı. Elimde kalacaktı. “Yavrum yemin ederim yalan söylüyor. Kimse koluma girmedi. Bitanem, dün zaten uyandım hazırlanıp yanına geldim.Ne ara koluma girecekler.” Sakinleşemiyordum. Mantıklı konuşmamalıydı. İnanıyordum böyle konuştuğunda. Bitanem demişti bir de. Bakışlarım ağabeyime döndüğünde güldüğünü gördüm. Ne ara kabullenmiş ne ara bizi ayırma planlarına geçmişti bu çocuk. Kardeş değil kalleşti. “Ağabey!!” “Efendim güzelim.Kerim kardeşime bitanem dediğini duymayım. O benim bitanem.” Ağabey kıvırmak dansözlere özeldi ama sen bilirdin. “Ali kardeşim git ötede zırla. Aramıza böyle komik bahaneler ile giremezsin. Asya benim.” Konu neydi unutmuştum bile. Eriyordum eriyor. Benim derken ki emin tavrı. Meydan okurcasına bakışları. Dik duruşu. Hala daha ağabeyime dikleniyor, aşkının arkasında duruyor oluşu ona karşı olan tavrımı değiştiriyordu.Sevgi neydi çok emin değildim ama gözlerimle kalp çıkarıyor olduğuma emindim. Kim ne derse desin ona güveniyordum. Duyduğum şeylerin beni sinirlendirmesi güvensizlikten değildi asla.Sadece katlanamıyordum. Ona birinin yakın olması eskiden beridir beni sinirlendirirdi. Şu halimizde delirtirdi. “Onaylıyor olduğumu sanmayın. Biliyorum ne desem de inatçı kardeşim bildiğini yapacak. Bir gün bunun olacağını biliyordum ama dostum dediğim adamla olması hayal kırıklığı. Tanıdığım bildiğim biri olması bile umurumda değil. Bunu nasıl kaldırırım bilmiyorum.Nasıl sindirilir böyle bir şey fikrim yok. Babamlara da bu akşam söyleyeceksiniz belli herkes bizdeydi en son. Geç kalmayın hayır cevaplarını duymak istiyorum.” Son sözlerini söylemiş beni arabaya doğru çekmişti.Kerim’le gitmek çok cazip gelse de bir taraflarım yemiyordu. Zaten en son ki araba maceramızı hatırlamakta korkutuyordu. Eve gittiğimde kapatmak zorunda kalacağım morluklarla karşılaşmak beni zora sokardı. Kerim homurdansa da ağabeyim kesin bir dille yanımdayken benden uzak durması gerektiğini belirtmişti. Hatta durmazsa bok görürsün Asya’yı diye tehdit etmiş bile olabilirdi.En zor kısmı geçmiştik sıra daha annemler kısmındaydı. Hakkımızda gerçekten hayırlısı olsundu. Ağabeyim arabada kalbimi kazanmıştı. Benim onun kırılan kalbini onarmam gerekirken o beni mutlu etmişti. Her koşulda yanımda olduğunu Kerim’le olmama en azından tanıdığı biri olduğu için içten içe sevindiğini bile söylemişti. Birde şeymiş biz zaten hal ve hareketlerimizle sevgili gibiymişiz. Herkese bunu aşılamışız. Eve kadar uzunca konuşmuştuk ağabey kardeş. Sevgilim arabasıyla arkadan geliyordu. Arada telefonum titriyordu. Bakmıyordum bakarsam ağabeyimle aramızdaki muhabbet bozulurdu.  Evin önünde durduğumuzda mesajları okudum. İlk iki mesajda ağabeyim eğer onun hakkında kötü bir şey söylerse inanmamam gerektiğini yazmıştı. Gülümsedim. Zaten inanmazdım ki. İkisine de sonsuz güvenirdim ve önce duyduklarımı sorardım. Beni sevdiğini ve beni bırakmayacağını söylemişti. Kim ne derse desin elimden tutmaya devam edecekmiş.Ben bile engel olamazmışım. Yüzümdeki gülümseme büyüyordu. Deli gibi görünmemek için telefonu cebime attım ve arabadan indim. Zaten Kerim’de gelmişti. Şimdi sıra eve girmek ve evdekilere bu durumu açıklamaktı.Nasıl yapacaktık bilmiyordum. Ağabeyimin bana olan düşkünlüğünü kullanmıştım yalan yoktu. Babamda düşkündü ama aması vardı işte. Babamın karşısına çıkıp da ben bu adama aşıkmışım baba diyemezdim.Utanırdım. Heyecan basmıştı. Kerim sağımda duruyordu. “Güzelim sakin mi olsan. Ali bile kabullendi ailelerimiz de kabullenir.” Kabullenirdi değil mi? “Lan benim bir şeyi kabullendiğim yok.” Of ağabey gerginim zaten bir de sen germesen mi? Ablamlar bile bizdeydi. Tüm aile tam takım bizdeydi.Ellerim terlemişti. Kerim anlamış olacak ki saçlarıma dolu dolu bir öpücük kondurdu. Ağabeyim omzundan tutup geriye çekti. Hallerine gülüyordum artık. Kapıyı çaldım. Kavgayı bırakıp yanıma gelen Kerim elimi tuttu ve ablam kapıyı açtı. Görmedi birleşen ellerimizi. Öylece kapıyı açıp bizi görüp içeri girdi. Neyse dedim girdim bende. Herkes salonda olmalıydı. Birazdan dananın kuyruğu kopacaktı. Koptu da. Bizi el ele gören ilk annemler oldu. Gülfidan Teyze “Kerim oğlum ne yaptınız siz” diye bağırmıştı. El ele tutuştuk kaynanacığım. Annemde “ Görmüyor musun komşum sevgili olmuş bunlar. Ay ben demiştim sana bunlar olacak diye bak gördün mü.” Bildiğin annem Gülfidan Teyze’ye nispet yapıyordu. Babam koca bir hayal kırıklığıyla bakıyordu. Ablam bıyık altından gülüp ben demiştim havalarına girmişti Murat Amca neden kafasından ateş çıkarıyordu şuan emin değildim. Eniştem de şaşkın şaşkın bakıyordu. Ay enişte şaşırma kaptım ben bu yakışıklıyı dememek için zor tutuyordum kendimi. “Ahmet Amca, baba biz Asya ile birlikteyiz.” Benim yiğido konuşmuştu. Ağzından bal damlatıyordu bal. Yükselmenin sırası değil diyerek babama döndüm. “Baba özür dilerim güvenini kırdığım için ama ben Kerim’i seviyorum. Onu öz oğlundan ayırmadığını biliyorum. Kalbime söz geçiremedim.” Bence güzel konuşmuştum. Ama babam susuyordu. “Asya kızım henüz yeni gibi duruyor ama sorması ayıp havluların oyasını yeşil mi yaptırayım kırmızı mı ?” Bilmem ki Gülfidan Teyze bence sen önce kefen yaptır bana çünkü babamın bakışı bakış değil. Kerim annesine uyarır gibi bakmıştı ama annemler bu duruma kına yakıyorlardı. Bu kadar mı dünür olmak istiyordunuz anne başından deseydiniz ya. “Baba bir şey söylemeyecek misin?” Soruyu soran bendim ama muhatabı susuyordu. “Kızım kalk babana su getir adamın nutku tutuldu.” Annem ablama söylemişti. Ablam su getirdiğinde herkes babamı bekliyordu. Murat Amca bile susuyor babamın konuşmasını bekliyordu. Konuşsa hoş şeyler konuşacak gibi durmuyordu. “Seni oğlumdan ayırmadım Kerim. Dostumun tek göz ağrısı olman bir yana karakterin, duruşun, adamlığın hep hoşuma gitti. Kızımın elini tutup karşıma geçtin. Yıllarca arkadaşız dediniz bizi kandırdınız. Ben sana güvendim onu defalarca emanet ettim. Bu yaptığın adamlık mı?” Babam konuşmamış ateş etmişti. Ağlamak istemiyordum ama söyledikleri çok ağırdı. “Ahmet Amca, bir gün olsun emanetine ihanet etmedim. Asya’ya hiçbir zaman ağabey gözüyle de bakmadım. Kalbine söz geçirmiyorsun.Şimdi çıkıp bunun için özür dilemeyeceğim. Ha adamlığa gelince de sevmek adamlık değilse adam değilim o zaman ne diyeyim sana karşı boynum kıldan ince.” Ağlıyordum artık.Babam bana bakıyordu ama Kerim’in sözleri onu da etkilemiş gibiydi. “Ahmet kardeşim sakin ol. Çocuklar birbirini sevmiş. Kırmayalım kalplerini.” Murat Amca ne güzel kalpli adamdın sen. Burnundan ateş çıkarken babamı sakileştirmeye çalışman sana kocaman sarılma isteğimi kamçılıyordu. “Seviyor musun kızım sen Kerim’i.” Baba sabah sorsan bilmiyorum derdim ama şu an emindim seviyordum. “Seviyorum baba.” Kedi miydim ben mırıl mırıl konuşuyordum.Babam kıyamazdı bu hallerime. “Yaptığınız şeyin doğruluğunu sorgulayacak değilim kızım. Eğer seviyorsanız bize laf düşmez.” Kerim ağabeyime oh olsun der gibi bakıyordu. Ağlarken gülmek nasıl bir şeydi böyle.Babama sıkıca sarılmıştım.Ağabeyim homurdanıyordu. Annemler ciddi ciddi çeyiz konuşuyordu. Ablam kıs kıs gülüyordu.Garip bir ortamdı şuan. Murat Amca susuyordu. Kıyameti evde koparacak gibiydi. “Ağabeyinin düğününden sonra bu işi de ciddiye bindirin. Ben sizin bu şekilde gezmenize müsaade etmiyorum.” “Ahmet doğru söylüyor. Ali’nin düğünü olsun hayırlı iş için çalarız kapınızı.” Ay ne oluyordu. Ne ciddiyetiydi. Ne hayırlı işiydi. Kerim dört köşe olmuştu. Ağabeyim kuduruyordu babama hayır baba izin vermiyorum filan demişti. Babam karışma diyip kestirip atmıştı. Ablam anneme el oyalarımın tam olup olmadığını soruyordu. Eniştem hayırlı olsun baldız diyip omzumu filan sıvalamıştı. Delirecektim. Tamam ciddiydik oynamıyorduk ama durundu yahu daha dün başlamıştı her şey. Sevgilime dönmüştüm. Hani şu sevinçten ağzı kulaklarına varan sevgilime. “Kerim bir şeyler yap.” Fısıltımı duymuştu ve diğer bombayı da o patlattı. “Ahmet Amca yarın gel desen yarın gelirim. Sen onay ver ben gelirim.” Elini öpüyordu. Bayram mıydı seyran mıydı niye öpüyordu. Çığlık çığlığa bağıracaktım. Ben yok muydum burada niye sormuyordu kimse. “Keriimmm !!” Elimi bırakmamıştı. Daha sonra konuşacaktık bu konuyu susuyordum şimdi ama gece kavga vardı. Her şey yarım saat içinde olmuş bitmişti. İki gündür neler oluyordu anlamıyordum. Yakalayamıyordum. Son hatırladığım ablamın gösterdiği elbiselere şu güzelmiş nişana daha uygun dediğimdi. Murat Amcalar ayaklanmıştı.Gülfidan Teyze giderken güzel gelinim benim zaten kızımdın şimdi gelinim oldun bana dünyaları verdin demişti. Gülüm gelinin olmam istediğine emin misin ? Murat Amcada gülmüş hanım gelininle önünde bir ömür var hadi utandırma kızı demişti. Murat babacığım beni nasıl da düşünüyordu. Delirmiştim delirmiş. Kerim’de annemlere enişteme selam vermiş ağabeyime de imalı imalı bakmış çıkmıştı. Şaşkındım. Bizimkilere odama çıkmak istediğimi söyleyip çıktım. Zaten babamın yüzüne bakamıyordum.Anlamış olacaklar ki hiç kimse ses etmedi. Ablamlar ben çıkmadan çıkmıştı. Eniştem sabah işe gidecek diye kalmamışlardı. Şimdi kendi kendime kalıp düşünme vaktiydi. Beynim durmuştu. Çalıştıracak gücü bulamıyordum.Odama çıktığımda yatağa oturdum ve geriye doğru yaslandım.Sabah işe gidecek olmak umurumda bile değildi. Düşünmem gereken şeyler vardı. Bu gece benim için fazlasıyla uzun geçecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD