Gün ağarmıştı. Sabahın ilk ışıkları ile uyanmış bir türlü yataktan çıkamamıştım. Hava güzeldi. Yaz mevsimine geçiş yapmak üzereydik. Günlerden pazar olması beni bir miktar üzmüyor değildi. Oldum olası sevemedim pazar günlerini. Günlük güneşlik bile olsa kasvetli gelir ruhumu daraltırdı. Çok güneş seven biri değildim zaten kasvetli havalar daha çok hoşuma giderdi yine de ilkbaharın son demleri yazın başı hoşuma giderdi severdim. Pazarlarla olan sıkıntım sanırım biraz Pazartesi sendromundan kaynaklanıyordu. Yoksa neredeyse insanlığın %80inin izin günü sayılırdı
Bazı yaşanmışları geri alamıyordunuz. Uyandığından beridir bilfiil düşündüğüm şey buydu. Almak istiyor muydum ? Koca bir hayır. Dün gece hayatımın dönüm noktası olmuştu. En yakın arkadaşımla öpüşmüş birbirimize açılmıştık. Aşağı inip annemin babamın yüzüne nasıl bakacağımı düşünüyordum. Konuşacak doğruları söyleyecektik ama bir anda olup biten bunca şey kafamı karıştırmış acaba fiziksel anlamdaki çekim bana yanlış şeyler mi yaptırmıştı diye düşündürmüştü. Haksızlık etmek istemiyordum. Kimsenin, özellikle de kendi hayatımın içine etmek karman çorman bir hale getirmek istemiyordum. Kerim’le konuşmak en doğrusu olacaktı. Bugün kapalıydı dükkanları evde uyuyor olmalıydı. Şimdi karşısına geçip ben emin olamıyorum demek değildi niyetim ama acele etmememiz gerektiğini söylemezsem içimde kalacaktı. Gerçi o fikirlerini dün gayet net belirtmişti. Zaten acele etmeyecektik. Ağabeyime söyleyecektik sadece ve bu da diğer aile üyelerinin öğrenmesini sağlayacaktı. Korkum biraz da bu yüzdendi. Öğrendiklerinde eminim ailem tepki gösterecek hatta belki benimle kavga edeceklerdi. Kabullenmeleri uzun sürmezdi sadece yorardı. Tabi bir de kabullendikten sonra işi ciddiye bindirmek istemeleriyle karşılaşacaktım. Kafam çok karışmıştı. Ne yapmak istediğimi bile anlamaz olmuştum. Ela ile konuşmak istiyor fikirlerini merak ediyordum ama prensesimiz attığım mesaja dönmemişti bile. Kerim dün gece ki yazdıklarından sonra bir şey yazmamıştı.
Aylaklık yapmanın sırası değil diyerek ayağa kalktım aynanın karşısına dün gecenin hasarını görmek için geçtim. İnanamıyordum. Bu kadar kendimizi kaybetmemize gerçekten inanamıyordum. Boynumdaki kızarıklıklar, sol göğsümde diş izleri ve emildiği için moraran bir iz, kalçamda da parmak izleri vardı. Hadi göğsümü hallederdim ya boynum. Delirecektim. Yataktan telefonumu aldım ve fotoğraflarını çektim Kerim’e yolladım. Uyanınca bakardı artık paşamız. Eserini izler umarım pişman olurdu. Banyoya yönelip işlerimi hallettim odama döndüğümde üzerime yuvarlak yaka bir tişört giydim bacaklarıma da gri bir eşofman geçirdim. Boynumda ki kızarıklıklara kapatıcı sürdüm üzerinden pudra geçtim ve sabitledim. Mazallah salaklık yapar kaşırdım felan. Yarına geçecek gibi duruyorlardı. Bazen ablamda böyle geliyordu bize. Saklamaya çalışırdı ama ben anlardım boynundaki morlukları. Yada ablam beceremezdi kapatmayı bilemiyordum şu an. Ben kapatmıştım. Dışarıdan bakan biri asla anlamazdı. Anlamasındı zaten bu gerçekten utanç verici olurdu. O anlar aklıma geldikçe kanım kaynıyordu annemlerin yanında düşünmemem gerekiyordu bence. Saçlarımı da açtım ve alt kata indim. Tahmin ettiğim gibi annem ve babam kahvaltı masasındaydı. Annem sucuklu yumurta yapmıştı mutfak kokuyordu. Çok sevdiğim söylenemezdi. Günaydın diyip masaya geçtim öyle havadan sudan konuşarak kahvaltımızı ettik. Babam yaklaşan düğün için herhangi bir eksik olup olmadığını annemle tartışıyordu. Tek eksiğimiz davulcu ve benim kıyafetlerimdi. Neymiş gelini davulsuz almazmış babam. Bence de almamalıydık. En yakın zamanda kendime elbise bakmam gerekiyordu şunun şurasında düğüne 1 ay kalmıştı. Ağabeyim ve yengeciğim önceden ev tutmuştu eşyalar tamamdı. Gelinlik ve damatlık halledilmişti. İsraf olduğu için düğün yemeksiz olacaktı sadece aperatif bir şeyler olacaktı. Annem düğünden önce dünürleri çağıralım demişti. Bu yoğun geçecek günler demekti. Neyse ki yengemin annesi ve babası pamuk gibi insanlardı. Yalnızca ağabeyinin bana olan hali ve hareketleri sıkıntıydı. Nişan yapılırken Kerim’den az daha dayak yiyecek olmasını umursamamış hala daha rahatsız edici tavırlarına devam etmişti. Nişandan sonra görüşmemiş mümkün olduğunca uzak durmuştum. Anneme ağabeyimi sorduğumda odasında uyuyor olduğunu söylemişti. Nöbetten sabaha karşı gelmiş. Eve ablaya üzülüyordum ben Kerim geceleri evde olmasa kafayı yerdim sanırım. Kerim’le evlendiğini düşündüğüne göre emin olmadığın bir şey kalmamış Asya bu ne hız mübarek az yavaş. Kendi kendime hesaplaşmalarımla uğraşamayacak kadar halsizdim.
Bizimkiler ile biraz daha oturup odama çıkmıştım. Telefonumdaki mesajları kontrol ediyordum. Ela konuşmak için mesaj atmıştı ona sonra dönecektim. Kerim eseriyle gurur duyduğunu belirten bir şeyler saçmalamış ve sonunda beni utandıran cümleler kurmuştu. Neymiş bu fotoğraflarda belli olmuyormuş gerçekten görmesi gerekiyormuş. Gördüğünde yeterli gelmezse dahasını yaparmış artık onu kimse durduramazmış birde sabah sabah kanına girmemem gerekiyormuş. Bence bu çocuk hep böyleydi de ben yeni görüyordum. Kuduruktu kuduruk. Avucunu yalaması gerektiğini yazıp gönderdim. Ve Ela’yı aradım. 3.çalışta açmıştı.
“ Prenses Diana kış uykusuna mı yattın”
“ Kanka dün geç uyudum ondan böyle oldu. Ağabeyim uyandırmasa hala uyuyor olurdum.” Uyurdu bilirdim. Bayılırdı uykuya bence bu sebeple bile çalışmaktan kaçıyor olabilirdi.
“Ela uzatmayacağım. Dün gece bir boklar yedim ben.”
“Lan dur n’oluyo ne boku. Ay Asya bensiz neler yaptın çabuk anlat.” Utanmaya çekinmeye gerek yoktu bu kız benim her halimi görmüştü bilirdi.
“Kerim’le öpüştük.” Karşıdan düşme sesi gelmişti. Yataktan düşmüştü herhalde bu salak kız.
“Oha oha oha. 500 bin kez oha. Tamam birbirinize yanık olduğunuzu yedi cihan anlamıştı ama öpüşmek ne Asya ciddi değilsin değil mi şaka bu ?” Değildi güzel arkadaşım değil. Baya baya yapışmıştım çocuğa. Ben asist yapmıştım oda 90a golü çakmıştı. Nur topu gibi bir ilişkim vardı artık.
“Kesmeden dinle Ela bir daha zor anlatırım. Kına da dans ettik klasik Kerim işte elbiseme laf etti felan neyse sonra bittikten sonra tepeye çıktık. Önce durduk boş boş dedim bu çocuk konuşmayacak gideyim bari. Gitmedim tabi kendini açtı sana karşı hislerim var dedi emin değildim eminim dedi kimseye vermek istemiyorum seni dedi konuştu konuştu cevap vermek zorunda değilsin dedi bende tuttum öptüm.” Hızlı hızlı anlamıştım. Omzumdan bir yük kalkmıştı. Bu sırada da telefonum titriyordu. Kerim mesaj atıyor olmalıydı. Dönemezdim şu an.
“Sen mi öptün ? Ulan Asya sen ne yere bakan yürek yakan bir kızmışsın. Kızım ne demek öpmek. Ay dur bana geliyorlar. Ne yani şimdi Kerim benim eniştem mi oldu. Siz ilk öpücüklerinizi birbirinize mi verdiniz” Ah Ela ah senin bu kuduruk arkadaşın yedi çocuğu bilmene gerek yok ama ne ilkler verildi bir bilsen.
“Aynen öyle oldu of utandırma işte kızım. Öptüm oda geri çevirmedi karşılık verdi sonrada bir kere aldım bu tadı bir ömür bırakmam dedi”
“ ahahaha enişteme bak be sonda da arabeske bağlamış. Eee hayırlı olsun o zaman ne diyeyim ben zaten bekliyordum bunu. Bir gün olacaktı siz adım atamıyordunuz. Çok sevindim adınıza. Bu arada Ali ağabey ne zaman öğrenecek peki.” Biz hariç herkes aramızda bir şeyler olduğunu anlamıştı ama iki salak biz bir halt anlamamıştık.
“Kerim’e kalsa hemen öğrenecek. Gerçi bende öğrensin istiyorum ağabeyimden bir şey saklayamam. Onaylamasa bile ailem bilmeli.” Güven kolay kazanılmazdı ama kolay kaybedilirdi. Ailemin güvenini kaybetmek yerine hayatımdaki bir çok şeyi kaydedebilirdim. Bana sonsuz güvenen insanlara yalan söylemek istemiyordum. Bu akşam öğrenmelilerdi. Uyandığımda kararsız kalan ben şimdi kararımı vermiştim. Of ikizler burcu da değildim ki bu dengesizlik nereden geliyordu acaba.
“Aşkım bence de öğrenmeliler. Asla bekleme ve herkese söyle olmazsa bile sizinkiler bunu sorun edecek insanlar değiller. Yalan ayağınıza dolanır bebeğim ve canınızı yakar” Doğru söylüyordu Ela. İyi ki aramıştım onu bana çok iyi gelmişti. Biraz daha konuşup kapattık akşam eğer konuşursam haber vermem gerektiğini merak edeceğini söyledi. Her zaman yanımızda olduğunu da belirtip kapattı. Kalmıştım kendi kendime. Kerim’den gelen mesajları merak ediyor ama bakmaya cesaret edemiyordum. Konuşmamız gerekiyordu kimseden saklamak istemiyordum. Mesaj bölümüne girdiğimde döktürmüştü taze sevgilim.
BELALIM: Güzelim avucumu değil başka şeyleri yalamayı tercih ederim.
BELALIM: Sanırım Ela ile kritik yapıyorsun. Bittiğinde ara konuşalım SEVGİLİM.
BELALIM: Gılgamış Destanını mı konuşuyorsunuz Asya. Alt tarafı öpüştük sevgili olduk diyeceksin.
BELALIM: Yavrum beklemekten ağaç oldum kapat şu telefonu
Hepsi de bir kaç dakika arayla atılmış mesajlardı. İlk mesaja kızarsam da sonrakilere sinirlenmiştim. En yakın arkadaşım ile konuşmam beş dakika sürecek değildi ya. Ne vardı 45 dakika konuştuysak. Uzatmadan arama tuşuna bastım. İlk çalışta açtı. Ay Kerim hep böyle yapacaksan ben düşerim ama sana.
“Güzelimm. Kaç saat oldu bitmedi muhabbetiniz.”
“Saat felan olmadı Kerim. Hem öyle öpüştük sevgili olduk mu denir Allah aşkına. Sen böyle mi diyeceksin ağabeyime.” He Asya derdi kesin. Sonra acil kapılarından toplardın ikisini de.
“Valla güzelim ağabeyine öpüştük demeyi çok isterdim ama özelimizi değil ona açmak senin Ela’ya anlatman bile saçma. Kime ne lan seni öptüğümden. Sevgili olduk de geç. Ben sadece şaka yaptım. Seninle uğraşmak hoşuma gidiyor.” Delirtmek en sevdiğin Kerim bilmez miyim.
“Neyse ben şey diyecektim. Şimdi biliyorsun ben bizimkilerden bir şey saklamam. Akşam söylesek mi herkesi,bizde toplansalar yine. Ağabeyim izinli olmalı. Önce onunla konuşmak daha sonra babamlarla konuşmak istiyorum.” Susmuştu. Susma bir şey söyle demek istemiştim. Kendince düşünüyor tartıyor olmalıydı. Gerilmiştik ikimizde böyle olacağını bilerek bu yola çıkmış olmamız gerekiyordu. Tereddütlerim bu noktada başlıyordu işte hızlıydı tüm olanlar. Aileme söylemek bile çok hızlıydı henüz 24 saat bile geçmemişti. Oynuyor olamazdı değil mi benimle suskunluğu bundan olamazdı.
“Susacak mısın Kerim”
“Hayır sevgilim. Sadece ağabeyine mesaj attım. Uyandığında buluşmak istediğimi yazdım. O güzel aklından geçenleri tahmin ediyorum Asya. Kendimden eminim dün geceden sonra senden de eminim. Benimsin ve sonsuza kadar bu böyle kalacak. Seni bırakmak gibi bir niyetim asla yok. İstediğin gibi yapabiliriz akşam annemlere derim size geçerler.”
Onaylamış telefonu kapatmıştım. Uzun uzadıya konuşmaya gerek yoktu. Ağabeyim ile konuşurken beni çağırmasını söylemiştim beraber söylememiz gerekiyordu. Tamam demişti. Zaten başka şansı da yoktu mecbur tamam diyecekti. Dediğim dedik Kerim’i hanım köylü düşünmek beni güldürmüştü. Gerçeklerdi ama bunlar canım, olacak olanlardı. Mutluydum, garip bir huzur vardı üzerimde. Sanki bu günü bekliyormuşum gibi adapte olmam hemen kabullenmem garip gelse de bunun mutluluğumun önüne geçmesine izin vermeyecektim. Mutlu olmak huzurlu olmak benim hakkımdı. Bunca zaman kimsenin etlisine sütlüsüne karışmamış kendi kabuğumda sakin sakin yaşamıştım. Bundan sonra sevdiğimle beraber bende mutlu olabilirdim bence. Kerim bana karşı hep ilgili olmuştu. O kadar alışıktım ki onun ilgisine sevgisine.Yeni gördüğüm şeyler değildi o yüzdendi bence hemen kabullenişim.Geriye dönüp baktığımda çocukluğumun büyük bir bölümü onunla geçmişti. Hatırlıyordum da bir kez mahallede ki kızlar beni oyunlarından dışlamıştı. Sebebi de o zaman mahallenin en güzel kızı olan Aylin’in Kerim’e olan aşkıydı. 6-7 yaşındakileri veletler ne bilecekti aşktan ama biliyorlardı işte. Benim Kerim’le olan samimiyetim ve yakınlığım Aylin’i bana düşman etmiş güzelliğine kanıp yanında olanların da düşmanlığına sebep olmuştu. Her oyundan dışlanır alınmazdım. Kerim bir defasında onların yanında bana “ Ben hep senin yanında olacağım Asya. Annemin babamı sevdiği gibi seveceğim. Bu sümüklülerle oynama gel evcilik oynayalım biz” demişti.Nefret ederdi bu arada evcilik oynamaktan. Benim için katlanırdı. Kalbim sıcacıktı.Mutluydum. İnanılmaz mutlu hem de.
Bir yandan da ağabeyimin tepkisini merak ediyor korkuyordum. Sinirli bir adamdı. Bana karşı hiç kaba kuvvet uygulamamış hem güler yüzlü olmuştu. Ablam evleneceğim dediğinde bile Berat ağabeye karşı kaba davranmamış onaylamıştı. Zaten kendisi de Ece abla ile birlikte olduğu için onları anlamış üstlerine gitmemişti. Şimdi de bizim üstümüze gelmezdi umarım. En çok korktuğum şey tüm mahallenin imrenerek baktığı arkadaşlıklarına zarar gelmesiydi. Kolay değildi ki dostum dediğin adamın kız kardeşinle sevgili olması. Empati yapıyordum o yüzden duyduğunda ne derse desin kırılmayacak üzülmeyecek anlamaya çalışacaktım.
Kerim’den ağabeyimle 1 saat sonra tepede buluşacağına dair mesaj gelmişti. Tamam yazıp yollamıştım. Ağabeyim ile giderdim.
Hazırlanıp aşağı inmiştim. Masada, bir şeyler atıştıran bir yandan da nişanlısı ile konuşan bir adet Ali kişisi vardı. Allahtan yengem ile araları iyiydi bu sıralar. Yüzünde güller açıyordu pamuğumun. Onunla geleceğimi söylediğimde itiraz etmemişti. Klasik buluşmalarına katıldığımı sanıyordu. Of ağabey bize çok kızmamanı temenni ediyorum.
Evden çıkmış arabaya binip tepeye ulaşmıştık. Kerim bizden önce gelmiş sigarasını yakmış içiyordu. Gerim gerim geriliyordum şu an. Balon olsam patlar taş olsam çatlardım. Kısa bir selamlaşmanın ardından öyle susmuş birbirimize bakıyorduk. Ağabeyim bir şeylerden şüphelenmiş olmalı ki Kerim’e kaş göz işareti yapıyor bana da dik dik bakıyordu. Söze girmem gerekiyordu sanırım bu noktada. Kerim’e önce konuşmak istediğimi söylemiştim beni bekliyordu o yüzden.
“Şimdi ağabeyciğim. Birazdan duyacakların için bana çok kızmamanı umuyorum. Beni anlamanı istiyorum.” Oda gerilmişti. Yüzüme devamını bekler gibi bakıyordu.Tek ayağını sallamaya başlamıştı. Sinirlendiğinin kanıtı da geldiğine göre devam etmemde sakınca yoktu. En fazla kıyameti koparırdı.
“Eee Asya kısa kes.” Kerim sırasını bekliyordu ama halim onu da sabırsızlaştırmıştı. Ay ne vardı canım her gün ağabeyime en yakın dostun ile sevgili oldum demiyordum ya.Bu kadar asabiyet sağlığa fazlasıyla zararlı ağabeyciğim.
“Biz Kerim’le sevgili olduk” Dan diye söylemiştim. Öyle dümdüz hiçbir şey katmadan. Yanlış mı yapmıştım acaba çünkü ağabeyimin yüzü kırmızı görmüş boğa gibiydi.Olacaklardan korkuyordum. Ağabeyimin tepkileri beni telaşlandırıyordu. Direk söylemiş olmakta acaba yanlış mı yaptım ki diye düşündürüyordu.Umarım hata yapmamıştım umarım aralarındaki bağların kopmasına sebep olmazdım. Bu durum beni kahrederdi.