ELFİDA
Eve girip, direk odamda aldım soluğu.
Öpücüğün etkisi hala üstümdeydi.
Ne olmuştu öyle.
Bu kadar ileri gitmesine izin vermemeliydim.
Bunu yaptığına kızmalıydım ama tam tersi bitsin istememiştim.
Ben değil miydim Enes ile sürekli anılan ve bu yüzden de ona ilgi duyan. Yoksa sadece ailelerin, hatta daha doğrusu babamın, bu sözü verdiği için mi,kendimi mecbur hissediyordumda, Enes’in verdiği sinyalleri göremedim. Görsemde sustum.
Ve işin komiği, Yusuf’u hep abi olarak görsemde, onun ilgisi hep üstümdeydi. Ona apayrı bir saygı duyuyordum. Onun benim mesleğime saygı duyması, beni önemsemesi,başından beri duruşunu bozmayışı.. . . Off kafam çok karıştı.
Bir kere şans vereceğimi söyledim.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
Yapacak bir şey yok.
Çifte kumrular olacaktık bir kaç ay.
Sonrasına sonra bakardım.
Hem şu Enes’ide bir rezil edeyim, ondan sonra çorap söküğü gibi gelirdi her şey..
Hem belki Yusuf, kendini kanıtlarsa,
nişanlılık gerçeğe dönebilirdi.
Bu düşüncelerle uykuya daldım. Sabah olduğunda aşağıdan sesler geliyordu. Annem telefonda mı konuşuyordu?
Eşofmanlarımla aşağı inip,mutfağa daldım.
Ama bir de ne göreyim. Annem telefonda değil, bizzat Yusuf’un kendisiyle konuşuyormuş.
Onun ne işi vardı burda?!
Adam resmen kaleyi içten fethediyordu.
Anneme ne dediyse, kahkaha atıyordu.
Uzun zamandır böyle güldüğünü görmemiştim annemin.
Babamdan sonra..,,,,,,,
Yusuf’un gözleri bana değdi.
Baştan aşağı süzdü beni.
Tabi neden öyle baktığını, bakışlarını takip edince anladım.
Üstümde eşofmanlarımla aşağı inmiştim.
Kapşonumu kafama geçirmiştim.
Aksi halde saçlarımı görecekti.
Allah’tan bunu akıl etmiştim de diğer pijamalarımı giyinmemiştim.
Yoksa daha nikah kıyılmadan, her şeyimi görmüş olacaktı.
‘Ah Elfida! adam seni daha dün gece öptü. Ne çabuk unuttun. O zamanda nikah yoktu’ dedi, iç sesim.
Eminim pancar gibi olmuştum.
Yüzümden durumumu anlayan Yusuf, bıyık altı gülmeye başladı.
Gül bakalım koçum, gül sen, son gülen iyi güler.
Hemen üst kata geri çıktım. Odama girip üstümü değiştirdim.Bugün günlerden pazardı. Resmen son 3 günde hayatımı, ışık hızında geçirmiştim.
Ney? nasıl? ne zaman oldu? Anlayamıyordum.
Zaman algımı yitirmiştim.
Hazırlanıp aşağı indim.
Annemler hummalı bir şekilde sohbete devam ediyordu.
Ben de ‘’ Hayırdır Yusuf! Sabah sabah rüyanda mı gördün bizi. Niye geldin?’’ Dedim.
Annem ‘’ Elfida ayıp ama kızım kovar gibi’’ dedi.
‘’Anne bakıyorum da çok çabuk sahiplenmişsin damadını. Hangi ara bu kadar samimi oldunuz’’ dedim.
Annem ‘’ Kızım ben her zaman samimiydim Yusuf’la, bakma son olanlardan kızmıştım.
Ama hem dün gece, hemde şimdi, daha ayrıntılı konuşunca,Yusuf’u haklı buldum’’ dedi.
Ağzım açık kaldı. Yusuf’a baktım.
İki taş bir baş arası resmen annemi kendi safına çekmişti.Pes doğrusu!
Yusuf ‘’ Elfida hatırlarsan, dün gece bana, bugün için imam nikahımızın kıyılması gerektiğini söylemiştin, şans verdiğin için’’ dedi.
Ben öyle mi demiştim. Ben onu Enes’e inat dememiş miydim.
Kafam karışmıştı iyice. Bu Yusuf benim aklımla oynuyordu.
Ama bozuntuya vermedim. Kendimi toparladım. Sanki benim dediklerimi yerine getiriyormuş gibi, bir havaya büründüm.
‘’ Ha evet öyle demiştim. Akşama kıyılır, olur biter’’ dedim.
Annem ‘’ kızım her ne kadar nikah kıyılacağını söylemiş olduğundan, mecburi bir nikah olsada, öyle alelade olmaz. Her zaman yaşanan şeyler değil bunlar’’ dedi.
Yusuf’ta ‘’aynen öyle Sıdıka annecim. İşte bu yüzden alışverişe gidiyoruz Elfida’cım. Hazırlan çarşıya gidiceğiz’’ dedi.
O,biraz önce anneme ‘Anne mi?’ dedi.
Annem ‘ Tabi oğlum gidin siz. Şöyle güzel kıyafetler alın. Bu akşam öyle güzel olun ki, düşmanlarımız çatlasın’’ dedi.
Annem ve Yusuf baya iyi anlaşıyordu.
Bunlar baya baya takım olmuşlardı.
Aralarında bir ben sırıtıyordum.
Yan oyuncu felandım sanki.
Bunlarla baş edemeyeceğimi anlayınca, el mecbur kabullenip, kalkıp hazırlandım.
Dışarı çıktığımız da yine Enes ve Hatice ile karşılaştık. Sanırım akşamki, abisinin nikahı için erkenden gelmişlerdi.
Hatice, Enes’le yan yana yürüyorken bizi farketmesiyle eline yapıştı.
Yapıştı diyorum, çünkü Enes bu harekete karşı istekli değildi. Kavga mı etmişti bunlar. Aman bananeyse..,,
Hatice ‘’ Ooo çifte kumrular, nereye gidiyorsunuz böyle’’ dedi.
Enes ise tuttuğumuz ellerimize bakıyordu.
İstediği olmuştu. Neden hala böyle davranıyordu ki?!
Hatice’nin sorusuna odaklandım.
Ve ‘’ Çarşıya gidiyoruz.Malum akşama imam nikahımız var. Aceleye gelmeden, özenerek olsun diye, alışveriş yapacağız’’dedim.
Lafı da çakmış oldum Enes’e . Diyordu ya bizi bekleyememişlerde kıymışlar onlar, imam nikahını.
Sanki bilmiyoruz neden kıydıklarınıda neyse..
Hatice bu dediğime bir şey diyemedi.
Enes ile arkamızdan bakakaldılar.
Biz de arabaya atladığımız gibi çarşıya yol aldık.
Yalnız ben bunlara, her laf sokuşumda acaip rahatlıyordum.
Bakalım bu akşam nasıl olacaktı?!
Şaka maka imam nikahıyla evleniyordum.