9.BÖLÜM:ELFİDA YUSUF'LA YÜZLEŞİYOR
ELFİDA
Odama geçtiğimde, kendimi yatağıma attım.Ama sonra, hala üstümde nişan kıyafetim olduğunu farkedince hemen soyunup kendimi banyoya attım.
Sıcak bir duş alıp,göz yaşlarımı koyuverdim.Neden diye sorguluyordum.Neden?????
Amaçları neydi? Neden benimle oynuyorlardı neden?
Yusufa sorsan beni sevdiğinden, Enes'e sorsan başkasını sevdiğinden....
Neden adam gibi çıkıp konuşmuyorlardı.
Tamam belki Enes'e kör kütük aşık değildim.Ama bu yaptıkları çok zoruma gitmişti.Sıcak su, iliklerime işledikçe, kafam berraklaştı.
Bundan sonra ne yapacağımı, daha iyi analiz etmeye başladım.İlk iş Yusuf'la yüzleşicektim.
Banyodan çıktım.Havluma sarılıp, odama geçtim.Bir yanda kurulanıp giyinirken, bir yandan da düşünmeye devam ediyordum.
Pijamalarımı da giyindikten sonra, telefonumu elime aldım.Rehberimde Yusuf abiyi bulup, pardon artık benim için sadece Yusuf'tu.
Bu artık benim için, hedefine ulaşmak üzere kullanılacak bir araçtan başka bir şey değildi.
Mesaj kısmına girerek:''Yarın saat 1'de sokağın başındaki kafe de ol'' yazıp cevap vermesini beklemedim.Ama anında çevrimiçi olmuş ve görüldü yazmıştı mesaj.
Hemen cevap yazmış olacak ki, bildirim gelmesi çok sürmedi.
''Sen nasıl istersen.Orda olucam''yazmış.
Eminim heyecanlanmıştır.Ama yarın görecekti heyecanlanmayı...
Telefonu komodinimin üstüne koyup,kendimi uykuya bıraktım.Yarın yoğun bir gün olacaktı.
Sabah olduğunda, kalkıp hemen hazırlandım.Aşağı indiğimde annemin kahvaltı hazırladığını gördüm.Hemen yanına gidip, yardım ettim.Hep, birlikte yapmıştık biz herşeyi.
Her zamanda öyle olucaktı.Annemle güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra, konuyu uzatmamaya karar verdim.Boğazımı temizleyip anneme, dün olan her şeyi baştan sona anlattım.
Önce şok oldu.Sonra özür diledi benden.
Çünkü bu olaylara, maruz kalmamın sebebinin, onun suçu olduğunu düşünüyordu.Ama annem suçluysa, en az bende onun kadar suçlu olurdum.Gözümün
önündeki gerçeği göremediğim için..
Annem, bundan sonra ne yaparsam yapayım, arkamda duracağını ve karışmayacağını söyledi.
Ben de ona, bugün Yusuf'la buluşacağımı ve onunla yüzleşeceğimi söyledim.
O da, her ne kadar destek olacağını söylese de, Yusuf'un bunu yapma sebebini de öğrenmemi istedi.
Çünkü ona göre Yusuf böyle bir şey yapıyorsa,mecbur kalmıştır.Yoksa bu kadar küçülmezdi diye düşünüyordu.
Bende şaşırmıştım gerçekten.
Bakalım bugün derdini öğrenecektim.
Saat 1'e yaklaşırken, kafeye vardım.İçeri girdiğimde karşı masada elinde bir buket çiçekle, ayakta karşıladı beni.
Ne sanıyordu, iki aşık buluşması mı?!
İçimden göz devirdim bu hareketine ama dışımdan belli etmedim.
Yanına yaklaştığımda ''Hoşgeldin canımıiçi '' deyip, beni belimden kendine çektiği gibi yanağımdan öptü.
Bozuntuya vermedim ama böyle bir şey beklemediğimden, biraz afalladım.Ama kendimi çabuk toparladım.Yusuf'un sevgilisi olduğunu hiç görmediğimden, ondan böyle hareketler görmeye alışık değildim.
Masaya geçip karşılıklı oturduk. 'Ne alırsın' diye sorduğunda ona sadece 'çay' dedim .Çaylar geldikten sonra,esas meseleye girmek için, yüzüne bakarak başladım konuşmaya;
''Yusuf, seninle konuşmam gerekenler var.Öncelikle lafımı kesmeden dinlemeni istiyorum. Ben her şeyi biliyorum.Yani ben hafızamı kaybetmedim'' dediğimde yüzündeki şoku görmeliydiniz.
Gözleri yuvalarından çıkıcaktı adeta.
Yalnız güzel gözleri varmış.Yeni dikkat ediyordum.Kehribar rengiymiş.Ay ne diyorum ben.
Yusuf tabi hemen toparlandı''Elfida ne diyorsun anlamıyorum.Ne demek istiyorsun?Sen hafızanı kaybetmedin mi?'' dedi.
Ben de '' Evet kaybetmedim.Hepsi Enes'in tavrını ölçmek içindi ama bambaşka şeylerle karşılaştım.Ve utanç duydum'' dedim.
Masanın üstünden hemen ellerimi tuttu.''Elfida bilmediğin şeyler var.Lütfen beni bir dinle '' dedi.
Ellerimi hırsla elinden çektim.''Neyini dinleyeceğim be! ben senin.Hadi Enes adinin teki.Ya sen! Sen nasıl yaparsın bunu Yusuf abi.Ay pardon artık nişanlım sendin .Yusuf demeliyim.
Bundan sonra sadece, ben ne dersem onu yapacaksın.Aksi halde gider herkese her şeyi söylerim '' dedim.
El mecbur kafasını salladı.Başını eğmiş, gözlerime bakamıyordu.
''Şunu bilmeni isterim ki, bunu sana yaptığım için, inan çok üzgünüm ama mecburdum.Bilmediğin şeyler var ama sana bunları şuan anlatamam'' dedi.
''Neden? Yoksa Enes ile Hatice'nin imam nikahı kıydıklarını, ailen bilmiyor mu? Söylesene, onlara ne kadarını anlattın.Ne dedin de razı oldular..Yalnız onlara da pes doğrusu!!
Bir oğulları olmazsa, diğer oğulları olur demişler resmen.''dediğimde daha fazla dayanamadı.Sanki çok haklıymış gibi konuşmaya başladı.
Allah'tan kafe tenhaydı da, her şeyi rahat konuşabiliyorduk.
''Yeter! şimdi beni dinliyorsun.Madem anlatamam dememden anlamıyorsun.Sırf daha fazla üzülme diye anlatmayacaktım ama dinle.
Ben seni kendimi bildim bileli seviyorum.Sen daha konuşmaya başlamadan, ben Elfida aşağı Elfida yukarı diyordum.Babamlar bunu kardeş sevgisi olarak gördüler.
Çünkü onlara göre abindim.Ama olmadı.Ne kadar uğraştıysam da, yüreğime söz geçiremedim,tamam mı?...
Kabullendiğimde de, sen üniversite sınavını kazanmıştın. Mutlu haberi vermek için babanı beklerken, bende önce babamlarla konuşup Enes'le değil benle evleneceğini , sana açılacağımı söyleyecektim.
Olmadı.Eve girdiğim gibi Salih amcanın haberi geldi.Sonra sen gittin.Okumak için gittin ama genede gittin.Her bulduğum fırsatta yanına geldim.Uzaktan izledim.Okulda rahatsız eden var mı diye kolaçan ettim.
Sırf okurken aklın karışmasın, kendini derslerine verip çabucak bitiresin de gelesin okulunu diye, karşına çıkıpta bir şey anlatmadım.
Ama okulu bitiripte, stajınıda tamamlayıp, İstanbul'a temelli dönüş yaptığını öğrenince, bu sefer ailemle yüzleştim.
Onlara, aynı sana şimdi anlattığım gibi herşeyi anlattım.Sadece Hatice'den haberleri yoktu.Ama onlar kabul etmedi.Neymiş şimdiye kadar Enes deyip durmuşlarda, ben abinmişimde.Sen Enes dedikleri için ondan etkilenmişsinde falan filan.
Sana bunları şuan da anlatmam saçma geliyor olabilir ama yemin ederim, çabaladım.
Ama babam, o korkak Enes'e evlatlıktan red ederim deyince sustu.Ben ise senin onu sevme düşüncesinden susup, geri adım attım.
Enes, her ne kadar bu iş olmayacak desede bana, bir ay sonra seninle nişanlanırken buldu kendini.Halbuki Halil'den de 1 ay müsade istemişti.Ben hep seni gözlemledim.Yüzük takılana kadar.Sevmiyordun Enes'i ama karşıda çıkmıyordun.Ben de kabuğuma çekildim.
Sen dün merdivenden düşmeden önce, bunu konuşuyordum Halil ile.
Artık bizim olurumuzun zor olduğunu, ama sen bizi hatırlamadığını söyleyince, Enes bizi odaya çekip, bu fırsatın bir daha gelmeyeceğini söyledi.
Önce kabul etmeyecektim ama şimdi sana diyeceklerimi kimse bilmiyor.Enes bile bildiğimi bilmiyor '' dedi.
Hipnoz olmuş gibi dinliyordum.Mimiklerim oynamıyordu bile.Neden sus demiyordum.Hani ben konuşmaya gelmiştim.Neden kendini savunmasına izin veriyordum.
Yusuf '' Bak Elfida ! Enes ile Hatice konuşurlarken duydum şirkette.
Hatice hamile.''
Şok oldum.Bu kadarına da pesti.Ama neden üzülmemiştim.Galiba artık bünye alışmıştı.Ama bir dakika,
''Sen ne diyorsun bu gerçek mi? Hatice hamile olduğu halde, benimle mi yüzük taktı o haysiyetsiz kardeşin'' dedim.
Bu kadar medeniyet yeterdi dimi ama.
''Maalesef evet. Onu ne kadar uyardıysam sadece zaman ver , çözücem dedi, ama bir halt çözeceği yoktu.Bu yüzden bu oyuna razı geldim.'' deyip o gün tüm konuşulanları anlattı.
Halil abinin verdiği tepkide dahil.O bu değil de olan ona oluyordu. Bir tarafta Hatice bir tarafta ben.
O ikimizede kıyamazdı ki.Onu çok seviyordum, üzülmüştüm bu durumuna.Asla bunları haketmeyen bir abiydi.Gel gelelim ki herkese nasip olmuyor işte.Hatice gibilerde kıymet bilmiyor.
Yusuf ''Elfida! Enes'in az çok nasıl biri olduğunu çözdün.Hele de dün olanlardan sonra.Ben bu oyuna alet oldum .Çünkü Enes'in seni harcamasına göz yumamazdım. Dün her şeyi, bir kez daha net bir şekilde anladım.
Enes ne senden ne de Hatice'den asla vazgeçmek istemiyordu.Dün bu fikri sunmasının sebebi de , sen hafızanı hatırlayana kadar Hatice ile takılıp, Halil'i susturmaktı.
Maalesef, kendisi kardeşim ama bu zamana kadar arkasını kolladığım yeter.Konu sensen artık susamazdım'' dedi.
Ben, bana anlattığı kelimelerden, tek bir şeye takılmıştım.Ve bunu çok merak ediyordum.
''Peki, diyelim ki sana hak verdim.Eğer dün ben, bu şakayı yapmasaydım.Susmayı mı tercih edecektin.Göz göre göre, beni kardeşine yem mi edicektin?''dedim.
Önce ne diyeceğini bilemedi.Benden böyle bir tepki beklemiyordu,galiba.
''Eğer dün düşmeseydin.Her ne kadar olurumuzun zor olduğunu söylesemde Halil'e, daha konuşmam bitmemişti. Daha nişana dayanamadığımı, etlerimin adeta kemiklerimden ayrılır gibi hissettiğimi ve ne olursa olsun, ailemi kaybetmek bile olsa işin ucunda.Senden vaz geçmeyeceğimi.Bu yüzden de nişandan sonra ailemle yüzleşip, Hatice ile dini nikah kıydıklarını söyleceğimi , anlatacaktım Halil'e.
Ama sen düşünce, konuşmamız yarım kaldı'' dedi.
Kalbim nedense dediklerine inanmayı seçiyordu.Ama aklım, aynı yerden, tekrar bıçak saplanmaz diyordu.
Ama ne olursa olsun, amacımı yerine getirmek için ona ihtiyacım vardı.