“Alpaslan, bu sevkiyatın yapılması gerekiyor. Bunu reddedemezsin. Durum içinden çıkılmaz bir hal alır ve masadaki herkes sana artık sonsuz bilenir. Bunu yapma” diyerek telefonda konuşan Coşkun Bey’e Alpaslan dişlerini sıkarak derin bir nefes vermekle karşılık verdi. Bu dünyadan, bu isteklerden ve bu karanlıktan artık fazlasıyla sıkılmıştı. 33 yaşındaydı ve artık hayatın sadece siyah renkten ibaret olmadığına inanıyordu. Bir çocuğu olacaktı. Eğer Defne’yi kendine aşık edebilirse bir ailesi ve bir karanlığın onlara iyi gelmeyeceğini düşünüyordu. Bir oğlu mu? Kızı mı? olacak bilmiyordu. Fakat hangisi olursa olsun karanlık yine aynı karanlık olacaktı. Eğer ki bir oğlu olursa babasından ona miras olarak kalan bu karanlığın oğluna kalmasını istemiyordu. Kendi bu karanlıkta nefes alamıyordu ve al

