“Marco, bu harika!” diye neredeyse sevinçten haykıran Defne, hemen önünde duran bir tabak dolusu tavuk suyu çorbasını neredeyse birkaç koca kaşıkta bitirmişti. Tam bir haftadır her gün bir yudum su içse bile kusan genç kadın kendini yıllarca yemek yememiş gibi hissediyordu. Sonunda midesine bir şeylerin gidebildiğine neredeyse dua ediyordu. Tabi ayrıca Marco’nun uzun bir süre daha hayatta kalması içinde dua ediyordu. Çünkü oturduğu masanın diğer ucunda yerine aldığından beridir genç adamı Azrail’in izlemesine benzer bir izleme ile izleyen Alpaslan’dan ürkmüyor değildi. Ama nedense Marco’nun bu durumdan etkilenmemesine seviniyordu. “Harika şeyler düşünmeme sebep oluyorsun küçük” diyerek söylenen Alpaslan ile yutkunan Defne, bir anda bakışlarını bir Marco’ya bir Alpaslan’a dikti. Marco, uz

