Sabah olmuş ve Melike sessizce yatağında oturmuş bir halde kitapçıya nasıl gideceğini düşünüyordu. i ki akşamdır, kapıdan uğurlarken, dayanamayıp dayanamayıp öpüyordu çocukcağızı. Adam, niyetini gelip kendisine açık açık belli etmişti de Melike'nin niyeti neydi ki? Hem kıskanıyor hem kendine engel olamadan öpüyordu çocuğu. Harun çok asil ve ince ruhlu bir insandı, Melike'yi asla yüzlemezdi ama bu kadar hassas mizacı olan biri, Melike'nin şuursuzluğundan dolayı ümitlenirse, kalbi kırılabilirdi. Melike, Harun gibi bir insanın kalbini kırmak istemezdi. Zaten insanların duygularıyla oynayacak biri de değildi. İşe gidip gitmeme konusunda kararsız kaldı. Gitmezse hepten yanlış anlaşılırdı.Ama Harun'un karşısına çıkacak yüzü de kalmamıştı artık. En sonunda arpacı kumrusu gibi düşünmeyi bırakıp

