Doğa Kurumuş dudaklarımı yalayınca üst dudağımdaki acıyla yüzümü buruşturdum. Gözlerimi açıp etrafıma baktım. Birkaç saniyelik afallamadan sonra, yaşananlar zihnime doldu. Şerefsiz Harun... Sonunda bana da sıçramıştı. Aybike'nin canını nasıl yakacağını iyi biliyordu piç herif. Sol elimi oynatmaya çalışınca üzerinde bir ağırlık hissettim. Başımı eğip bakınca kaşlarımı çattım. Bu da berbat bir fikirdi çünkü sağ kaşım deli gibi acıyordu. Kazım yatağın kenarında bir sandalyeye oturmuş, alnını tuttuğu sol elime yaslamış uyuyrodu. Ben elimi çekmek isterken kıpırdanıp uyandı ve bana baktı: "Doğa! Uyanmışsın." Elimi bırakıp bana doğru yaklaştı ve yüzümü tuttu: "Sonunda Karakuş... Nasılsın?" Uyuşan elimi oynatmaya çalışarak ona gülümsedim: "Bok gibiyim..." Kazım yanağıma yumuşak bir öp

