O gece zincirin anlamını ve beni izleyenleri düşünerek yatağıma uzandım. Gözlerimi kapatsam da zihnimdeki korku dolu düşünceler susmuyordu. Yavaş yavaş uykuya daldım, ama huzurlu bir uyku beklemek saflık olurdu. Bir anda kendimi büyük, boş bir evin içinde buldum. Duvarlar, tıpkı Ateş’in gizemli odası gibi koyu renklerle kaplıydı. Uzun bir koridorun sonunda, aralık duran bir kapıdan içerisi parlıyordu. Nefesimi düzenleyerek kapıya doğru ilerledim. Adımlarım, yankılanan sessizliğin içinde birer davul vuruşu gibi geliyordu. Kapıya yaklaştıkça içeriden gelen sesler yükseldi. Fısıltılar... Tanıdık ve aynı zamanda korkutucu. Kapıyı iterek açtığımda, karşımda devasa bir tablo duruyordu. Tabloya yaklaştıkça fark ettim: Bu benim çizimimdi. Ateş’in portresiydi, ama gözleri tamamen siyahtı ve yüzün

