3.Bölüm

1189 Words
Üzerimdeki ıslak elbiseden kurtularak Çiçek ablanın verdiği düz siyah elbiseyi üzerime geçirdim. Dizimin iki üç karış aşağısında biten elbisenin kuşağını bağladıktan sonra aynada saçlarıma çeki düzen verdim. Bedenimi azcık sıkan elbiseyi düzeltirken az önce ve ondan daha daha önce olan şeyleri hatrıma getirmek istemiyordum. 20 yıllık hayatımda ilk defa böyle bir şeyle karşıya geliyor ve girdiğim duygu karmaşasından çıkamıyordum. Tanımadığım bir adamla düşümde oldukça müstehcen durumlarda düşmek beni fazlaca utandırıyor, sanki kimin yüzüne baksam her şeyi şıp diye anlayacak ve ben o rezaleti çukuruna yuvarlana yuvarlana düşüvercektim. Sıkıntıyla bir soluk serdi ortada dudaklarım. sonra daha fazla burda durmanın anlamsız olacağına kanaat getiren aklım ile dışarı çıktım. ıslak elbisemi poşete atarak bir köşeye koydum. Üst kattan gelen seslerle adımlarımı ahşap merdivenlere yönelip bir hızla çıktım. odada kimseyi göremeyince mutfağa yöneldim. Kapıdan içeriye adımımı atmam ile bana çevrildi bakışlar. Çiçek abla bana bir bakış atıp tekrar doğradığı salataya çevirdi gözlerini. "ooo kendine gelebilmiş prensesimiz" masada oturmuş elma yiyen Ebrunun alaylı sesiyle gözlerimi devirdim. sessiz kalarak tepsiye bardak kaşık koyan esma ve beyzanın yanına ilerledim "yardıma ihtiyaç var mı" "ay ahuşan bırak onları gel şu tatlının şerbetini hazır ediver dökelim" araya giren zeynep ile kafamı sallayarak hemen elinde şekil verdiği tatlıları fırına atan zeyenebin yanına geçtim. "iyi misin" şekeri tencereye boşaltırken Beyza'ya çevirdim yönümü. yüzüme samimi olduğuna inandığım bir gülümseme yerleştirirken cevapladım sorusunu. "iyiyim canım. ne zaman geldin?" "hiç gitmediler ki" araya giren Ebru ile derin bir soluk aldım. "Devran abi bırakmadı. Yemeğe kalın diyen ısrar edince.." çekine çekine konuşan kızla Ebruya ters bir bakış atıp Beyzaya döndüm. Gerçekten patavatsızdı bu kız "Ne güzel düşünmüş Devran abi. Uyuyakalmışım ben de kusura bakmayın her şeyi siz yaptınız" "saçmalama kız" kalçasını belime hafiften vurarak elimdeki salata tabakları ile mutfaktan çıktı Çiçek abla. Gülümsedim. Şerbeti ocağın üstüne atıp içine bir iki damla limon sıkarak kapağını kapattım. Ebrunun yanındaki boş sandalyeyi çekip otumamla esma içi bardak çatal dolu tepsiyi masaya koyarak o da yanımıza çöktü. "Beyza al gel burada yapalım sövüşü" elinde soğanlarla masaya gelen beyzayı görünce yüzüm buruştu. "yapmazsanız olmuyor mu şu mereti" iğreti ile kendimi geri çektim. "Abimle devran abi çok seviyor sofraya oturmazlar vallahi" Beyza kıkırdayarak sorumu cevaplarken yutkundum. ardından omuz silktim "şöyle 7/24 soğan yiyen biriyle evlenmen yok mu Ahuşan ne gülerim " yüksek bir kahkaha serdi ortaya sözlerinin ardından. "of kız çekil şuradan bugün formundasın anladık" sandalyeden ayaklanıp aynı zamanda kulağımı çekip elimi masaya vurmam herkesi güldürdü. "sofrayı kurayım ben" elime aldığım tepsiyle mutfaktan çıktım. Masanın örtüsü kaldıracakken Çiçek ablanın sesiyle elimdeki işi bıraktım. "Bahçeye kur Ahu'm, hava güzel " "tamam abla" Elimde tepsinin kulplarını sıkıca tutarak bahçeye çıktım. Görünürde kimse yoktu. içim biraz olsun rahatlarken bu kaçışın saçmalığı sorgulamayan başladım. "kendi kendine bi bok yedin şimdi çek ceremesini ahuşan! akılsız ahuşan, rezil ahuşan!" "Ne konuşuyorsun kız kendi kendine " birden duyduğum ses ile yerinde sıçradım. "ay" bir iki kaşık yere düşüp sesime karışırken bir hışımla Devran abiye döndüm. Mangalın başında ateşi yelliyordu. Daha ona ağzımı açamadan davran abinin biraz ilerisinde bir eli cebinde arkası bize dönük telefonla konuşan adamı görmem ile boğazım kurudu. Sesle birlikte omzunun üzerinden buraya bir bakış atıp tekrar önüne döndü. Hiçbir şey demeden çardağa ilerleyerek örtüyü serip tabak çatalları yerleştirmeye başladım masaya "Kenan hadisene oğlum! bir günde bırak şu işi gücü" arkada dönen muhabbete can kulak kesilirken kaşlarım çatıldı. Kenanmış adı Ahuşan. iç sesime göz devirdim. kenansa kenan napalım Adamın sesi ne güzel duydun mu Ahuşan. "Aman bana ne be! güzelse güzel bana mı güzel" elimdeki tabağı sertçe masaya koyarken bir anda yükseldim. yükselmemle pişman oldum. Gözlerimi sımsıkı anlatırken bir kere daha sövdüm kendime. "Ne sana mı güzel abisi" Devran abi masadan aldığı salatalığı ağzına atarken hayırdır dercesine göz kırptı. "hiç. hiçbir şey.. aklıma bir şey geldide" yanımdan geçen uzun boylu iri cüsse ile mırın kırın çıkan sesime lanet edip yüzümü kurduğum sofradan kaldırmadan işime devam ettim. yüzümde gezinen gözlerinin yakıcılığını hissediyorum. Çoktan yanmaya başlamıştı yüzüm hızla işimi bitirip arkamı döndüğüm gibi neredeyse koşarak çıktım arkamdaki adamın göz hepsinden. Ben daha evin kapısından girmeden kızlar dışarı çıktı birer birer. "Hiç gelme daha Ahuşan her şeyi getirdik, hadi sofraya geçelim soğumasın"konuşarak önden ilerleyen çiçek ablanın peşine takıldık sırayla. kızlar ellerindeki birkaç mezeyi masaya bırakarak yerlerine oturdular. Beyzaya esmanın arasındaki boşluğa sessizce kurtuldum hiç kimseyle göz göze gelmemeye çalışarak. Zira çaprazımda oturan adam ile pek bi yakından münasebetimiz vardı. yüzüm buruştu. Evde mi kalmıştım ya da kudurmuş muydum napmıştım da hiç tanımadığım bir adamla rüyalarımda beraber olacak kadar ateşim başıma vurmuştu. Daha gencecik kızdım. bazen çok salak olabiliyorsun ahuşan.. sensin salak. "Ahuşaan" "ha- efendim" Esma yanında gözleriyle tabağımı işaret etti. "Aklın nerde senin kızım" Devran abiye bir bakış atıp tabağımdaki eti yemeye başladım. Ben balık severdim bir kere. misafir umduğunu değil bulduğunu yer canım. "Düğün ne zaman?" duyduğum sert erkeksi ses ile bakışlarım gömleğinin kollarını kıvırmış üstten bir iki düğmesi açık olan adamın yandan gözüken suretine çevrildi. Kirli sakallarının süslediği yanakları önlerden hafif uzun, dağılmış asi tutamları dilimi kuruttu. Etime yediğim çimdikle inleyip esmanın eline vurdum hızla. Yüzüme çevrilen kahve gözlerin ağırlığı ile sustum. "1 hafta sonra Allah'ın izniyle Kenanım" bende ki bakışları tekrar devran abiye dönünce esmanın bacağına alttan vurarak bana bakmasını sağladım. "napıyorsun be sen!" "Gözlerinle yedin be adamı, farketmesinler diye şey ettim. İnsanlıkta yaramıyor " "yo- yok öyle bir şey " "he canım he" bir tekne daha savurdum ayağına. çıkan sesle tüm gözler bizi buldu. "Balık yok ya abi Ahuşan onu dert yanıyordu" esmanın bir hışımla ortaya attığı laf ile önce gözlerim büyüdü sonra tebessüm etmeye çalışarak kafamı salladım. "Ellerine sağlık Devran abi" "Afiyet olsun abim, bir dahakine balık yaparız" Çiçek ablayı kolunun altına alıp kendine çekerek konuştu devran abi. "Balık olacaksın balık yiye yiye ahuşan " "sen de ye beraber olalım ebru" konu yavaştan dağılırken Devran abi Kenan'a bir şeylerden bahsediyor kenan ise ufak baş hareketleri ile onaylıyordu. biz ise çiçek ablanın bekarlığa vedasını nerede yapacağı hakkında fikir yürütüyor, düzgün bir yer bulamadıkca hüsrana uğruyorduk. "Kasaba olmaz Çiçek abla ya gelen olur gelemeyen olur " zeyenebin sözlerini tasdikleyerek baş salladı Ebru. "Aslında bizim çiftliğin arkasında ahşap bir ev var. Bahçesi falan da küçük ama oldukça güzeldir. İsterseniz orayı süsleyerek kullabilirsiniz" Beyzanın sözleri ile hepimiz hevesle Çiçek ablaya baktık. "olur mu ki? rahatsızlık verneyelim " "olur mu çiçek abla ne rahatsızlığı! kullanılmayan bir yer. Abim ara sıra gidip kafa dinlemek için yaptırmıştı uzun süredir de kimse kullanmıyor" "Ee peki madem" neyin nasıl yapılacağını konuşan kızlara kendimi bir türlü veremiyordum. Bugün çok farklı şeyler olmuştu, oluyordu ve bunların her biri beni derinden rahatsız ediyordu. "Bir bardak şu içip, elimi yüzümü yıkayayım ben bir " yerimden kalkarak yürüyüp eve girdim. Ağır ağır merdivenlerden çıkan ayaklarım uyuşukça mutfağa girecekken kendimi bir bedenden de buldum. Gömleğin açık bıraktığı yakasından kendini belli eden kavruk ten ve burnuma dolan koku beni etkisi altına aldı. kafamı kaldırıp gözleri yüzümde gezinen sert kahve gözlere baktım. "özü- Özür dilerim" bedeninden bir iki adım uzaklaştım. dikkatle yüzüme bakmayı sürdürdü. Ardından bir iki adım atarak benim açtığım mesafeyi o kapattı. "iki oldu.." sert ve boğuk sesi kulağıma ulaşıyordu fakat yakınlığından dolayı dediklerini algılayamıyordum. Yüzüme vuran sıcak nefesiyle kalp yaka elbisenin açıkta bıraktığı gerdanımı göğüs dekoltesi boyunca hafifçe okşadı işaret parmağının tersiyle " Girdiğin çıktığın yerlere dikkat et" ardından beni öylece bırakarak açık mutfak kapısından çıkıp gitti...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD