Genç kız üstüne giydiği basma elbisesinin göğüs kısmındaki üç beş düğmeyi aceleyle kapatmaya çalışırken duyduğu korna sesi ona hiçte yardımcı olmuyordu.
"Patladınız sanki!"
Diye söylenirken elleri kabarmış siyah saçlarını düzelterek, çantasını alıp koşar adım inmeye başladı merdivenlerden. Evin içerisinde annesini arayan gözleri bulamayınca daha fazla kulaklarını sağır edecek korna sesine dayanamayarak bahçe kapısından çıktı. Annesi, arabanın yanında şoför koltuğundaki Devran abisiyle konuşuyor, arkaya kurulmuş kızlar sırıtarak kendisine bakıyordu.
"Ne var sürekli öttürüyorsunuz şunu?
Geldik işte!"
Şoför koltuğunun yanında oturan esma uzanarak bir daha kornaya basıp sırıttı. Sinirle dişlerimi sıktım.
Annesi ve Devran abisinin de gözleri onu bulunca açtığı bahçe kapısını kapatmadan yanlarına ilerledi.
"Ahuşan gelemeseydin hiç abim?" Devran abinin yeşil harelerine bakıp gözlerimi devirdim.
"Sabahın körü daha tabakhaneye bo-" annesini hatırlayan aklı diline komut vererek susmasını sağladı.
Kızların dudaklarından dökülen alayvari cümleleri ve gülüşmeleri takmadan devam etti.
"Neyse neyse hadi gidelim" annemin yanaklarını öperek arabaya geçtim.
"Dikkatli gidin kuzum" Devran abi kafasını sallayıp, selam vererek arabayı çalıştırdı.
"Çiçeğim burnumuzdan getirecek" devran abinin yakarışı ile alayla güldüm.
"Azcıkta yengem beklesin abi" esmaya katılırcasına mırıldandık hep bir ağızdan.
Çiçek abla, Devran abinin nişanlısıydı. bir haftaya kadar kına ve düğünleri olacaktı. Şimdi ise kızlarla toplanmış Çiçek ablanın evini temizleyip yerleştirmeye gidiyorduk.
Sessiz geçen 1-2 saatlik yolculuğun ardından iki katlı büyük bir evin önünde durduk. Arabadan inerek, önden ilerleyen Devran abi ve Esmayı takip etmeye başladım kollarıma giren Ebru ve zeyneple. Bizi karşılayan büyük bahçede bulunan kamelya ve çiçekler göz kamaştırıyordu. Evin kapısına vurarak açılmasını bekledik.
"Hoş geldiniz güzellerim" açılan kapıya eşlik eden çiçek ablanın şakıyan sesi ve güzel gülümsemesine hep bir ağızdan karşılık vererek eve girdik.
Merdivenleri çıkarak oturma odasına geldiğimizde tekli koltukta oturan kumral çıtı pıtı bir kızla karşılaştım. Ayağa kalkarak selam verdi hepimize teker teker. Oldukça narin ve nazikti
"Kızlar, Beyza ile tanışın. Devranın arkadaşının kız kardeşi."
Memnum olduğumuzu dile getirerek yerlerimize oturduk.
"Bir kahve içelim de öyle başlarız kızlar erken daha." Çiçek ablanın sözleri ile bizim kızlara baktım 'bakın bakın gördünüz mü' dercesine.
"Olur abla olur."
"Abin gelmiş Beyza, gözünüz aydın" Esmanın içtenlikle beyzanın elini tutup konuşması tüm gözleri onlara çevirdi..
"sağ olun" sevinci yüzünden anlaşılan Beyza gözlerine kaçırarak bize bakıp önüne döndü. Çekiniyordu sanırım.
"Kız Ahu" koluma vurarak dikkatti üzerine toplamaya çalıştı Çiçek abla "Bu sefer kim sürükledi seni uyandırmak için." ellerini göğüslerimin olduğu yere getirerek düğmelerini gösterdi
"Uyku semesi bunları da yanlış ilimlemişsin" çiçek ablanın söyledikleri ile kızların bakışlarıda yeni farketmiş olduklarını belirterek üzerime döndü. Elllerimi anında düğmelere götürerek düzelttim.
"Aman be abla" güldü bu halime. Çiçek abla kahveleri yapmaya giderken biz kendi aramızda konuşmaya başlamıştık. Beyza burada bir çiftlikte yaşıyormuş. Aynı yaştaydık çok güzel bir kızdı.
Gelen kahveleri içerek hemen işlere başlamıştık. Üç kişi üst katı yaparken üç kişi alt katı yapıyordu. El birliği ile çoğu biten işlerin ufak tefek yerleri kalmıştı. Banyoyu yıkayarak duşa kabini ve aynaları hızla sildim. göğüs çatalımdan kayıp giden ter damlası ile elimi yüzüme doğru salladım ferahlamak için. Yer yer su sıçrayan ve ıslanan elbisem bacaklarıma yapışmıştı.
Banyoda biten işimle çıkarken mutfaktaki kızlara göz attım. Beyza ve Ebru son kalan tabakları da silerek yerlerine yerleştiriyorlardı.
"Ay öldüm" ıslanan elbisemin eteğini tutarak mutfak masasına kuruldum. Önüme uzatılan su ile minnetle beyzaya bakıp elinden aldığım gibi kafama dikledim bardağı.
"İyi ya otur otur yeter kıçını büyüttüğün" Ebrunun söylediklerine gülerek kıskanma diyerek ayaklanıp mutfaktan çıktım.
Temizlik malzemelerinin olduğu yerden bez alıp son kez salonun camlarını almak için ilerledim. Pencereye çıkarak devam ettim içten silinen camın dışını almaya. Salonda yankılanan telefon sesi ile içeriye bağırdım.
"Kızlar birinizin telefonu çalıyor"
Mutfaktan koşarak çıkan Beyza sesi susan telefonu eline alarak birkaç tuşa basıp kulağına götürdü. Cama dönerek işime devam ettim.
"Tamam abi iniyorum." Eşyalarını alıp bizimle görüşerek merdivenlere yöneldi Beyza. Camın kenarına bıraktığım bezi alarak silmeye devam ettim. Cama yansıyan görüntü ile başımı bahçeye çevirdim. Arabaya yaslanmış Devran abi ile konuşan uzun boylu iri cüsseli adamla göz göze geldik. Kara, donuk gözleri, gözlerimdem ayrılarak vücudumu süzdü. Kafamı eğerek üzerime baktığımda baldırıma kadar sıyrılmış beyaz temini ortaya seren elbise ile kafamı hızla kaldırıp siyah gözlerle buluşturdum gözlerimi. Yaşadığım şokla elbisemi düzeltip camdam inmem bir oldu. Korku ile atan kalbim ile kendimi koltuğa bıraktım. Kalbim çıkacaktı... korkudan.