SINIRIN DİĞER TARAFI

702 Words
Bölüm 6: Sınırın Diğer Tarafı Murat ve Bahar, birlikte çıkacakları keşif görevine hazırlanırken, kampın çevresindeki sükûnet bir yandan da gerilim taşıyordu. Her an bir tehlike patlak verebilir, her an bir çatışma başlayabilirdi. Bahar, sabah erkenden, çadırında hazırlık yaparken, içindeki kaygıyı bir türlü yatıştıramıyordu. Geriye dönerken, bir yandan içsel huzuru bulmaya çalışıyor, diğer yandan karşılaştıkları tehlikelerin hatırasıyla baş etmeye çalışıyordu. Ancak bilmeliydi ki, her şeyin ötesinde bir gerçek vardı: Bu savaşı hayatta kalmak için değil, başkaları için, insanlık adına vermeliydiler. Murat, Bahar’a yaklaşırken, “Bahar, hazır mısın?” diye sordu. Sesinde, ciddi bir ton vardı, fakat aynı zamanda gizlediği bir kaygı da vardı. Onlar sadece birer asker ve sivil değillerdi; bu yolculukta bir takım oluşturan iki yabancıydılar. Fakat ortak hedefleri vardı: Savaşın sonlanması ve hayatta kalanların, en azından güvenli bir geleceğe adım atabilmesi. Bahar, derin bir nefes aldı. “Hazırım. Ama sadece bu keşif değil, belki de içimden bir şeyler değişmeye başladı. Bazen yalnız başıma kalıp, savaşın içinde nasıl daha fazla hayatta kalabileceğimizi düşünüyorum.” Murat, Bahar’ın derin düşüncelere dalmış halini fark etti. Gerçekten de bir süre önce bir insanın içindeki karanlıkla yüzleşebilmesi için savaşın daha fazlasını gerektirdiğini anlamışlardı. Bir savaş sadece askerlerin fiziksel mücadelesiyle sona ermezdi. İnsan ruhu da, hayatta kalabilmek için çetin bir sınavdan geçiyordu. Fakat Murat, her şeyin bir zamanlar sona erdiğini ve barışın ancak insanların kendisini değiştirerek doğabileceğini düşünüyordu. “Bu kadar yoğun düşünmemelisin,” dedi Murat, Bahar’a. “Savaşın olduğu her yerde, bir şekilde, insanlar da hayatta kalıyor. Ancak bunu sağlamak, başkalarına yardım etmek için önce kendi içimizdeki cesareti bulmamız gerek.” Bahar, Murat’ın söylediklerine kulak verdi ama zihnindeki korkular hâlâ gitmemişti. Savaşın ne kadar acımasız olduğunu biliyordu, fakat bir yandan da etrafındaki çocukların, yaşlıların ve diğer sivillerin yaşamlarını kurtarmak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıydı. Birlikte, kamptan çıkmadan önce kısa bir dua ettiler. Dışarıda her an bir çatışma patlak verebilir, bu yüzden her an için hazır olmaları gerektiğini biliyorlardı. Bahar, silahını kuşanarak, hazır hale geldi. Murat ise cep telefonunu kontrol etti. Keşif birliğine gidilecek yolun haritasını bir kez daha inceledi. "Yola çıkalım," dedi Murat, Bahar’a bakarak. Murat ve Bahar, zorlu keşif yolculuğuna çıktılar. Kamptan çıkıp, sınır hattına doğru ilerlerken, çevreleri derin bir sessizliğe bürünmüştü. Aralarındaki konuşmalar kısa, ama anlamlıydı. Murat, sıklıkla telsizine kulak vererek, askerlerinin ve bölgedeki diğer grupların durumlarını takip ediyordu. Bahar ise her an dikkatli bir şekilde etrafı izliyor, dikkatli adımlar atıyordu. Her an düşman hareketliliği olabilir, her an yeni bir çatışma başlayabilirdi. İlk günün akşamında, kamp dışına çıkan yolda bir sızma hareketi olduğuna dair bir haber aldılar. Silah sesleri, çok yakındı. Murat, anında harekete geçerek Bahar’a işaret etti. "Siper al!" dedi, hemen yere çömeldi. Bahar, Murat’ın yanına hızla ilerledi ve birlikte kaya sığınağına sığındılar. Silah seslerinin ve patlamaların kesilmediği bu ortamda, her an bir tehlike olabileceğini biliyorlardı. Bahar, daha fazla endişelenmemek için derin bir nefes aldı. "Savaş, her zaman beklenmedik bir anda karşımıza çıkıyor," dedi Murat, telini çıkarırken. "Bu şekilde yaşayacağız. Birbirimize güvenmeliyiz. Hedefimiz sadece hayatta kalmak değil, güvenliği sağlamaktır." Bahar, kısa bir süre sessiz kaldıktan sonra, “Savaş her yerde ve her an patlak verebilir. Ama bizim bir fark yaratabileceğimizi biliyorum. Düşman nereden gelirse gelsin, her zaman birlikte olacağız. Çünkü yalnız başına bir savaş vermek, kaybolmak demek.” Murat, Bahar’ın bu sözlerine derinden etkilendi. Birbirlerine güvenerek, savaştan daha güçlü bir şekilde çıkacaklardı. Fakat bir yandan da, birlikte hareket etmek çok tehlikeli bir durumdu. Bahar’ın söylediklerinde haklıydı. Birlikte olmalıydılar; çünkü birbirlerine güvenmek, yalnızca hayatta kalmalarını değil, aynı zamanda insanlıklarını da koruyacak bir güç kaynağıydı. Bir süre sonra, düşman hareketleri kesildi ve onlar dikkatle sığınaklarından çıktılar. Bahar, bir süre ilerledikten sonra Murat’a döndü. "Bu görev, zorlu ama bize gerekli olan bir deneyim olacak," dedi. "Geriye dönüp baktığımızda, birlikte savaştık ve beraber kazandık. Kayıplarımız olabilir ama biz birbirimize tutunarak bu savaşı kazandık." Murat, Bahar’ın söylediklerini tekrar düşünerek başını salladı. "Kesinlikle. Ama bu sadece başlangıç. Savaşla savaşmak değil, asıl kazanç, savaşı bitirmekte. Ve ben biliyorum ki, barışı kurmak sadece silahları susturmakla olmuyor. İnsanları birleştirmekle oluyor." O gece, tekrar kampta geri dönmeden önce uzun bir yolculuğun başındaydılar. Savaşın, sonun başlangıcı olmadığını, sadece yeni bir mücadelenin kapılarını açtığını biliyorlardı. Murat ve Bahar, iki farklı dünyadan gelmiş olabilirlerdi, ama bu karanlık zamanlarda, birbirlerine güvenerek bir umut yaratıyorlardı. Ve bir an için, dünyada barışı savunmanın da bir yolunun olduğu gerçeğini birlikte keşfettiler.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD