Genç kız, serin bir yaz günü sabahı tıklım tıkış dolu olan bir otobüste canhıraş çaba sarf ederek işe gitmeye çalışıyordu. Otobüsün birbirine karışan parfüm ve ter kokularına açık olan camlardan esen taze günün bol oksijenli havası bir nebze ferahlık katsa da genç kızın içinde kımıl kımıl kıpırdanan sıkıntı kurtçuklarını dağıtmasına yetmiyordu. Stajının son günleri olmasından mıdır soğuk yaz günlerinin sıkıcılığından mıdır yoksa kalbinde taşıdığı ağır yükün etkisinden midir bilinmez garip bir sıkıntı çökmüştü boğazının tam ortasına, demirden iri bir yumru gibi. Yutkundukça kalbini sıkıştıran, nefes aldıkça kaburga kemiklerini daraltan bir duyguydu ciğerlerini kemiren. O gün için bin bir ısrarla ve stajının bitmesine yaklaşmasının hürmetine bir davaya girme sözü alabilmişti patronu Fatih Be

