Bütün gece yarı uyanık, yarı uykulu kalmıştım. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım. Gözlerimi kapattığım her an zihnimde aynı görüntüler dolaşıyordu. Kırılan sürahi, ayağımdaki cam, Civan Ağa’nın beni kucağına alışı ve sonra, “Uyu Nazlı, sana bir şey yapmayacağım.” Deyişi zihnimi gece boyunca terk etmemişti. Bir ara derin bir uykuya daldığımı hatırlıyorum. Rüyamda annem saçımı okşuyor, kulağıma usul usul dua ediyordu. Ama rüya bile huzurlu değildi sanki her an kaybolacakmış gibi tutunmaya çalışıyordum ona. Gözlerimi açtığımda oda hâlâ loştu. Perdelerin arasından ince bir sabah ışığı süzülüyordu. İlk hissettiğim şey, ayağımda hafif bir sızıydı ama dün geceki gibi yakıcı değildi. Bir süre kıpırdamadan kaldım. Nefes alışverişim yavaşladı. Kalbim artık korkuyla değil, garip bir ağırlıkl

