Bu şehre geldiğimden bu yana ne zaman kendimden geçsem gözümü hastanede açıyordum. Resmen soluduğum havadan midem kalkar olmuştu. Şimdi ise zar zor açtığım gözlerim tavanı izlerken en son neler olduğunu anımsamaya çalıştım. Kabus gördüğümü hatırladım. Uyanmış kendimi iyi hissetmeyince de kalkmıştım. Kan. Evet çok fazla kan vardı. ardından karnıma ve belime saplanan sancı ile kendimden geçişim. Aram koşuyordu en son bana ve gelincik diyordu. Yüzüm buruştu. Bu hitabın bendeki etkisi artık iyi değildi. Başımı yana çevirdiğimde Aram oturmuş başı ellerinin arasında öylece duruyordu. O sırada kapı tıklandığında içeri elinde kağıtlarla doktor girdi. Bu sayede başını kaldıran Aram benim de uyandığımı fark edebilmişti. “Dilşah Hanım kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” “Yorgun ve bilinmezlik içi

