Bölüm 36: Akıntı Sarnıcın iki zıt ucu, iki farklı cehennemin kapısı gibiydi. Bir tarafta, enkazı parçalayan matkabın ardından sızan, kör edici, modern bir ışık ve o ışığın içinde beliren, silahlı, karanlık silüetler. Diğer tarafta ise, dağın kalbine doğru açılan, kendi kendini yutan, köpüren, kükreyen bir karanlık. Zaman, o an, bir saniyeliğine esnedi ve durdu. Aslı, Şirket ekibinin namlularından çıkan ilk ateşin o anlık parıltısını gördü. Mermilerin, yanlarındaki devasa sütundan kopardığı taş parçalarının sesini duydu. Adem'in yüzündeki binlerce yıllık bilgeliğin, yerini o an, kaçınılmaz bir sonu kabullenişin o hüzünlü sükunetine bıraktığını gördü. Ve sonra, Mert'in sesini duydu. Bu, bir komutanın sesi değildi. Bu, uçurumun kenarında, ailesine son bir umutla bağıran bir adamın sesiyd

