Bölüm 34: Yüz Yüze Şafak, adanın üzerine henüz sökmemişti. Gökyüzü, gecenin o en koyu lacivertinden, gün doğumunun o ilk, soluk griliğine dönmek üzereydi. Dört gölge, adanın sarp ve patikasız kuzey yamacında, sessizce yukarı tırmanıyordu. Liderleri Adem'di. Yaşlı Bekçi, sanki her bir taşı, her bir kökü ezbere biliyormuş gibi, neredeyse hiç ses çıkarmadan, bir dağ keçisinin içgüdüsel zarafetiyle hareket ediyordu. Arkasında, onun genç ve disiplinli bir kopyası gibi, Yakup ilerliyordu. Gözleri sürekli etrafı tarıyor, grubun arkasını kolluyordu. Mert, bu iki adamın araziye olan hakimiyetine sessiz bir saygıyla, onların hemen arkasındaydı. Yılların askeri eğitimi ona gizlenmeyi ve sessizliği öğretmişti, ama bu adamlarınki başkaydı. Bu, eğitimle değil, kanla ve toprakla gelen bir bilgelikti.

