* * * BERRA'dan... Karanlık çökmüştü. Odanın içindeki sessizlik sadece kalp atışlarımın kulaklarımda uğuldamasıyla bölünüyordu. Azad, gözleri kararmış bir öfkeyle kemerini elinde sıkarak ağır ağır üzerime yürüyordu. Her adımıyla içimdeki korku büyüyor, göğsümde kabaran panik, boğazıma yumruk gibi oturuyordu. Gardırobun önünde taş kesilmiş gibiydim. Kıpırdayamıyordum. Ayaklarım yere kök salmış gibiydi. Bir yanım bağırarak kaçmak istiyor, diğer yanım bu korkuyla donmuş halde sadece bekliyordu. Ne yani… Sırf ona karşı geldiğim için beni kemerle dövmeye mi geliyordu? Bu düşünce, tüm vücuduma soğuk bir ürperti gibi yayıldı. Kaslarım bir anda çöktü, dizlerim titredi. Şoktaydım. Ve hâlâ hareketsizdim. Hızlı adımlarla yanıma gelip tam karşıma geçti. Yüzüme eğildi, gözleri gözlerimin içine sap

