* * * İçim içime sığmıyordu. Fırat sabahın erken saatinde, gecenin yorgunluğunu bile atmadan, gözlerindeki öfkeyle evden çıkarken ben de peşine takıldım. “Fırat, beni dinlemek zorundasın! Fırat, lütfen bir dinle!” Sesim sabahın soğuğunda kayboluyordu ama o umursamıyordu bile. Adımlarını hızlandırdı, bahçedeki garaja yöneldi. Kapıyı açmak için düğmeye bastığında yanına vardım, elimle kolunu yakaladım. Kasları, öfkeden gerilmişti, sert ve taş gibiydi. Omzunun üzerinden bana döndü. O bakış… İçimi delip geçen, beni küçücük hissettiren o bakış… Aramızdaki boy farkı, onun karşısında daha da küçük, daha da çaresiz hissetmeme neden oldu. Ellerim titredi, yine de geri çekmedim. “Beni dinle!” dedim hırsla. “Kolay değil mi? Zerda’yı suçlamak çok kolay! Abim gidip senin kız kardeşini kaçırıyor, suç

