Mevan Hanım’ın gözleri büyüdü, derin bir nefes aldı ve öfkeyle Fırat’a yaklaştı. "Sen ne saçmalıyorsun Fırat? Hafize’yi o eve gönderdik diye, onun hayat boyu bedel ödemesini mi istiyorsun? Kendi kız kardeşine bunu yapmana nasıl izin vereyim?" Fırat dişlerini sıktı, damarları belirginleşen ellerini yumruk yaparak odanın ortasında durdu. Onun öfkesi, sanki havayı bile ağırlaştırıyordu. "Ben ona bir şey yapmadım anne! Kendi seçimini kendi yaptı! Eğer o adamla kaçmayı göze aldıysa, bizim de ona olan bağımız kopmuştur!" Mevan Hanım’ın yüzü kaskatı kesildi. İçimde garip bir his belirdi, belki de ilk defa Fırat’a bu kadar yakından bakıyordum. Onun da içinde fırtınalar kopuyordu ama bastırıyordu, belli etmemek için kendini zorluyordu. "Sen kendini kandırıyorsun, Fırat!" dedi annesi. "Bu inat

