* * * * * O an içimdeki panik, kalbimin atışlarıyla birleşip kulaklarımda uğuldamaya başlamıştı. Evin içi tarifsiz bir sessizliğe bürünmüştü, ama bu sessizlik insanın içine işleyen, huzur dolu bir sessizlik değil; tam aksine fırtınadan hemen önceki, gerginliği damarlarında gezdiren, boğucu bir sessizlikti. Derin bir nefes aldım ama ciğerlerim daralmış gibiydi, sanki hava boğazımda düğümleniyordu. – Anne, bu çocuk nerede?! diye sordum, sesimi kısık tutmaya çalışsam da boğazımdan çıkan kelimeler titrek ve kesikti. Çaresizliğimin yüküyle dizlerim titretiyordu bedenimi. – Kızım bir sakin ol, ne olduğunu anlamadım! dedi annem, ellerini önlüğüne silerken. – Hayır, anne, sakin olamam! Hemen eve bakmamız lazım! Elim her yerini didik didik aradı, ama yok! Fırat bekliyor! Cihan’ı ona vermem ge

