* * * Odaya adımımı attığımda, içimde bir telaş, ellerim titrek bir heyecanla hemen telefonumu elime aldım. Parmaklarım alışkanlıkla numaraları tuşladı, bizimkileri aradım. Telefonu açan Berra oldu. Daha “alo” der demez sesinden sanki kalbinin derinliklerinden gelen bir hüzün yayılıyordu kulaklarıma. Sesi titriyordu, belli ki yine kendini tutamamış, gözleri dolmuştu. Onun o kederli hâlini hissedince içimde bir şey düğümlendi, ama belli etmemeye çalıştım. "Alo Berra," dedim, sesi sakinleştirmeye çalışarak. "Alo, abla... sen misin? Ablacığım nasılsın? İyi misin? Sana kötü davranmıyorlar değil mi? Fırat abi seni üzmüyor ama bak doğru söyle..." Berra'nın sesi ardı ardına sıralanan endişeli sorularla yankılanıyordu. O kadar hızlı konuşmuştu ki, sanki içinden geçen her şeyi tek nefeste söyle

