* * * Merdivenlerde bir süre öylece oturdum. Kalbimde öfke, hayal kırıklığı ve çaresizlik birbirine karışmıştı. Kendi kendime düşündükçe daha da hırslanıyor, daha fazla sinirleniyordum. İçimde biriken öfke, sanki kaynar su gibi damarlarımda dolaşıyordu. Bir şey yapmalıydım. Bu böyle devam edemezdi. Mevan Hanım'a gidip hesap sormalıydım. Bana, Fırat’a bu haksızlığı nasıl yapabilirdi? Olan biteni öğrenmeden, Fırat’ın neler çektiğini anlamadan nasıl böyle bir karar verebilirdi? Ayağa kalktım, bir an bile tereddüt etmeden merdivenlerden aşağı inmeye başladım. Ayaklarım sertçe basamaklara çarpıyordu, içimdeki öfkeyi her adımda daha da büyütüyordum. Derin bir nefes alarak tüm cesaretimi topladım ve salona doğru ilerledim. Büyük bir hışımla içeri girdim, sanki attığım her adımda öfkemi de berab

