* * * Koridorun o kasvetli, sessiz atmosferinde saatlerdir bir ileri bir geri yürüyüp duruyordum. Yer yer oturuyor, sonra yerimde duramayıp tekrar kalkıyor, sabırsız adımlarla hastane duvarlarına çarpan yankımı dinliyordum. Tüm bedenim tedirginlik içindeydi; ellerim buz kesmiş, iç organlarım düğüm olmuştu sanki. Her geçen dakika, beynimde yeni sorular, yeni korkular doğuruyordu. "Ya çok ağır yaralıysa?", "Ya bu kadar uzun sürmesinin sebebi daha kötü bir şeyse?", "Ya bu son bekleyişimse?" Bu türden düşünceler zihnimi kurcalıyor, kalbim göğüs kafesimi dövercesine atıyordu. Ameliyathanenin kapısı kapalıydı, hiç açılmıyordu. Arada bir girip çıkan hemşireleri görünce umutlanır gibi oluyordum ama onların da yüzleri ciddi ve adımları hızlıydı. Sormaya cesaret edemiyordum, sanki ağzımdan çıkacak

