* * * Koridor, saniyeler içinde bir savaş alanına dönüşmüştü. Nefes alamadığım o anlarda, zaman sanki yavaşlamış, her şey ağır çekimde üzerime çökmüştü. İki yandaydılar… Solumda Azad Koroğlu, sağımda Mevan Koroğlu. Karanlık bir uçurum gibi üzerime eğilmişlerdi. Kaçacak bir yerim yoktu. Sırtım, soğuk duvarla bastırılmış, köşeye sıkışmıştım. Gözlerim kapalı hastane odasına kaydı. O kapının arkasında, yaşamla ölüm arasında asılı kalan Fırat yatıyordu. Derin bir uykudaydı. Ona ulaşamazdım. Uyansa bile beni duyamazdı. İçimdeki çığlıkların yankısı sadece bana aitti o anda. Ve o an... bir anda boynumda bir sıcaklık, sonra bir baskı hissettim. Ne olduğunu bile anlayamadan Azad’ın elleri gırtlağıma sarılmıştı. Şokla gözlerim irileşti. Nefesim boğazıma düğümlendi, ciğerlerim havaya ulaşamıyor gibi

