* * * Fırat’ın gözlerindeki belirsizliği ve o anki kararsız duruşunu görmeme rağmen, içimde yükselen kararlılıkla her an, her saniye sabrım tükeniyordu. Artık sessizce beklemek, susmak, konuyu ertemek istemiyordum. Ne kadar uzun süre gözlerimin içine baksa da, ne kadar yavaş hareket etse de, bu anı artık daha fazla uzatmam gerekmiyordu. O an için her şey çok netti, her şeyin cevabı biriktiği yerin tam ortasında, kalbimdeydi. Cevap vermeliydi, ve bu defa geri adım atmamalıydı. “Şimdi konuşacağız,” dedim, sesi kısılan ama kararlı bir tonda. Cümlem, kasvetli havada yankılandı. Sesimdeki bu sertlik, içimdeki dalgalanmanın bir yansımasıydı. Çünkü belirsizliğe, erteleme oyunlarına daha fazla dayanamayacak kadar fazla biriktirmiştim her şeyi. Fırat, aniden çekingen bir tavır takındı ve öncekil

