bölüm-5

1274 Words
YAZAR ANLATIMI Aşk beynimizle , kalbimizin birbiri arasında bağ kurup anlamlar yükleyemedikleri, bir birlerini yansıtamadıkları tek duygu değil mi? EFNAN' IN AĞZINDAN Bu adamın açık sözlülüğü beni geri itiyordu. Çünkü gülmek için başımı geri atmam onun bana istekle bakmasına ve bunun konuşmasına sebep oluyordu. Her neyse anlaştığımıza göre ben gideyim. Dedikten sonra not defterimi masanın üzerinden alıp , iki adım geri gidip kapıya dönüp adımladım.Onun tepkisini bile beklemeden odadan çıktım. Bu ders öküzle olduğu için , önce kafetaryaya gidip soğuk bir kahve içtim ." Bu kadar heycandan sonra gerçekten güzel geldi." kafeteryadan ayrıldıktan sonra alt kata inip sınıfa girdim.Şuan onunla bu hallere düştükten sonra gözünün önünde bulunmak istemiyordum.Bu yüzdende onuncu sıranın köşesine geçip oturdum . Kürsülü salon olduğu için yüz kişiden fazlasını alıyordu. Sınıfın tamamen dolmasıyla, içeriye yanında öğrenci olduğunu düşündüğüm genç bir kadınla öküz girdi. Yanındaki kadınla bir şeyler konuşarak masaya ulaştı . Konuşmaları bitmiş olucakki kürsinin ortasına gelip direk gözümün içine bakarak: Evet arkadaşlar . Bu gün soru cevap yapacağız. Bende ona dik dik baktıktan sonra gözlerimi devirip önümdeki deftere döndüm ." Bu bende istemsizce oluyordu." Elime kalemi alıp onun yüzüne bakmasamda benimde cevabını merak ettiğim soruların cevaplarını not aldım . Dersin bitmesine az bir süre kalalı; Eee bücür senin soracak sorun yok mu? Salondaki herkes şaşkınca bücürü ararken , ben gözlerimi kısıp sahte bir gülümseme sundu. Yokkk ! ( Öküz ) Diye kısık sesle söyledim. O ilk sesimi işittiğinde dudaklarıma odaklandığı için bu anlıcağının farkındaydım. Burnundan sesli bir nefes verip , dudağının sağ tarafını kıvrıldı. Sağ tarafına bakıp tekrar gözlerime baktı bense yüzümde deminki sahte gülümsemeyi silip kaşlarımı çatıp, dişlerimi bir birine bastırıyordum. Ne olursa olsun herkesin yanında veya önünde bu kelimeyi kullanamazdım. Çünkü o burda benim hocam sıfatındaydı.Dersin bitmesini bekleyemeyecek kadar öfkelenmiştim. Bana nasıl bücür derdi hemde herkesin içinde. Daha fazla yüzüne bakmak dahi istemiyordum. Ben çıkabilirmiyim. Bunu sormam bile ondan gelecek cevaba göre hareket edeceğimi göstermiyordu. Hayır ! Aldığım net cevabın daha fazlasını dinlemeden, not defterimi ve kalemimi çantama atıp, yerimde ayaklandım. Sıranın sonuna gelmemle merdivenleri inmeye başladım. Herkesin gözleri bizim üstümüzde bizim gözlerimiz ise birbirimizdeydi. Ben onun gözlerinin içine bakarak merdivenleri inmeye başladım. Ayağıma giyindiğim mantar topuk ayakkabım sınıfın sesizliğinde tok bir ses çıkarıyordu. Bölmelerin bitmesiyle arkamı ona dönüp kapıya yürüdüm kapının kulpunu tutmamla; Bücür... Çıkarsan çok kötü şeylere sebep olursun. Bu bana karşı apaçık bir tehditti. Ama beni bununla durduramazdı daha etkili bir şeyler yapması gerekiyordu. Sanki onun söylediklerini hiç işitmemiş gibi kapıyı açıp kendimi koridora attım kapıyı sertçe çarpmamla kırılacağını sandım. Koridorun sonuna ulaşıp kendimi bahçeye atıcaktımki , kolumu sertçe kavrayan parmaklarla durdum. Önce ele sonra elin sahibine baktım. " Öküz" dü. " Bileğim acıyordu." Beni çekiştirerek tekrar fakülteden içeriye soktu. Koridorda tek tük kişi vardı zaten onlarda bize şaşkınca bakıyorlardı. O adımladıkça ben arkasında sürükleniyordum. Merdivenlerden yukarıya çıktıktan sonra kendi odasına yönelip kapının önüne ulaştık. Hiç bana dönüp bakmadan kapıyı açıp içeriye girmemizi sağaldı. Beni hafifçe ileriye doğru itip kapıyı arkamızdan çekti, ve kapattı kilitle uğraşmasıyla kapıyı kiletlediğini anladım. " Şuan gerçekten korkmaya başladım." Yüzünü bana dönmesiyle , gözlerinde öfkeden oluşmuş alevleri gördüm." Bu alevler beni yakmayı bırak bütün fakülteyi küle çevirirdi." Hızla bana yaklaşıp , benimde geri geri gitmemle pencereyle öküzün arasında kalmam bir oldu. Ellerini pencereye koyup hareket etme alanımı daha çok kısıtladı. O kadar yakındık ki bacaklarımın titremesine engel olamıyordum. Derin bir nefes alıp , nefesimi yüzüme sanki tokat çarparcasına bıraktıktan sonra, Beni neden dinlemiyorsun? Bücür. Seni dinlemek zorunda değilim ÖKÜZ! Dişlerimi bastırarak söylememle kaşları daha çok çatıldı. Sana beni sınama demiştim. Ama sen beni sınamayı bırak benimle dans ediyorsun Efnan... İlk defa ağzından ismimi duyuyordum yüksek ve bağıraraktı ayrıca . " Dur bir dakika ben ona adımı söylememiştim ki nerden biliyor." Sende beni sınama ozaman bay Ukala . Bu cümlelerimle gülerek başını yana attı. Bana bak bücür, beni sakın sakin biri olarak görme keza asla öyle bir insan olmadım. Ve sakinliğimi yitirdiğim zaman karşımdakinin kim olduğuna bakmam...incitmektende çekinmem.Anladınmı beni? Kurduğu cümlelerle gerçekten öfkem bütün vücudumu sarmaya başlamıştı.Daha fazla onu dinlemek istemiyordum. Karşısındakinin bir kadın olduğunu anlamasını istiyordum sadece.Çantamı yere attım, ellerimi göğsüne koyup onu arkaya doğru itmeye başladım.sıfır mesafeyle onu duvara yasladım. Ellerimi göğüslerinden çektim" kalbi gerçekten deli gibi çarpıyordu." Onun yaptığı gibi ellerimi duvara koyup öküzü duvarla aramda bıraktım . Bana bak öküz ! bende hiç bir zaman bir adama boyun eğmedim . Sakın beni kölen olarak algılama ve ben senin ne düşündüğünü umursamıyorum bunu bil. Ve sen beni bu raddeye getirdin anladın mı? Sus bücür! Hayır bugün susmucaktım bu artık beni küçümsemeye kadar yol almıştı, benim buna dur demem lazımdı ve yapacaktımda. Sen benimle çarpışıp bide beni ezercesine bücür demiştin. Ve bunu hala söylemeye devam ediyorsun. Sus ! Sesi kısık ve buğuk çıkıyordu . Ama ben susmucaktım. Herkesin içinde bana bücür dedin. Diye yüksek sesli bağırmamla dudaklarımda hissettiğim baskıyla susmak zorunda kaldım. " Allah' ım biz ne haldeydik, bedenlerimiz bir birine girmişti. Ve dudaklarımız da birbiriyle asice kesişmişti." Artık başım dönmeye başlamıştı. Kendimi o kadar kasıyordumki ... buna sebepse sadece dudaklarını dudağıma bastırmasıydı. Kendini benden uzaklaştırıp ellerinin arasına aldığı yüzümüzü, aşağıya doğru eğip alnıma alnını yasladı ." Kendimi yere bırakmamak için çabalıyordum. " Tekrar dudaklarama doğru yelteneceğini anladığımda kendimi toparlayıp onu ittim ve suratına sert bir tokat indirdim. Sadece yüzü hafif yana dönmüştü. Ondan uzaklaşıp işaret parmağımı ona doğru uzattım. Bana bak öküz bidaha bana dokunmayı bırak yaklaştığını bile hissetmicem. Deyip ondan uzaklaşarak pencerenin önünde yere attığım çantamı alıp hiç göz temasına girmeden odadan çıktım. O kadar öfkeliydimki , bir türlü sakinleşemiyordum. Motorumun önüne gelince çantamı sırtıma takıp başıma kaskımı taktım , üzerine binerek anahatarı çevirdim. Şuanda tek istediğim bu adamın benden uzak durmasıydı. O kadar hızlı dönüş yapmıştımki , hemen oradan uzaklaşmıştım. Sahile gelip kendimi denizin kenarına attım. Sadece aklımdan bundüşünceleri atmak istiyordum. Kafamın meşkul olması gerekiyordu bunun için, ayaklanıp kütüphaneye gitmek için yola koyuldum bir saat sonra kütüphadeydim. Burada çok fazla duramayacağımın farkındaydım.Çünkü bara gitmem. gerekiyordu. Hemen Bilim kurgu ve romantik olarak bir kaç tane roman alıp defteri imzalamak için danışmana ilerledim. "Üyeliğim olduğu için imzayla alıp okuduktan sonra tekrar bırakıyordum." Üç romanı çantama koyup kaskımı takacağım sırada telefonum çaldı. Tekrar çantamı aralayıp telefonumu aldım, Kader arıyordu. Alo ! Efnan ben evdeyim hemen gelebilir misin? Lütfen . Ağlıyordu , ve ben gerçekten endişelenmistim . Tamam gülüm sen ağlama hemn geliyorum konuşuruz. Deyip telefonu kapatıp, motora atladım. Evin önüne gelince hemen kaskı başımdan çıkartıp, binaya giriş yaptım.Kapı aralı içerde tanımadığım takım elbiseli adamlar vardı. Noluyor burda. E.... Efnan , icra .İcra geldi. O kadar şaşırmıştımki ne yapacağımı ne söyleyeceğimi bilemedim. Sadece hemen evimizdeki yabancılardan kurtulmam gerekiyordu. Beyfendi. Bana bir anlatırmısınız lütfen. ... Adamın anlattıklarıyla sadece yüz bin için iki gün mühletimiz olduğunu anladım. " Kader biz eve ilk taşındığımızda kredi çekip eşyaları almış. Bana bir arkadaşımdan aldım ay ay ödeyeceğim demeseydi belkide bu halde olmayacaktık." Adamların evdenngitmesiyle Kader' e döndüğümde hüngür hüngür ağlıyordu. Onun ağlaması benim için katlanılmaz bir durumdu. Tamam Kader ağlama artık benim bara gitmem lazım . Hem belki patronla konuşursam avans alabilirim. Dememle yüzünde buruk bir tebessüm oluştu. Burnunu çekip, göz yaşını silerek : Olur demi bir yol buluruz. Başımı olumlu anlamda salalyınca ayağa kaltım. Benim gitmem lazım. Deyip kapıya yöneldim, Efnan bana çokmu kızdın. Beni affet aekadaşım sana doğruyu söylemeliydim. Evet kızgındım ama onun bu halde olması bütün kızgınlığımı yok ediyordu. Merak etme ben gider gitmez konuşucam tamam mı? Deyip evden ayrıldım. Bardan içeriye girmemle Murat' la karşılaştım. Merhaba Murat benim hemen patronla konuşmam lazım biraz özel bir mesele, bana odasını tarif eder misin. Tabi ... merak ettim ama özel dediğin için üstelemicem. Patronun odası soyunma odalarının sonunda. Demesiyle gülümseyip başımı aşağıya yukarıya salladım. Hemen patronun odasının önüne gelip kapıyı çaldım . İçeriden gelen ; Gell ! Sesiyle kapıyı aralayıp kendimi içeriye attım. Kapıyı kapatıp arkamı dönmemle yerimde sendeledim... "Bu adam benim başımın belasıydı."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD