"Kimsenin özel alanına burnunu sokmamayı öğrenmelisin." diyerek son kez gözlerine baktım bir şey söylemesini beklemeden arkamı döndüğüm gibi sert adımlarla terastan çıkıyordum ki, arkamdaki adamın sert sesini duymamla olduğum yerde kalakaldım.
"Ona aşıksın biliyorum." söylediği şeyi idrak edemedim. Önce telefondaki kişiyi kast ettiğini düşünmek istesem de sessiz kalmasından ve benim hala olduğum yerde durmaya devam ettiğimden ondan bahsettiğini anladım. Ama bu olamaz. Bunu anlayamaz. Aklım durmuş gibi sadece olduğum yerde dikiliyordum. Ayaklarım olduğum yeri hissetmiyor aklım bulanıklaşıyor. Yıllardır kendimden bile sakındığımı nerden bilebilir. Ya da nasıl anladı. Gözlerim istemsiz içeri de kahkahalarla gülen çifte döndü. Ben onu sevdiğimi gizleyemiyorum. Çevresinde olmamam gerekiyordu. Bugün bu yabancı adam anladıysa Mert de... Selin de anlardı. Duygularımı iyi gizlediğimi düşünürken bu adam nasıl olur da anlardı. Uzun süre izlediğim o çiftten gözlerimi çekerek arkamı döndüm. Bu sefer bakışlarında yumuşama vardı. Az önceki gibi sert değil, meydan okuyan ifadesinin yerinde benim yenilgimden memnun olmamış biri vardı.
…………………
“Benimle aşk oyununa var mısın?" duyduğum şeyle şaşkınlıkla yüzüne baktım. Bu adam ne diyordu böyle, cümlenin mi durumun mu garipliğinden mi bilmiyorum gülmeye başladım. Kahkahalarım sesli bir şekilde mekanda duyuluyorken, bütün duygularım alt üst olmuş ne düşüneceğimi kestiremiyordum. Dudağının kenarı benim gibi hafiften kıvrılsa da olayın gerçekliği hala kendini koruyordu.
Demir hala durmuş tepkilerimi izlerken inanamıyordum. Koskoca adam ne diyordu. Hayır yani böyle işlerle mi uğraşacağız. En sonunda gülümsem dondu ve onun ciddiyetini hala koruduğunu fark edince hayretle yüzüne baktım.
Hayat, her zaman kurduğumuz planlara sadık kalmazdı. Eninde sonunda olması gereken olur, bütün planları alt üst eden o kişi karşınıza çıkardı.