Çetin Koçarslan O kelime… Hamile. Bir çekiç gibi indi kafama. Kulaklarım uğuldadı. Gözlerimi kırpıştırdım, doktorun yüzünü net görmeye çalıştım. Yanlış duymuş olmalıydım. Zihnim bu bilgiyi işleyemiyordu. Zümra… Küçük, narin bedeninin içinde bizden bir parça daha mı vardı? Berat’tan sonra... Yeni bir hayat mı? “Ne… Ne dediniz?” diye tekrarladım sesim kendi kulağıma bile uzaktan geliyordu. “Hamile mi? Nasıl… Yani, bebek…” “Eşiniz hamile, Çetin Bey,” diye yumuşak ama net bir tonla tekrarladı Profesör Eren. “Çok erken dönemde. Gebelik kesesi ve fetal kalp atışı tespit edildi. Büyük ihtimalle kendisi de henüz farkında değildi.” Dünya altüst oldu. Bir elimi yanımdaki duvara dayamak zorunda kaldım. Nefesim kesilmiş gibiydi. İçimde bir kasırga koptu. İnanılmaz bir sevinç dalgası, hemen ardın

