Çetin Koçarslan Cezaevinin o devasa, soğuk demir kapıları büyük ve mekanik bir gıcırtıyla iki yana açıldığında, yüzüme çarpan sabah ayazı ciğerlerimi yaktı. Özgürlük... İnsanın sevdikleri tehlikedeyken, özgürlük denen şey sadece daha büyük bir hapishanenin avlusuna çıkmaktan farksızdı. Kapının hemen dışında, siyah cipin kaputuna yaslanmış, elinde sigarasıyla bekleyen Eren’i gördüm. Beni gördüğü an sigarasını yere atıp ezdi ve hızla bana doğru yürüdü. Yüzünde gram uyku uyumadığının, bütün geceyi o savcıların, hakimlerin ve Ankara’daki o kodamanların kapısında beni dışarı çıkarmak için harcadığının izleri vardı. Aramızdaki o birkaç adımlık mesafeyi kapatıp birbirimize sıkıca sarıldık. O benim sadece sağ kolum değil, bu hayatta güvendiğim tek kardeşim, tek yoldaşımdı. “Çıktın kardeşim,” d

