KAYIP VALİZ
Büyük emeklerle ve yeni umutlarla hayallerimize adım adım ilerliyorduk. Eşimin vefatından sonra ağır depresyon geçirip kendimi dış dünyaya kapatmıştım. Sonuçta aynı hayatı paylaşmak aile olmak beraber yaşlanmak için bir ömür “evet” dediğimiz insanın acı bir şekilde ölmesi kolay kaldırılacak birşey değil.
Ozanla tanıştığımda üniversitede son sınıftaydım. Mezun olmama az bir zaman kalmıştı. O da bir firmada idari kadroda çalışıyordu. Benden 4 yaş büyüktü. İki ay sevgililik döneminden sonra evlilik kararı aldık. “Artık günüm seninle aydınlansın gözümü açtığımda yanımda sen ol Beril” diyerek içimde kelebeklerin uçuşmasına sebep olmuştu. Çok heyecanlıydım.
Ailem çok karşı çıktı bu duruma ancak gözüm o kadar kör olmuştu ki evlenme kararımdan vazgeçmeyeceğimi anladıklarında mezuniyetten sonra nikah yapılmasına onay verdiler. Ayaklarım yere basmıyordu resmen. Beni öylesine etkilemişti ki gerçekleri görmem uzun zaman aldı.
Evlendikten sonra bir firmada işe başladım. Herşey çok güzel gidiyordu en azından ben öyle zannediyordum ya da kendimi öyle kandırıyordum. Biraz da aileme kızıyordum bu konuda . Beni o kadar kapalı yetiştirmeye çalıştılar ki Ozanın yanında kendimi rahat hissediyordum.
Antalya’dan İstanbula gelip okumam bile onlar için büyük bir adımdı tabi amcamların yanında kalmam şartıyla. Sanki benden bir şey saklıyorlardı da öğrenmemem için ellerinden gelen her şeyi yapıyor gibilerdi. Çocukluğumda en yakın arkadaşlarım kuzenlerim Pelin ve Selindi. Çok iyi anlaşırdık. Özellikle Pelinle kafa yapılarımız çok uyumluydu. Selin bize nazaran daha deli dolu, hayalperest anı yaşayan bir tipti. Pelinle ben daha mantıklı ve yaşımıza göre olgun davranan tiplerdik. Bu sebepten ötürü Pelin evlenme kararıma hem şaşırmış hem de tepki göstermişti.
Ne kadar akıllı mantıklı biri olsan da hayatta herkes bir gün hata yapar. Önemli olan sonrasında nasıl ilerleyeceğindir. Belki de o hatalar sana yeni kapılar açıp bambaşka bir dünyanın olduğunu gösterme içindir. Benim başıma gelenler hayatımın bitti dediği anda yeniden doğabileceğini ikinci bir şansımın olabileceğini ve daha sağlam adımlarla ilerleyebileceğimi gösterdi.
GÜNÜMÜZ…
Havaalanında gelen yolcu kısmında kızları beklerken insanların valizleriyle telaşlı bir şekilde ordan oraya gidişini izliyordum. Kimisi çok gergin toplantısına yetişmeye çalışan bir iş insanı, kimisi gezmeye gelmiş sağa sola bakınıp nereye nasıl gidebilirim düşüncesiyle ilerliyor. Bazısı da kendilerini karşılamaya gelenleri arayan gözlerle etrafa bakınıyor. Ama bir türlü bizim kızlar görünmüyor etrafta. Uçaklarının inişinin üzerinden nerdeyse 45 dakika geçti.
Zaten bir ay önce gelip birlikte kalacağımız evdeki tüm düzenlemeleri yapıp gitmişlerdi. Sadece kişisel eşyalarının olduğu bir tane büyük valiz alıp geleceklerdi. Bu kadar beklemelerinin sebebini düşünürken aramaya karar verdim.
Tam o esnada karşıdan telaşla bana doğru gelen Pelin ve Selinle göz göze geldim.
“Hoşgeldiniz kızlar nerde kaldınız”
“İki dakika sadece iki dakikacık telefon görüşmesi yapmak için arkamı döndüm gidip başkasının valizini almış Beril. Farkettiğimizde çok geç olmuştu zaten orada bekleyen bir kaç kişi kalmıştı onlarında valizi bizimkiyle alakası yoktu.” Diyerek tek nefeste durumu özetledi Pelin.
“Telefon görüşmeni sonra yapsaydın o zaman sen sahip çıksaydın valize Pelin “ diyerek çıkıştı tabiki Selin. Asla altta kalamazdı. Aralarında 2 yaş bile yoktu Pelin büyük olandı ama Selin abla demeyi demode buluyordu.
“Sana iş verende kabahat zaten”
“Tamam artık olan olmuş sendeki valize baktın mı bi yerinde isim ya da bir bilgi var mı” diye sorarak olayın çözüme kavuşması için adım attım.
“Bana söylenmesi o kadar uzun sürdü ki seni bekletmemek için bakamadık yanına gelince bakarız dedik” valizin üzerinde bagaj etiketi vardı. Buna sevindim çünkü işimiz hızlıca çözülecekti en azından.
“Bagaj etiketindeki numarayı arayıp konuşacağım sorun çözülecek. Siz de sakin olun artık “ dedim.
Bu stresle ikisinin de aramasını istemedim. Bagajın üzerindeki etiketten isminin Aykan Saygın olduğunu öğrendiğim kişinin telefon numarasını tuşlayıp aradım. Uzun uzun çaldı ama açmadı. Yolda olduğunu düşünüp duymamıştır tekrar aradım. Normalde üst üste aramayı sevmem hele ki elin adamını ikince kez aramayı hiç istemem ama şu an durum farklı.
İkinci aramamda sıkıntılı bir ses tonuyla telefonu açıp biraz da sinirle karışık “Efendim” dedi. Sanki keyfimizden arıyoruz. Gerçi adam nerden bilsin valiz için aradığımı
.
“Merhaba Aykan bey ismim Beril kuzenlerimin valizi sizinkiyle karışmış sizde farketmişsinizdir zaten. Şu an nerdesiniz valizlerimizi değiştirelim bir an önce sizinde mağdur olmanızı istemem.” Diyerek biraz yumuşatmaya çalıştım adamı. Sonuçta bizim kız alıp gelmiş valizi. Gerçi belki de Aykan bey önce davranıp yanlış valizi aldı. Bu da ihtimaldi tabi
Derin bir nefes verdi.
“Şu an toplantıdayım çıkınca konuşalım “ diyio kapattı. Rahatlığa bak kapattı.
Delirdim resmen tekrar aradım. Bu sırada kızlar sakinleşmiş beni izliyorlardı.
İkinci çalışta açtı telefonu
“Beyfendi siz beni anlamadınız sanırım havaalanında bekliyoruz bir an önce değişimi yapalım siz gelemiyorsanız başkasını gönderin” dedim bir nefeste. Sinirlenme sırası bana gelmişti. Uzun süredir kimseyle tartışma içine girmemiştim. Bana dokunmayan yılan modundaydım ama adam resmen eski dişli Berili çıkardı ortaya.
“Beril hanım toplantıdayım telefonu açtığıma şükredin. İşim bitsin döneceğim size.”
“Toplantınız ne zamana biter Aykan bey “
“2-3 saat sürebilir isterseniz şirkete getirebilirsiniz asistanım halleder”
“Oldu başka bir isteğiniz var mı?”
“Şu an için yok “. Güldüğüne yemin edebilirdim. Dalga geçiyordu resmen.
Beni dikkatle izleyen kızlara döndüm
“Adamın toplantısı yaklaşık 3 saat sürecekmiş toplantıdan sonra konuşuruz bir yer belirleriz orda değişimi yaparız “ dedim. Daha fazla uğraşmak istemiyordum. Gereksiz uzadı konu.
“Beril uçaktan ineli ne kadar oldu da toplantıya girdi bu adam anlamadım “ benim de aklıma şüphe düşmedi değil.
“Ama biz üç saat bekleyemeyiz hemen almamız lazım “ diyen seline döndüm
“Neden “ diye sordum.
“Çünkü ben birikimimiz olan altınları kıyafetlerin arasına sarıp valize koydum. “ dedi mahçup bir şekilde . Gözler kocaman açılan Pelin
“Sen onları bozdurup hesaba yatırmadın mı Selin “
“Ya abla vakit kalmadı ona bende burada bozdururuz diye sana öyle dedim “ abla. Dediğine göre suçunu kabul edip teslim oluyor demekti.
Daha fazla gerginlik çıkmaması adına
“Tamam sakin olun şirketin adresini alalım gidip değiştirelim valizleri bu konuda kapansın artık “ dedim.
Mecbur Aykan beyfendiyi bir kere daha arayıp adresi istedim. Neyseki sakin bir şekilde konuşup şirketin adını verdi. Nasıl çalışansa toplantıda rahatlıkla telefon açıyor diye düşünürken SAYGIN HOLDİNG demesiyle sorularımın cevabını aldım.
Holdingin önünde taksiden indik güvenliğe durumu anlatınca birileriyle görüşüp bizi yönlendirdi. Adamla ben konuştuğum için kızlara aşağıda beklemelerini söyledim. Sonuçta cümbür cemaat gitmenin anlamı yoktu.
Güvenliğin yönlendirdiği şekilde asansöre binip 28. Kata çıktım ilk defa asansörle bu kadar yüksekliğe çıkıyordum. Asansörden indim sağa döndüm odaların kapısının yanında yazan isimliklerden Aykan beyin odasını bulmaya çalışıyordum ama bir türlü göremedim. Elimde valizle bakınırken tam arkamda kalan koridorun diğer kısmındaki kapı açıldı içerden birkaç kişi çıktı ve bir tanesiyle göz göze geldim.
Beni görünce sanki geçmişten bir şeyler hatırlamış gibi baktı yüzüme bir müddet. Yanındaki hala konuşmasına devam ediyordu onunla konuşmasını sonlandırıp bana doğru ilerledi. Yanıma geldiğinde elini uzatıp
“Merhaba Beril hanım” dedi. Valizle görünce isminle hitap etmesi normal geldi ama konuşma sırasında kuzenlerim adına aradığımı söylemiştim. Belki kızlardan biri gelmişti. Sanki beni tanıyor gibi emin bir şekilde konuştu. Uzattığı eline karşılık elimi uzatıp selamlaştık.
“Bora Can Saygın “ dedi. Nasıl yani ben Aykan bey diye konuşuyorum zannederken Bora Can beyle mi konuşuyordum.