Bu kadar mutluluk fazlaydı. Şimdi kafede yine hep beraberdik. Bu sefer herkes sessizce kendi düşüncelerinde boğuluyordu. Ellerimle şakaklarımı ovuşturmadan hemen önce dizlerimi kendime çekip sandalyede daha da küçüldüm. Alp hemen yanımdaki sandalyede, önündeki kahve kupasında baş parmağını gezdirerek çıkan dumanları izliyordu. Başımı dizlerime yaslayıp kafamı öbür yanıma çevirdim. Mert ellerini birbirine kenetlemiş, omzuna başını yaslayan Didem’e bakıyordu. Başımı kaldırıp karşımda oturan Dağhan’a baktım. Göz göze gelmiştik. Çenemi dizime bastırıp ona bakmaya devam ettim. O da bakışlarını ayırmadan derin derin iç çekti. İkimizde bir şey söylemeyi ısrarla reddediyorduk. Gözlerimi yavaşça kapatıp açtım. Bu bizim aramızda ‘ben iyiyim’ demekti. Annem öldüğünde ve ben konu

